Tezkere yerine Avrupa bileti

Tezkere yerine Avrupa bileti
Tezkere yerine Avrupa bileti
En önemli 'breakdans' aktivitesi kabul edilen Red Bull BC One Türkiye Finali'nin birincisi, 'komutan izniyle' yarışan Eksen lakaplı Oğuzhan Yumruk oldu
Haber: UMUT EROĞLU / Arşivi

Breakdans, Türkiye ’de sessiz ama kararlı adımlarla büyüyen bir alt kültür. Birkaç yıl öncesine kadar sokakta kendi halinde dans eden çocukların uğraşı sayılıyordu. Şimdilerde Türkiye’nin dört bir yanında yarı profesyonel seviyede dans eden gençleri bulmak mümkün. Pazar günü garajistanbul’da finalist 16 B-Boy’un (breakdansçı) ikili mücadele ettiği etkinliğe olan yoğun ilgi, breakdans’ın kendi hayran kitlesini de oluşturmaya başladığını gösteriyor. Finalde İzmirli Okan ve İstanbullu Eksen’in kıyasıya mücadelesinde galip gelen Eksen oldu. Jüri dünyanın sayılı dansçılarından, ülkemizde Flying Bach performansıyla boy gösteren Alman Vartan, Doğu Avrupa’nın yıldızı Kolobok ve Japonya’nın efsanevi B-Boy’u Taisuke’den oluşuyordu. Taisuke, Vartan ve Kolobo ile Türk breakdansçılarını konuştuk. 

‘Türkler alt orta seviyede’
Vartan, Türk dansçıların solo performanslarını başarılı bulmakla birlikte dünya çapında mücadele için yeterli olmadığını düşünüyor. Dansçıların belli figürleri iyi yaptığını ancak az figür sergilediğini söylüyor. Yeni başlayanlara tavsiyesi basit: “Başkalarına kulak asmadan kendi bildiğinizi okuyun.” Ukraynalı Kolobok, Türkiye’de izlediği dansçıların motivasyona ihtiyacı olduğunu düşünüyor. “Avrupa’da seviye yüksek olabilir ama sizin de seviyenizin hakkını vermeniz gerek. Dansçılar hareketleri uygularken detaylarla kendilerini iyi sunmalı” diyor. Taisuke’ye göre Türkiye dünya çapında alt orta seviyede. Ona göre Türk dansçıların en büyük problemi hareketleri bitirmiyor olmaları. Red Bull BC One dünya finali, temmuzda Rio De Jenairo’da gerçekleşecek. 

Şafak 34, şampiyon!
Avrupa elemelerine gitmeye hak kazanan Oğuzhan Yumruk yarışmaya geçen sene askerlik nedeniyle katılmamış, bu sene ise komutanların izniyle gelmiş. Komutanları yarışmaya bir ay kala subaylara ait spor salonunda çalışmasına izin vermiş ama “Almadan gelmemek” şartıyla. İstanbul’da şafak 34 saydığı final günü için “İlk elemeyi atlattıktan sonra çok rahatladım, böyle zeminde hiç oynamamıştım” diyor. Hep betonda dans etmiş, salonda rahat etmiyor. Beş senedir dans ediyor. “Kimseden korkmuyorum, Avrupa’da en azından bir iki kişiyi elerim. Onlar daha teknik, Türkiye’de her şey güçle yapılıyor” diyor. Yazın animatörlükle uğraşıyor. Dansa devam edecek ama profesyonel düşünmüyor. Çevreden destek görüyor ama annesinin desteğini henüz alamamış, “Yorum yapmıyor” diyor. Kendi deyimiyle milletin küçük görmesi yüzünden hırslanmış. Etrafından göre göre kendisini geliştirmiş, adamakıllı örnek olmadığı için ‘hoplaya zıplaya’ tarzını oluşturmuş. Yeni başlayanlara “Kimseyi takmasınlar, etkilenip hırs yaparlarsa sakatlanabilirler” diyor.