'Tiyatromuzda kendi devrimimizi yaptık'

'Tiyatromuzda kendi devrimimizi yaptık'
'Tiyatromuzda kendi devrimimizi yaptık'

FOTOĞRAF: GÜNEY ZEKİ GÖKER/GAZETE MÜSTEHAK

Oyuncu Alican Yücesoy, geçen hafta yapılan seçimle Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nun bugüne kadarki en genç genel sanat yönetmeni oldu. 25 yıllık kurum, tarihinde ilk defa genel sanat yönetmenini seçimle belirledi. Bu süreç, Alican Yücesoy'un da dahil olduğu kolektif bir genç sanatçı ekibinin bir senelik mücadelesinin sonucu. Yücesoy "Önce bir şeyin farkına vardım. Sesimi çıkardım. Mücadele ettim. Talep ettim. Ve talep ettiğim şeyi aldım. Biz bunu aldık" diyor.
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Bakırköy Belediye Tiyatroları’ndan (BBT) bir süredir can sıkıcı haberler geliyordu. En uzunu 15, en kısası üç senedir kurumda çalışmakta olan 29 sanatçının sözleşmelerine usule aykırı olarak son verilmişti. Haziranın ikinci haftası başka bir haber geldi BBT'den: 25 yıllık ödenekli bir kurum olan Bakırköy Belediye Tiyatrosu, genel sanat yönetmenini belirlemek üzere seçime gitmiş ve oyuncu Alican Yücesoy, 55 oyun 34’ünü alarak yeni genel sanat yönetmeni olmuştu.
Köklü diyebileceğimiz bir sanat kurumunun genel sanat yönetmenliği makamına 33 yaşında bir oyuncunun gelmesi yeteri kadar umut verici bir gelişme ama dahası da var. TV ve sinema seyircisinin de aşina olduğu Yücesoy, oyunculuk kariyerine okuldan bile önce Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda başlamış bir isim. 18 yaşında ‘Kuzguncuklu Fazilet’ için girdiği seçmelerde kabul edilip küçük bir rolle çıktığı sahnede, 15 senedir oyunculuk yapıyor. Şimdi içinde büyüdüğü, öğrendiği, yetiştiği tiyatronun sanat yönetimi ona emanet.
Bitmedi: Alican Yücesoy, Bakırköy Belediye Tiyatroları’na atamayla değil, kurum sanatçılarının oylarıyla seçilen ilk genel sanat yönetmeni oldu. Elbette yalnız değil: Seçim sürecine gelene kadar yoğun bir çalışma yürüten, seçim için ince stratejiler belirleyen, şimdi de ilk iş olarak sözleşmelerine son verilen arkadaşları için neler yapabileceklerine kafa patlatan, tiyatro için kolları sıvamış genç ve kolektif bir ekibin bir parçası, Alican Yücesoy. Bir senedir tiyatrolarına sahip çıkmak üzere harıl harıl çalışan o kolektif ekibin 10 kişilik çekirdek kadrosunu sayalım: Gülce Uğurlu, Doğacan Taşpınar, Yelda Baskın, Didem Germen, Ali Rıza Kubilay, Fidan Koşar, Emrah Eren, Elif Ürse, Cihan İnan Bekar, Defne Şener Günay. Kendi deyişleriyle tiyatroda kendi küçük devrimlerini yaptılar. Asıl işleri bundan sonra başlıyor elbet…
Alican Yücesoy ile genel sanat yönetmeni olarak seçilmesinin ardından; Ataköy 9. Kısım’da bulunan, Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda buluştuk. Seçime giden yolu, kızıl yıldızlı beresiyle katıldığı seçim gününü, sözleşmelerine son verilen konuk sanatçıları ve nasıl bir genel sanat yönetmeni olacağını sorduk. Anlattı… 

Önce tebrik edip sonra biraz geriye gidelim: Önce eski genel sanat yönetmeniniz Kadriye Kenter’in işine son verildi. Ardından siz Bakırköy Belediye Tiyatrosu’ndan bir grup sanatçı olarak sosyal medyada ‘BBT seçim istiyor’, ‘Nasıl bir tiyatro’ kampanyaları yürüttünüz. Son olarak kurumdan 29 sanatçının sözleşmesine son verildi. Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda neler oluyor?
Bizim süreç, Kadriye Hanım’ın kurumdan yollanmasıyla başladı. Toplanıp, gerçekten olması gerekeni konuşmaya başladık. ‘Nasıl bir tiyatro?’nun çıkışı da bu sohbetlerden doğdu. Sonra meselenin sadece bizim tiyatromuzla alakalı olmadığını, özellikle ödenekli kurumların yönetim şekliyle alakalı olduğunu çözdük. Yapacağımız şeyin herkese hitap etmesi gerektiğini düşündük. ‘Nasıl bir tiyatro?’ hem seyirciye, hem teknik çalışana, hem oyuncuya, kısacası tiyatroya dokunan herkesin dahil olduğu bir soruydu. Yönetim şekillerini, mali meseleleri, sanata ayrılan bütçeleri de kapsıyordu.

Twitter’da bir de ‘BBT seçim istiyor’ etiketiyle paylaşımlar dolaştı…
Bu tiyatroda bu zamana kadar yönetmeliğe uygun bir seçim yapılmadı. Genel sanat yönetmenini genelde belediye başkanı atıyordu. Bizden önceki yönetimimin -ki onlar da sanatçılardan oluşuyordu- yaptığı uygulamalar yönetmeliğe aykırıydı. Yönetim ve disiplin kurulları yönetmeliğe uygun teşekkül etmiyordu, insanlara kesilen cezalar usulsüzdü... Sorun yönetimin, yönetmeliğe uygun olarak yapılmamasıydı. Oyuncular olarak yönetmeliği bilmemiz gerekiyordu ama ilgimizi çeken şey hiçbir zaman yönetmelik olmamıştı; ilgimizi çeken şey oyunculuktu. “Bir dakika ya, biz şu yönetmeliğe girip bakalım” dedik. Çok fazla insandan bilgi alındı. Bu çalışmalar sürerken, başka oyuncu arkadaşlarımızdan, günün konjonktürel tabiriyle “Burada paralel bir yapılanma olduğu” gibi komik yorumlar bile geldi. Halbuki hepimizin derdi, Türkiye’deki tiyatrolar için bir şey yapmaktı. Öncesinde usül bilmiyorduk. İdare bize “Bu böyle olacak” diyordu, biz de “Öyle herhalde” diyorduk. “Oyunlarımızı oynuyoruz, gerisi çok önemli değil” diyorduk. Ama gerisi çok önemliydi…
Kadriye Hanım’ın atılması bunun start’ı oldu. Araştıra araştıra bir sürü şeyin yolunda gitmediğini gördük. Her koltuğa oturanın burayı kafasına göre idare ettiğini gördük. Ama iyi ki böyle yaptılar! Bazen günün adamları olur. Aynı zamanda bir oyun adıdır, ‘Günün Adamı’. Günün adamları çoktu. Kendi içimizde günün adamı olmayan bir grup oluverdik, çalışmaya başladık. Bu sırada da kaybettiğimiz insanlar oldu.

Sözleşmesine son verilen oyunculardan bahsediyorsun…
Bizden önce vekalet eden yönetim, oyuncu çıkartma derdine düştü. Şimdi sorunca herkes topu birbirine atıyor. Vekaleten gelen sanat yönetmeniyle bir toplantı yaptık; “Biz genciz. Çalıştık, bir hazırlık yaptık. Bunları ciddiye al ve gel burayı usulüne uygun yönetmeye başlayalım. Sen bir sanatçı olarak görevdesin, velaketen de olsa, sen dur yine burada” dedik. “Tabii, tabii. Kesinlikle çok haklısınız” dedi. Yönetim Kurulu’nda bazı boşluklar vardı. “Tek talebimiz, boşlukları doldur ki yönetim kurulu doğru şekilde kararlar alsın, çok seslilik olsun” dedik. İçeride genel sanat yönetmeni olarak vekaleten kendisi (Aytekin Özen) var. Kurulda bir sanatçı üye oluyor, o da kendisi! Bir de yönetim kurulunda raportör üye vardır, o kişi de sahne direktörü olur. Sahne direktörü kim? Kendisi! Bu ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı, içişleri bakanının aynı kişi olması gibi bir şey bu. Yönetim Kurulu’nda bir de başkanın sanat danışmanı, müdür ve bir sanatçı üye daha olur. Onlar tamam. Sanatçı temsilcisini sanatçılar kendi içlerinden seçer. “En azından onu seçelim” dedik. “Tamam” dedi. Ama iki gün sonra, o dönem disiplin kurulunda olan birini, usulsüz bir şekilde, yönetim kuruluna sanatçı temsilcisi olarak atadı!
Genel sanat yönetmeni, eski üye olarak ve raportör olarak kendisinin yer aldığı kurula, bir de kendi atadığı kişiyi ekleyerek yönetim kurulunu yönetmeye başladı. Bağımsız yedi üyeden oluşması gerekirken dördünü kendisinin oluşturduğu bu kurulla ilk yaptığı iş olarak da 59 arkadaşımızın isminin altına, dünyanın en tatlı imzasını attı! “Atıyorum bu insanları” dedi.
Fotoğraf: Güney Zeki Göker/Gazete Müstehak

Peki seçime gitme kararını nasıl alabildiniz? 
Seçim kararı alınmıştı bu süreç içinde. Ama 15 Mayıs’ta olacaktı. O gün olsaydı ve biz o zaman kazanmış olsaydık tabii ki bu insanlar çıkmamış olacaktı. 

İNSANLARA OYUNA ÇIKMADAN 10 DAKİKA ÖNCE 'BU SON OYUNUNUZ' DEDİLER
Birilerinin çıkarılması mı gerekiyordu kurumdan?
Tiyatroya yapılan bir yığılma durumu var. Her gelenin birilerini dahil etmesi, kapasitenin aşılması gibi bir durum söz konusuydu… Ama bunun bir yolu vardır. İnsanlara “Ben seninle önümüzdeki sezon çalışmayacağım” dersin. Buradaki insamların çoğu son oyunlarını aralarda ağlayarak geçirdi. Kimsenin hiçbir oyuncuya bunu yapmaya hakkı yok. Oyuna çıkmadan 10 dakika önce “Bu son oyununuz” gibi laflar edemezsin.

Öyle mi oldu?
Aşağı yukarı böyle şeyler oldu. 

Seçim kararı nasıl alındı peki? BBT’de uzun zamandır seçim yapılmıyordu dedin…
Bu tiyatronun yönetmeliğinde şöyle bir madde var: Tiyatronun sanat çalışanları kendi aralarında seçimle sanat yönetmeni seçer. Bence bu müthiş bir şey.

Ama uygulanmamış.
Hiç. Hep atamayla gelmiş. Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun şu noktada demokratik bir şey yaptığını söyleyebiliriz. Olması gerekenin bizim için bir lütuf olduğu dünyadayız maalesef… Seçimin yapılması için yönetim kuruluna avukat aracılığıyla dilekçeler yolladık, “Seçimi yapmazsanız buradan doğan hukuki haklarımızı kullanacağız” dedik. Ve seçim 16 Haziran’da yapıldı. O ara da insanlar çıkarıldı.

Seçim öncesi nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?
Kolektif bir ekibimiz var. Kemik olarak 10 kişi… Hep üstlerden danışmanlık alıp kendi ekibimiz için bir proje dosyası yaptık ki zaten genel sanat yönetmeni adayı böyle bir dosya vermek zorunda. Kolektif bir proje dosyası hazırladık, tek tek herkese anlattık.

FARK ETTİM. SES ÇIKARDIM. MÜCADELE ETTİM. TALEP ETTİM. TALEP ETTİĞİM ŞEYİ ALDIM
Proje dosyanız temel olarak neleri içeriyor?
Nasıl olması gerektiğini anlattığımız 55 sayfalık bir dosya. Online olarak ortak bir sayfa üstünde yazdık, bir hafta içinde. Bir vaat yok, ‘Bir sanat kurumu nasıl olmalı’nın vizyonu var.

Ne mesela?
İnternet satışı bile yok biletlerimizin! Çok uzağa gitmemize gerek yok… Mesela bu ekip için çok önemli bir şey: Çocuk oyunları… Çocuk oyunlarına küçük bir basamak gibi bakılır hep halbuki bir birim olması gerekir. Bir pedagog danışmanlığındaki bir ekibin hazırlanması gerekir. Ayrıca burada dikey bir yapılanma değil, yatay ve kolektif bir yönetim olacağını söylüyoruz. Teknik ekip-oyuncu ayrımı vardır; hayır efendim, hepimiz sanat çalışanıyız. Bu durumun önüne geçeceğiz, bir kere beraber olacağız. Çok basit şeyler. Bunun gerçekçi bir şekilde, nokta nokta yazdık.

Sizin kolektif ekip gençlerden oluşuyor ama üst jenerasyondan destek aldınız mı?
Üst jenerasyondan çok ciddi destek aldık. Yoksa biz kendi başına takılan genç çocuklar olarak kalabilirdik. Sağolsunlar. Munis Düşenkalkar o gün buraya oy kullanmaya bacağında kocaman bir alçıyla geldi, çok ciddi bir ameliyat geçirmişti. Burada yapılan bir sürü seçime yıllarca kimse gelmedi. Tiyatronun en büyük sorunu tiyatroculardır! Hiç sahip çıkmıyoruz! Aktif halde çalışlmaya başlayalı üç gün oldu. İnsanlardaki şaşkınlığı görüyorum; saat 9’da burada dikilen ve 12’de çıkan bir adam var. Ve onunla birlikte 9’da gelip 12’de çıkan kesin üç kişi var. İki günde ezberler bozuldu. Demek ki oluyor, demek ki olacak… Bütün bunların yanında, böyle keskin değişimler demek ki kanlı oluyor. Biz, evet, arkadaşlarımızı kaybettik. Ama bundan sonrası için çok açık söyleyeyim, şahsım ve bu grup adına söylüyorum: Tamamdır aslında. Tamam, ben kendi adıma misyonumu tamamladım. Önce bir şeyin farkına vardım. Farkına vardığım şey beş para etmez bir şeydi. Hoşuma gitmeyen şeye karşı sesimi çıkardım. Sesimi çıkarttığımı sesli bir şekilde söyledim. Benimle birlikte söyleyecek kişiler buldum. Eğer varsa bir popüler kariyerim, onu hiçe saymak pahasına her şeyi yaptım. Mücadele ettim. Talep ettim. Ve talep ettiğim şeyi aldım. Biz bunu aldık. Ve aldığımız şey, bütün ödenekli kurumlar için bir kapı açtı. Yıllardır Şehir Tiyatroları’nın, Devlet Tiyatroları’nın istediğini biz kendi mücadelemizle aldık. O yüzden biz misyonumuzu tamamladık aslında.

Fotoğraf: Güney Zeki Göker/Gazete Müstehak 

İLK GÜNDEM MADDEM ÇIKARILAN OYUNCULAR 
Çıkarılan oyuncularla ilgili bir tasarrufunuz olacak mı?
Ben kesinlikle burada olmalarını istiyorum tabii ki. Bununla ilgili de Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ile çalışacağım. Bu gündemimin 1A maddesi. Kazandıktan sonra bütün ekip yönetim kurulu odasına çıktık, oturduk. Ve şunu söyledim: “Bundan bir sene önce Kafka Kafe’de oturan ekip şu anda toplantıyı yönetim kurulu odasında yapıyor. Hadi şimdi çıkarılan arkadaşlarımızla ilgili ne yapıyoruz, onu konuşalım” dedim. Sanat konuşmadık, ne yazık ki… Sanat konuşmayı çok isterdim.

'Bakırköy' ün sözleşme yenilenmeyen tiyatrocuları işe iade istiyor

Tüm bu süreç bu kolektif ekibin işi, neden sen aday oldun?
Bundan önce hep belediye başkanları kendi istediği kişileri atamış. Sen katılıyorsun, ben katılıyorum, Fidan katılıyor. Ben 15 oy alıyorum, Fidan 25 oy alıyor, sen 1 oy alıyorsun ve belediye başkanı seni atıyor. Gerçekten geçmişte bunlar oldu. Yönetmelik “En çok oy alan üç kişi içinden birini atar” diyor. “O zaman biz en çok oy alan üç kişi olacağız” dedik. Başkanın önüne bizim içimizden üç kişi gidecek, bizden birini atamış olacaktı. Bununla ilgili çalışmaya başladık. O zaman ben, Emrah Eren ve Elif Ürse adaydık. Hesap yapıyoruz, 10 oy hep eksiğiz. O kadar çıkmazdı ki her şey… Sonra başkanla yaptığımız görüşmenin neticesinde, “Bir oy bile fazla alan olursa onu atayacağım, söz” dedi. Oturduk hesap yaptık ve benim adaylığıma karar verdik.

33 yaşında 25 yıllık bir kurumun başına geçtin, nasıl hissediyorsun?
İyi ve gayet güçlü hissediyorum. Ekipçe çok yorulduk tabii. Ama bütün bu süreçte herkes çok destek oldu. Şehir Tiyatroları’ndan Devlet Tiyatroları’ndan, özel tiyatrolardan meslektaşlarımız, abilerimiz, kardeşlerimiz, çok büyüklerimiz, çok kardeşlerimiz… Herkesin bir şekilde destek olduğunu söylediği nokta o kadar önemli ki…

YIKACAĞIZ, BOZACAĞIZ, YAPACAĞIZ. BU BİZİM DEVRİMİMİZ
Niye kızıl yıldızlı bereyle gittin seçime?

Çünkü bu bence tiyatronun bir devrimidir. En azından ödenekli tiyatrolar için bir devrimdir. Kapıyı araladık. Birilerini içeri davet edeceğiz şimdi. Yıkacağız, bozacağız, yapacağız. Ve baştan beri de hep bu ruhla sürdü. Dağıtalım, dağılsın ki toplansın. Kendi küçük devrimimizdi bu.

Alican Yücesoy ve Aytekin Özen, seçim günü. (Fotoğraf: Güney Zeki Göker/Gazete Müstehak)

Peki şimdi ne yapacaksınız? Çıkarılan oyuncuların oynadığı henüz başlamış ama artık oynanamayacak oyunlar var örneğin...
Önceki genel sanat yönetmeni bizi son noktaya kadar işlevsiz bırakmaya yöneldi. Oyunlarımızı çekti. Bunlardan biri ‘Hizmetçiler’di. Beş oyun oynadı, altı ödül aldı. Tek dert şuydu: Ola ki kazanırsak, işlevsiz kalalım. Ki onu çok iyi başardılar. Şu anda bu ekip bir yıkıntı devraldı. Boş bir tiyatroya girmiş olsak daha avantajlıydık.

Ne yapacaksınız?
Kurtarabildiğimiz oyunları kurtaracağız ama yeni bir şeyler yapacağız.

BBT'Yİ TİYATRO GÜNDEMİNİN GÖBEĞİNE ATACAĞIZ
Nasıl bir genel sanat yönetmeni olacaksın? Neler var kafanda?

Göreceksiniz. Tiyatronun tepeden bakan halinden hiç hoşlanmamışımdır. Göz hizasında, samimi tiyatro yapacağız. Oyunculuğa dayalı… Kendini değerlendirebilen tiyatro yapacağız. Tek gerçek olan şey, hocanın dediği gibi, içinde insan olan, birilerinin yüreğine dokunan tiyatro yapacağız.

Klasik, çağdaş metin ağırlıkları nasıl oluyor BBT’de?
Yönetmeliğe göre eşdeğer yerli ve yabancı oyun yapmamız lazım. Bunlara tabii ki sadık kalacağız. Bağlantılarımızı değerlendireeğiz. Bu süreçte çok fazla insan biriktirmişiz, geldiğimiz gün insanlar “Sizin için ne yapabiliriz?” diye geldi yanımıza.

Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun İstanbul’un tiyatro gündeminin biraz kıyısında kalmış gibi bir hali var mı sence de?
Şimdi göbeğine atacağız işte.

Neden öyle peki?
Tiyatronun sorunlarının hepsinin kaynağının tiyatrocular olduğunu söylüyorum size. Biz neden falanlarda yokuz, biz neden yokuz, biz neden, biz neden… Sorunun içinde bütün cevap var: Biz neden? Soru kime, bize.

Lokasyonun da etkisi var. Ben bazen üşenebiliyorum mesela buraya gelmeye.
Üşendirmeyecek noktayı bulacağız. Senin gideceğin noktaya götüreceğiz oyunları. Bu tiyatro yıllardır turne yapmadı biliyor musun? Ben 15 senedir bu tiyatroda çalışıyorum. 15 yılda bu tiyatronun yaptığı toplam turne sayısı yedi! Burada üreteceğiz, dışarıya göndereceğiz.

Genel sanat yönetmeninin görev süresi ne kadar?
Benim düşüncem maksimum iki sene yapmak. Ve bir tarih belirleyip seçime gitmek. Yine içimizden birini seçmek...

Bir TV kariyerin de var, dışarıda iş yapabilecek misin buradaki yeni görevinden sonra?
Görünen o ki en azından ocak ayına kadar dışarıda hiçbir şey yapamayacağım.

İLK GÜN ‘SAHNENİN BİR UCUNDAN DİĞER UCUNA KOŞ’ DEDİLER, HÂLÂ KOŞUYORUM…
Senin tiyatro hikâyen nasıl başladı?
Lisedeyken, Bursa Devlet Tiyatrosu’nda Celal Kadri’nin (Kınoğlu) oynadığı bir oyun izlemiş ve çok etkilenmiştim. “Sen neden yapmıyorsun” hissini uyandırmıştı o bende. Ondan üç, dört sene sonra “Ben tiyatro yapacağım” dedim. Bu bir süre dalga konusu oldu. Sonra da çalışıp Haliç Üniversitesi Konservatuvarı’na girdim. Okulun başlamasına bir ay vardı. Girdim kazandım, Bursa’ya gittim. Müşfik Hoca’nın asistanı aradı, “Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda bir müzikal yapılacak, hoca seçmelere katılmanı istiyor” dedi. ‘Kuzguncuklu Fazilet’... Müthişti. Turgay Kantürk yönetiyor, Selçuk Borak koreografi yapıyor, Melih Kibar müzikleri yapıyor. Melih Abi her gün buradaydı… 18 yaşındaydım. Hayatımda ilk defa sahneye burada çıktım. Okuldan önce sahneye burada çıktım. Sahnenin friz perdesinden çıkıp öbür tarafa doğru koşacaktım. Bana dediler ki “Sen buradan çıkıp, buraya koş.” Diyen de Fidan (Koşar). O zaman oyunun yardımcı yönetmeniydi. Oyunun ilk lafı: “Geliyor, geliyor” diye bağırıp koşuyor, bekçi kovalıyor adamı. Karşı tarafa baktım ve o kadar uzak ki… 12 Olimpiyat Stadı falan… Oradan çıkıp, karşıya doğru “Geliyor, geliyor” diye bağıramayacağım yani… Herkes her şeyi biliyor, ben hiçbir şeyi bilmiyorum. Bana “Koş” diyor, koştum… Hâlâ diğer uca varamadım galiba.

** Seçim günü fotoğrafları için Gazete Müstehak'a teşekkür ederiz.