TİYATRO ELEŞTİRİSİ: Baskı karşısında insanlığın zaferi

TİYATRO ELEŞTİRİSİ:
Baskı karşısında insanlığın zaferi
TİYATRO ELEŞTİRİSİ:
Baskı karşısında insanlığın zaferi
Ankara Devlet Tiyatroları'nın sahnelediği Bernarda Alba'nın Evi, fuayede başlayan, Lorca'yı da oyun kişisine dönüştüren özgün ve başarılı biri oyun
Haber: FİLİZ ELMAS - elmasfiliz@gmail.com / Arşivi

Ankara Devlet Tiyatrosunun geçen yıl sahnelenen başarılı oyunları arasında yer alan Bernarda Alba’nın Evi, bu sezon da seyirci ile buluşmaya devam ediyor. Oyun, ünlü İspanyol şair ve oyun yazarı F. Garcia Lorca imzasını taşıyor. Oyunun yönetmeni Ayşe Emel Mesci metnin temel vurgusunu oyun broşüründe kısaca şöyle özetliyor: "Yıl 1936'ydı. İnsanlık yeni bir yol ayrımına gelmişti. Rönesans'tan başlayıp 1789 Fransız Devrimi'ne, oradan da 20. yüzyılın toplumsal devrimler ve ulusal kurtuluş hareketlerine uzanan "Büyük İnsanlık" serüveninin karşısına Nazi ve Faşist hareketlerin temsil ettiği gerici, karanlık cephe dikilmişti. 20 yüzyılın ve belki de insanlık tarihinin en kanlı boğazlaşması başlamak üzereydi... Lorca bu yol ayrımında gerildi çarmıha. Bu yol ayrımında yazdı son oyunu Bernarda Alba’nın Evi'ni."
Lorca, 1898 yılında Granada bölgesinde doğdu. Çocukluğunun geçtiği doğası zengin böylesi bir bölgenin izleri, oyunlarında önemli rol oynayan doğa motifi ile karşımıza çıkıyor. Çünkü Lorca'ya göre çocukluğu, “köylüdür: çobanlar, kır, gök ve ıssızlık”tır. Küçük yaşlarda sağlık sorunları yaşaması nedeniyle anne, büyükanne ve dadıları tarafından büyütülür. Bu nedenle eserlerinde sert bir anne, esrik bir büyükanne, dedikoducu bir dadı ya da kıskanç kız kardeş gibi başarılı kadın karakterler vardır. Gençliğinde hukuk, edebiyat ve müzik eğitimi almış ve şiirsel bir dille çağının temel sorunlarını tartışmıştır. Lorca döneminin öncü akımlarından etkilenerek ve oyunlarında geleneksel halk motiflerini, öncü akımların yenilikçi yaklaşımlarıyla bütünleştirmiştir. 



BASKICI ANNE BASKICI TOPLUM
Kanlı Düğün ve Yerma ile birlikte bir üçleme içinde yer alan Bernarda Alba’nın Evi “İspanya köylerinde kadınlar arasında geçen” bir piyestir. Oyunda erkek egemen bir toplumda tutucu gelenekler nedeniyle anneleri tarafından adeta hapishaneye dönüştürülmüş evlerinde yaşamaya mahkûm edilen kızların trajedisi anlatılır. Ancak Lorca'nın asıl tartışmaya açtığı konu, oyunun yönetmeni Ayşe Emel Mesci'nin de ifade ettiği gibi Faşist baskıların, gerici yaklaşımların karşısındaki bireyin mücadelesidir: " Bernarda Alba’nın Evi paramparça insanlık yangınlarında... aşktır, umuttur, öfkedir. İnsanlığın öfkesi..."

OYUN FUAYEDEN BAŞLIYOR
Oyunun sahnelenmesinde Mesci başarılı bir çalışma sergiliyor. Fuayede Bernarda ve kızları tarafından oluşturulan canlı bir resim ile karşılanan seyirci, oyuna gergin hava ile alınıyor. Mesci'nin önceki rejilerinde olduğu gibi bu oyunda da fuayede başarılı bir önseme yaratılıyor. Rejide temanın aktarımı konusunda karakterler arası ilişki, mekân ve müzik kullanımı etkin bir biçimde gerçekleştiriliyor. Yönetmen oyunda yer almayan bir yeniliği de sahneye taşıyor ve yazarın şiirlerinden bir bölümü metne dâhil ederek, Lorca'yı bir oyun kişisine dönüştürüyor.
Yönetmenin oyun boyunca karakterler arasında ilişkileri alt metinleri ile seyirciye aktarma, oyunun temel önermesini doğru bir biçimde sunma konusunda önemli bir katkı dramaturgiden geliyor. Oyunun dramaturgu Ali Berktay'ın oyun broşüründeki yazısı, bana okul yıllarında hazırladığımız zorlu dramaturgi dosyalarını hatırlattı. Bu anlamda Ali Berktay'ı ayrıca kutlamak istiyorum.
Oyunun dekor tasarımı ise Murat Gülmez tarafından gerçekleştiriliyor. Gülmez, oyunu büyük bir haç biçimde kurgulanmış bir sahneye taşıyor. Bu fikir hem reji konseptini başarılı biçimde görselleştirmek hem de mekân kullanımını çeşitlendirmek anlamında oyuna yaratıcı bir açılım sağlıyor. Ancak haçın yanlarına yerleştirilmiş seyirci koltukları, oyun boyunca çoğu kez ışık aldığı için metnin akıcılığını engelliyor ve izleyicinin dikkatini farklı noktalara çekiyor. Bernarda'nın evde yas ilan ettiği anda sahnenin demir duvarlarla kapatılması ise oldukça etkileyici bir görsellik sağlıyor. Kostüm tasarımında Hale Eren metni besleyen bir çalışma sergiliyor. Oyun karakterleri için sadece siyah ve beyaz kullanılarak tasarlanan kostümler, başarılı ayrıntılarla zenginleştiriliyor.

OYUNCULUKLARA DİKKAT
Oyunculuklara gelince, farklı kişilikteki kızları ve evin çalışanlarını başarılı bir ekip çalışması ile seyirciye aktardıkları için oyunculara teşekkür ediyorum. Ancak Mehtap Öztepe Bernarda, Miraç Eronat Erbil Martırıo ve Serpil Gül Maria Jozefa rollerindeki başarılı performansları için ayrıca kutlamak istiyorum. Ses ve vücut kullanımı ile Serpil Gül, Maria Jozefa rolünde önemli bir başarı sergiliyor. Bernarda'nın katı, baskıcı, kuşkulu kişiliğini doğru biçimde görselleştiren Öztepe, seyirciye farklı bir insanı tanıma şansı veriyor. Kambur olan Martırıo'yu canlandıran Miraç Eronat Erbil ise zor olan beden kullanımını abartısız, inandırıcı bir biçimde seyirciye aktarmayı ve karakter açılımını diğer oyun kişileri ile olan ilişkisini de dikkate alarak ince bir işçilikle sunmayı başarıyor.
Bernarda Alba’nın Evi başarılı bir yapım olduğu için izlemenizi öneriyor ve hepimize baskı karşısında insanlığın kazandığı bol tiyatrolu günler diliyorum.