Tiyatroya küsmenin yolu buralardan geçiyor

Tiyatroya küsmenin yolu buralardan geçiyor
Tiyatroya küsmenin yolu buralardan geçiyor
30'larının ortasındaki adam, eski oyuncu, hâlâ sahnenin büyüsünden kurtulamamış annesini inşaat halinde bir mekâna getirir.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Burası yeni restore ettiği, bir tiyatro olacak yerdir, aynı zamanda adamın doğduğu ev. Ölümün gölgesinde, sıkıntılı bir ilişki içindeki anne-oğul arasındaki yüzleşmeler ve hesaplaşmaları izler seyirci.
Yiğit Sertdemir’in oyunu ‘Gerçek Hayattan Alınmıştır’ böyle konu olarak okunduğunda neredeyse ümit bile vaat ediyor. Fakat klişelerle boğulan tekst büyük bir hayal kırıklığı. Çok fazla nostaljik hikâye, tahmin edilebilir diyaloglar, “imagine”le dans sahnesi, otuz kere cebe girip çıkan silah , bol melodram, sıfır ironi. Bütün bunların üstüne, oyunun ilk yarım saatinde öleceğini anladığımız Adam karakteri (Yiğit Sertdemir) geri kalan 60 dakika boyunca kendini yerden yere atıp bir türlü ölemeyince, aksiyonu sakız gibi uzayan oyun tahammül sınırlarını zorluyor. Makul dekor ve ışık tasarımı ve mekânı iyi kullanan rejiyle (Arif Akkaya) Tomris İncer’in arada bir küçük cinlikler içeren oyunculuğu da işi kurtaramıyor. Oyunun en iyi yeri Shakespeare’den yapılan bir alıntı aslında: Annenin eski oyunculuk günlerini hatırlarken oynadığı Lady Macbeth tiradı.
Bu aralar 27 Mart nedeniyle bir “İnsanlar niye tiyatroya küstü, onu yine sevsinler” trendi çıktı. İşte böyle oyunlar yüzünden küstüler. Tiyatroyu sevebilmek için önce onu kötü yapan her şeyden (kötü metin, kötü oyunculuk vs.) bıkmamız, sıkılmamız ve arınmamız gerekir. Yeni metinlerin bile tiyatrodan bıktıran bütün o tuzaklara cumburlop düştüklerini görmek çok umut kırıcı.


    ETİKETLER:

    Oyun

    ,

    silah

    ,

    İlişki