Tom Cruise 'Sendika'ya karşı

Tom Cruise 'Sendika'ya karşı
Tom Cruise 'Sendika'ya karşı
"Bak Jim, eğer kabul edersen" repliğiyle zihinlere kazınan 'Görevimiz Tehlike' dizisinin sinemasal uzantısı niteliğindeki serinin beşinci filmi 'Mission: Impossible-Rogue Nation'da, Tom Cruise 'Sendika' adlı gizli bir örgüte karşı mücadele veriyor. Hem serinin hem de bu yaz dönemi aksiyonlarının en iyilerinden.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

MISSION: IMPOSSIBLE-ROGUE NATION (Not: 3.5/5)
Yönetmen: Christopher McQuarrie
Oyuncular: Tom Cruise, Jeremy Renner, Simon Pegg
Yapım: 2015, ABD
Süre: 131 dk.

Görevimiz Tehlike’ (yani orijinal ismiyle ‘Mission: Impossible’), 1966’da bir TV dizisi olarak popüler kültürün sularında yüzmeye başladığında, dünya iki kutuplu siyasi iklimin gölgesi altında yaşıyordu. Bu genel manzarada CIA, öncelikle Latinler olmak üzere demokratikleşme yolundaki her ülkenin içişlerine müdahale eden, kanlı diktatörlere arka çıkan, darbelere yardım ve yataklık eden bir istihbarat örgütü görünümündeydi. Dizi ise bir anlamda, “Tamam, yer yer arzu etmediğimiz bir imajımız olabilir ama üstün teknik imkânlarımız ve son derece zeki ve yetenekli elemanlarımızla aslında biz bu dünyayı kötülerin elinden kurtarmak için çabalıyoruz”un ifadesiydi. Nitekim bu hedef başarıldı ve ‘Görevimiz Tehlike’, karakterleri, serüvenleri ve Arjantin asıllı Lalo Schifrin’in ünlü jenerik müziğiyle dünya çapında tanındı (Bu coğrafyanın seyircisiyle de, 70’li yılların ortalarından itibaren TRT’nin siyah-beyaz ekranlarında buluştu). Dizi, 80’lerin sonunda tekrar sahne almak istese de geçmişteki ilgiyi görmedi ve yeni hamle, iki sezonluk maceranın ötesine gidemedi.

Sinema ise aynı sulara 1996’da usta yönetmen Brian De Palma’yla döndü. Bu kez ana karakteri Ethan Hunt’ı dönemin yıldız isimlerinden Tom Cruise’un canlandırdığı, ‘Soğuk savaş dönemi’nden farklı bir siyasi iklimin gölgesinde, bambaşka tiplemelerle donanmış bir yapılanma ve serüvenler vardı karşımızda. Sonrasında bu ilk adımın devamı geldi ve aradan geçen yıllar içinde kamera arkasındaki isimler değişti ama Tom Cruise hep sabit kaldı ve bu hafta vizyona giren ‘Mission: Impossible-Rogue Nation’la birlikte seri, toplamda beş filme ulaştı.

SENARYO İYİ OLUNCA...

Bir önceki hamlede (‘Mission: Impossible-Ghost Protocol’) Tom Cruise 49 yaşında, dublör kullanmadan ‘Dünyanın En Büyük Gökdeleni’ unvanına sahip Dubai’deki ‘Burç Halife’ye tırmanıyordu. Cruise artık 53 yaşında ve yeni ‘Görevimiz Tehlike’ filminde bu kez yine dublör kullanmadan hareket halindeki bir kargo uçağının kanatlarında koşuşturup duruyor. Başrol oyuncusunun ‘Benjamin Button’vari hal ve tavırları önemli elbette ama ‘Mission: Imbossible: Rogue Nation’ı önceki adımlardan ayıran ve serinin belki de De Palma’nın ilk adımıyla birlikte ‘En iyi’si unvanıyla buluşturan yanı, senaryosunun kayda değer bir metne ve sağlam bir entrikaya sahip olması. Bunun da bir sebebi hikmeti var; çünkü filmin yönetmeni Christopher McQuarrie aslında çok iyi bir senarist. İlk önemli çıkışını ‘Olağan Şüpheliler’le yapan McQuarrie, ‘Valkyrie’, ‘Jack Reacher’, ‘Edge of Tomorrow’ gibi Tom Cruise’un rol aldığı yapımların yanı sıra Angelina Jolie ve Johnny Depp’li ‘The Tourist’ (‘kötü filmdi doğrusu) ve ‘Jack the Giant Slayer’ gibi yapıtların da senaryolarına imza atmıştı.

ASIL ZİRVEYİ OPERADAKİ GERİLİMDE YAPIYOR

Peki sinemadaki beşinci ‘Görevimiz Tehlike’ serüveninin konusu ne? Kısaca özetleyelim: Eski itibarı ve işlevi kalmadığı düşünülen Ethan Hunt ve bağlı bulunduğu birim (IMF/Impossible Mission Force), CIA Başkanı Hunley tarafından kapatılmak istenmektedir. Meselenin muhatabı olan komisyon kapatılma yönünde karar verirken Hunt, sistem dışına itilir. Oysa ekibinden Brandt, Benji ve Luther ona olan inançlarını korumaktadır. Emektar ajanımız ise Londra’daki bir müzik markette karşı karşıya geldiği Solomon Lane’in kurduğu ama bir türlü ortaya çıkarılamayan ‘Sendika’ adlı yeni bir örgütle mücadele eder. Bu uğurda en önemli işbirliğini de aslında kime çalıştığını çözemediği eski bir MI6 ajanı olan Ilsa Faust’la yapar.

‘Mission: Impossible-Rouge Nation’ girişindeki heyecan dolu uçak sahnesinden sonra asıl zirveyi Viyana Opera Binası’nda geçen bölümlerde yapıyor. Bu aşamada filmi adeta ‘Hitchcock ruhu’ sarıyor; Hunt ve Benji bir yandan Avusturya Şansölyesi’ne düzenlenen suikastı önlenmeye çalışılırken bir yandan da operanın (Puccini’nin ‘Turandot’u) aksamadan sahneye konulmasına çalışıyor. Bu arada filmin ‘Fas-Kasablanka’da geçen bölümleri de fena değil.

TOM CRUISE HER ZAMANKİ FORMUNDA

Performanslara gelince: Tom Cruise her zamanki formunda. Yüz yapısı itibariyle onu her daim genç karakterlerde izlemeye bir süre daha devam edeceğiz anlaşılan. Brandt’te izlediğimiz Jeremy Renner, anlaşılan ‘The Avengers’taki ‘Hawkeye’ karakterinden sonra ikinci ‘seri’ çalışmasını ‘Görevimiz Tehlike’ cephesinde sürdürecek. Keza Benji’deki Simon Pegg de ‘Uzay Yolu’ndaki Scotty düşünüldüğünde, benzer şekilde iki serinin daimi oyuncularından biri olma vasfına erişmiş durumda. Ilsa Faust’ta izlediğimiz İsveç kökenli Rebecca Ferguson son dönemlerde bu tür büyük stüdyo işi aksiyonların belki de en derinlikli kadın karakterine imza atmış. Solomon Lane’deki Sean Harris de ‘Skyfall’da Javier Bardem’in canlandırdığı Silva türü özel bir kötüye hayat vermiş. Alec Baldwin de CIA Başkanı Hunley’de gayet iyi.
Sonuç? ‘Mission: Impossible-Rogue Nation’ hem serinin hem de bu yaz dönemi aksiyonlarının en iyilerinden. Kaçırmayın derim...