'The Walking Dead' ekibiyle baş başa...

'The Walking Dead' ekibiyle baş başa...
'The Walking Dead' ekibiyle baş başa...
6'ncı sezonunun çok şiddetli ve sert geçeceği açıklanan 'The Walking Dead'in ekibiyle Londra'da bir araya geldik. Efsane dizinin dütün makyajlarından ve görsel efektlerinden sorumlu yürütücü yapımcısı Greg Nicotero ve Aaron karakterini canlandıran Ross Marquand Radikal'e konuştu....
Haber: NESLİHAN AKDAŞ - nesli.akdas@gmail.com / Arşivi

Dizinin baş yapımcısı ve yaratıcısı Robert Kirman, 6’ncı sezonun çok şiddetli ve sert geçeceğinin tüyosunu zaten en baştan vermişti. Dizinin 5’inci bölümü Pazartesi FX’de. İlk dört bölüm hakkıyla gerdi, korkuttu, daralttı, şaşırttı. Ve fanlarını şu ana kafar fazlasıyla tatmin etti. Malum, dizinin güvenli yerleşim alanı Alexandria’nın sakinleri de bir o kadar gergin. Dünyanın dört bir yanında izlenme rekorları kıran dizi, Türkiye’de de The Game of Thrones gibi kemikleşmiş bir izleyici kitlesine sahip. Her ne kadar The Game of Thrones gibi ana karakterlerine ani ve sert ölümleri reva görmese de yeni sezonun 3’üncü bölümünde dizinin önemli karakterlerinden Gleen (Steven Yeun) öldü örneğin.

Londra’da bir araya geldiğimiz The Walking Dead’in bütün makyajlarından ve görsel efektlerinden sorumlu yürütücü yapımcısı Greg Nicotero, altıncı sezonu şu beş kelimeyle özetliyor: Merhametsiz, aksiyon dolu, üzücü, bilgilendirici, sürprizlerle dolu. Diziyi yakından takip etmeyenler için altını çizelim; Bu yalnızca zombi yanından bir yapım değil. İyiyle kötünün savaşı bildiğimiz tüm evrensel kurallarıyla dizinin başrolünde. Ya da şöyle söyleyelim; “insanın insana ettiğini, insan insana etmez."

Londra’daki The Walking Dead çıkarmasını Gregg Nicotero’yla başladık anlatmaya, onunla devam edelim. Kendine güveni, zeka fışkıran gözleri ve cool haliyle Nicotero kesinlikle etkileyici bir adam. “Zombileri sizin için çekici kılan ne?” diye soruyoruz. “Bu benim kanımda var” diyerek anlatmaya başlıyor. “ABD’de Pitsburg’de doğdum. Living Dead’in çekildiği mezarlığa yakın oturuyorduk. George Lucas’la tanıştım. O yüzden çok gençken zombilere dair çok özgün bir deneyimim oldu. Herkesin merakı var. Day of the Dead filmi benim ilk işimdi. Babam doktor olduğu için benim de insan anatomisine dair bilgim var.”

İlk ceset gördüğü zamanı da anlatıyor Nicotero: “Ürkütücüydü. Babamla dışarı yemeğe çıktığımızda bazen eve dönerken hastaneye uğrardık. Babam işlerle ilgilenirken gece yarısı erkek kardeşimle hastanede dolanırdık. Morga inerdik. 8 yaşlarındaydım. ‘Morgda ne kadar kalabiliriz’ diye oyun oynardık.”

Dizinin 6’ncı sezonun ilk bölümü gibi bazı bölümlerini de yöneten Gregg Nicotero’ın ‘vahşi yaratıcılığı’na örneği kendi ağzından dinleyelim: “Dizide tekrara düştüğümüz noktasında nasıl devşiririz diye bakıyoruz. Senaryo ‘jipin altında kalmış bir zombi var’ diye geliyor. Ben o sahneye ‘Jip zombiye çarpmış. Zombi lastik yuvası arasında sıkışmış. Bu sırada bağırsakları dingile dolanmış ve araç kontrolünü kaybedip, devrilmiş’ detayını ekliyorum. Bu sırada settekiler tedirgin bana bakıyor ve soruyorlar; ‘Nasıl böyle düşünebiliyorsun? Derdin ne?’”

ALEXANDRA NASIL AYAKTA KALDI?

“Dizinin dünyanın en çok ses getiren yapımlarından biri olması omuzlarınızda nasıl bir yük bindiriyor?” sorusuna da uzun uzun anlatacakları var: “Ağır bir yük aldığımı söyleyemem. Sorumluluğum diziyi canlı tutmak. Tekrara düşmemek gerekiyor. Çizgi romana baktığımızda dizi şu an çok farklı bir dünyada. Bu sezonun ilk bölümünde 30 bin kişilik zombi sürüsü muhteşemdi. Geçen sezon çekimleri yaparken ‘Alexandra nasıl ayakta kalabilir?’ demiştim. Etrafında duvarlar olduğu halde neden birileri üstünden aşmıyor. Bana hiç mantıklı gelmemişti. Andrew’de üzerinde çalışıyorum demişti. Sonradan maden ocağı fikri ortaya çıktı. Yani heyecan için bir tehdit gerekiyordu. Madenin arka plan hikayesi ise şöyle; orada daha önce yaşayanlar walker olmuşlar. Onların yaptığı gürültünün peşine etraftaki bütün zombiler yönelmiş. O kocaman çukurda toplanmışlar ve çıkamamışlar. 2 yıl içinde 30 bin zombi toplanmış. Alexandra aslında maden ocağı sayesinde ayakta kalabilmiş. Yoksa tüm zombiler orayı talan etmiş olacaktı. İşte geçen sezon böyle bir yer nasıl ayakta kalabilir diye soran zeki izleyicilere de cevap.”

30 BİN ZOMBİNİN MAKYAJI NASIL YAPILDI?


Peki 30 bin zombi nasıl yarattınız, tek tek makyaj mı yapıldı? Gregg Nicotero’dan dinleyelim: “Görüntülerini oluşturmak çok pratik bir hale geldi. Kontak lensler, yara izleri, peruklar, hepsi çok pratik. Genelde altı makyaj sanatçısı var. Makyaj odasına gelen oyuncuların kemik yapısına, fiziksel özelliklerine bakıp ona uygun bir zombi yaratıyoruz. Her seferinde farklı bir zombi ortaya çıkıyor. Neredeyse sonsuz olasılık var bir zombi oluştururken. Altı yıl sonra bile hala çok eğlenceli ve tutkulu bir iş. Kalabalık sahnelerde ise 7 kişi daha geliyor. Bu sezon en zor sezon oldu. Zombi sayısı çoğaldı. Los Angeles’ta düşündüğümüz şeylerden biri zombi sayısını nasıl arttırabiliriz oldu? Otobanda trafikte sıkışmış vaziyetteyken şu fikir geldi aklımıza. Spreyle bronzlaştırmak. Önceleri boyuyorduk, tek tek yapıyorduk. Artık çadırlar kurup, zombi olacak oyuncuları içeri sokup spreyleyip, çıkarıyoruz. Araba boyamak gibi. 4 kişi 200’den fazla zombi boyadılar bu sistemle. Çok sayıda kamera var. Kamera zoom yaptığında daha önce arkada görünenleri montajda karartıyorduk. Şimdi bu dertten kurtulduk. Seri zombi ürettik.”

“GÖBEKLİTEPE’Yİ GÖRMEK İSTİYORUM”



Diziye geçen sezon katılan ve bu sezon daha aktif olacak Aaron karakterini canlandıran Ross Marquand da Londra’daydı. Comiccon’da katılacakları panelden önce onunla da bir araya geldik, sorularımızı yanıtladı. Türkiye’den geldiğimizi öğrenince ilk sözleri şu oldu: “Göbeklitepe’yi görmek istiyorum. Suriye sınırına yakınmış ve o bölge şu an tehlikeliymiş. Ama bunu yapacağım.”

'İçimizden kaç kişi Göbeklitepe’ye dair bilgilere sahip? Kaç kişi ziyaret etti ya da gitmek istiyor?' diye sormuyorum bile. Mütevazi ve hala ünlü olduğuna inanamayan Marquand Göbeklitepe çıkışıya bizden bir puan daha aldı. Ünlülerin taklitlerini yaparak Hollywood’da kariyer yapmaya çalışan Marquand, röportaj sırasında yaptığı John Malkovich taklidiyle de alkış aldı. Gelecek yıllarda daha da yıldızı parlayacak genç oyuncuya ve The Walking Dead’e dair soru-cevaplara gelirsek:

Diziye nasıl seçildiniz? Seçmeler hakkında bilgi verir misiniz?
10 yıldır Los Angeles’ta yırtındıktan sonra bu hayatımdaki en kolay oyuncu seçimi oldu diyebilirim. Bu beni çok şaşırttı. Başkaları için böyle olmadığını duydum. Daha önce başka iki rol için dizinin seçmelerine katılmıştım. Olmamıştı. Hep kötü adam rolleri oynadım. Dolayısıyla bu kez iyi adam rolü oynadığım için çok müteşekkirim. Görüşmelerden bir hafta sonra, tam da doğumgünümde, 22 Ağustos’ta aradılar. ‘Rolü kaptın’ dediler.

“BİR DUVARIM SADECE ARABA PLAKASI OLDU”
The Walking Dead gibi dünyaca ünkü bir dizide oynamak hayatınızda neler değiştirdi?
Bu dizinin tele objektif ve dronlarla seti takibe gelen fanları var. Nerede çekim yaptığımızı buluyorlar. Gurur okşayıcı bir şey. Sadece bir TV dizisinde rol almıyorsun aynı zamanda fenomenin bir parçasısın. İnsanlar peşinden koşuyor. Dizide Aaron araba plakası topladığı için fanlar bana da araba plakası gönderiyorlar. Bunun için posta kutusu kiralamak zorunda kaldım. Bir duvar sadece araba plakası kaplı. Artık sokakta çok sık durduruluyorum. Kendi halinde bir yaşamım vardı. Tiyatroda başladım. Tiyatro seyircisi “sizi izledim” diye sokakta durdurmaz. Buna hala alışmaya çalışıyorum.

BABASI ÖPÜŞME SAHNESİNİN ZAMANINI ÖLÇMÜŞ!


Ayrıca dizideki gey karaktersiniz. Nasıl tepkiler aldınız?
Bu karakteri oynayacağımı duyduğunda heyecenlanan çok gey arkadaşım oldu. Açıkcası bunu sadece karakter olarak ele aldım. Bunun büyütülmesini istemedim. Karakteri elimden geldiğince iyi canlandırmaya çalıştım. Oyuncu olarak görevim bu. Geçen sezon Aaron ve Eric’in öpüşme sahnesi vardı.  Babam o sahnenin 2.7 saniye sürdüğünü söyledi. Ölçmüş (gülüyor). Bir tepki geleceğini tahmin ediyordum ama bu kadarını tahmin etmiyordum. Gerçi iyi oldu, konuyla ilgili tartışmalar başladı. Olumsuz eleştiriler aldığımız kadar ‘Harika bir şey yaptınız. Rol seçerken karakterin cinsel eğilimine takılmamanız çok iyi’ diyenler de oldu. Dünya değişiyor, insanların tavırları da değişiyor.

Karakter değiştirme şansın olsaydı kimin oynardın?
Carol’u oynamak isterdim. Başından bu yana yaptıkları harika. Yıpranmış, itilip kakılmış bir kadınken kocasını ve kızını kaybettikten sonra Rambo gibi bir karaktere dönüşüyor. Aynısı Aaron’ın da başına gelecek. Aaron büyük bir sorumluluk hissediyor. Çünkü çantanın içinden çıkanlar onun için yıkıcı oldu. Trajik bir durum. O da dönüşecek ve ön plana çıkacak.

Hem zombiler hem insan etiyle beslenen insanlar ve vahşice birbirlerini öldürmesi oyuncu olarak sizi nasıl etkiliyor? Gerçek hayatta rolünüzden nasıl çıkıyorsunuz?
İlk başta kötü kabuslar görüyordum. Uyuyamıyordum. Zombi kabusları görüyordum. Onlarla mücadele diyordum. Ama hiç beni yemediler rüyamda. Zombilerle sabah akşam savaşmak bile insanı yıpratıyor fiziksel ve zihnen. “Bu çok fazlaydı Tanrım!” demek durumunda kalıyorsun. 6 aydır setteyiz bu yıl. Biri parmağını kırdı biri kaburgasını kırdı. Sette hırpalınıyorsunuz.

Dizi ekibi hakkında ne düşünüyorsunuz? Setteki ortamı anlatır mısınız?
Bu ekip daha önce çalıştığım kimseye benzemiyor. Çalıştığım en inanılmaz profesyonel grup. Ezelden beri zombi janrının hayranı oldum. Koltukta oturup zombi şovu izlerken şimdi en iyi zombi dizisinde oynuyor olmak inanılmaz. İnsanların bölümü izledikten sonra sosyal medyada saatlerce konuşmaları çok etkileyici. Daha önce hiç böyle bir şeyin parçası olmadım. Çok heyecan verici.