Terrence Malick'in mana arayışı bezdirdi

Terrence Malick'in mana arayışı bezdirdi
Terrence Malick'in mana arayışı bezdirdi
Amerikalı usta yönetmen Terrence Malick'in son dönem filmlerindeki stilize mana arayışları Berlin'de Altın Ayı için yarışan 'Knight of Cups'ta da devam ediyor. Christian Bale ve Natalie Portman gibi yıldızların rol aldığı film, hayal kırıklığı yarattı.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR - esin.sinema@gmail.com / Arşivi

Altın Ayı için yarışan Terrence Malick'in son dönem stilize mana arayışından müzdarip eleştirmenlerin ayak sürüdüğü ama bol starlı kadrosu ve üstadın imzasına kayıtsız kalamadığı “Knight of Cups”ın dünkü basın gösteriminde Berlinale tarihinin ender izdihamlardan birisi yaşandı; gazeteciler gereksizce gerildi, herkese yer kaldığı anlaşılıncaya kadar boş bir koltuk namına birbirini gerdi! 

“NE KADINLAR SEVDİM, ZATEN YOKTULAR”
Amerikalı üstad Malick halimizi görseydi, muhtemelen üzülürdü çünkü filmdeki Christian Bale'in sefih karakteriyle tam da bize fani hırslara takılmanın faydalı bir şey olmadığını hatırlatıyordu, izleyecektik! Ne var ki, mitolojide kral babasının kutsal inciyi bulması için Mısır 'a gönderdiği ama yolda kişisel menkibesini unutan şövalye oğul misali başarılı bir senarist olarak Hollywood dekadansında sefahate dalan Bale'in iki saatlik mana arayışının filmi hayal kırıklığı yarattı. Ne de olsa şık evlerde gezinen, marka giysileriyle hüzünle uzaklara bakmadığı zaman havada süzülerek dans eden şahane kadınlara eşlik eden bu 'sefih' adamın hayatı uzun bir klip gibi! Sıradan bir Los Angeles depremiyle dünyası metaforik olarak da sarsılan yakışıklı senaristimiz Tarot kartları üzerinden kadim bilgiye ulaşabilir, 'baba kompleksini' yenebilir, ihanetle boşandığı güzelim doktor karısını (Cate Blanchett) hatırlayarak veya yeniden sevmeyi deneyerek (Natalie Portman) nedamet getirebilir, pahalı takım elbiseleriyle habire denize havuza dalarak dünyevi keyif ve kederlerden arınabilir yani takdis edilebilir miydi? Neyse ki filmdeki rahibin sonunda “Acılar, gerçek ışığı görmen için var, oğlum” sözleri misali biz de kapanış jeneriğiyle salon ışıklarını selameten gördük.

İNANMAK GEREK!
Gelgelelim inançlı Malick, yine ortalıklarda yoktu, hiç görünmedi. Oyuncularıyla bir formalite fotoğrafı çektirip basın toplantısını Christian Bale ve Natalie Portman'a bıraktı. Yönetmenin yokluğunu hissettirmemeye çalışan Bale, senaryosuz çalıştığını samimiyetle açıkladı: “Bize filmin neyle ilgili olduğunu, konusunu filan söylemedi ama karakterimle ilgili çalıştık elbette”. İşin esası, sabah ne rol keseceğini bilmeden sete gelmiş, kendi deyişiyle 'üstadına inanmış ve teslim olmuş''. İsa misali acı çeken bir ruh olarak dolaşan seyri güzel adam Bale'i izlemek hiç de fena değildi, galiba sete olduğu gibi gelmesi yeterli olmuştu. Natalie Portman ise ilk yönetmenliğine hazırlandığı bir dönemde Malick'le çalışmanın müthiş bir deneyim olduğundan dem vurdu, “Rolüm küçük ama şansım büyük! Sinemada bildik kuralların çok da gerekli olmadığını öğretti bana. Yağmur yağıyorsa çekimi değiştirme, ona göre çek” sözleriyle doğaçlama yapmayı nasıl da keşfettiğini sevinerek anlattı.