Topuz: AB'ye girmek umurumda değil!

Kültür Girişimi ile İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nca The Marmara Oteli'nde düzenlenen 'Kültürel Açıdan Avrupa Birliği'ne Yaklaşım' sempozyumu sona erdi.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Kültür Girişimi ile İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nca The Marmara Oteli'nde düzenlenen 'Kültürel Açıdan Avrupa Birliği'ne Yaklaşım' sempozyumu sona erdi. Sempozyumda sunulan tebliğler her ne kadar üç yıl önceki 'Kültür Politikaları' sempozyumu kadar 'kabarık' olmasa da, azımsanmayacak bir çaba olarak tarihin kayıtlarına geçti.
Sempozyumun son oturumunda, yaklaşık 20 maddelik bir bildiri tasarısı görüşüldü. Tasarının tamamlanmış hali önümüzdeki birkaç gün içinde kamuoyuna aktarılacak. Bu yönüyle Kültür Girişimi'nin yaptığı şey, resmi ve özel kurumlar ile bireyleri etkisi altına alabilecek kuvvetli bir 'beyin fırtınası'na da benziyor.
'AB fırtınası' seferberliği
'Kültürel Açıdan AB'ye Yaklaşım' sempozuyumu Avrupa Birliği ve Türkiye'ye ilişkin kültürel göstergelerin gündeme getirilmesine zemin hazırladı. Sempozyum koordinatörü Hıfzı Topuz'a göre bu organizasyon, bireylerin her türlü konuyu yüksek sesle gündeme getirebilmelerine olanak tanıyacak bir potansiyel içeriyor.
Yıllardır süren AB macerası 'gölgesinde' sona eren bu sempozyumu ne ölçüde 'gerçekçi' buluyorsunuz?
Amaç AB'ye girmek değil, AB ülkelerindeki kültürel durum nedir, bizde nedir bunları karşılaştırmak. Kültür Girişimi bir karşılaştırmanın peşinde. Eğer birtakım alanlarda düşük düzeyde hissediyorsak onun altını çiziyoruz. Birtakım öneriler getiriyoruz. Müzelerimiz mi iyi korunmuyor? Doğal varlıklarımız mı?
Örneğin araştırmacı Kerem Topuz'un iki ayda hazırladığı 'Avrupa'da Kültür Göstergeleri' araştırması, sempozyumda herkes için şaşırtıcı oldu. Gördük ki Avrupalılar bambaşka konulara eğilmiş ve birtakım istatistikler ortaya koymuşlar. Bizde istatistikleri bile yok! Nitekim Mustafa Sönmez, aynı çalışmayı Türkiye için yapmak istedi. Ama kaynak bulamadı. Sempozyum bunu vurgulaması açısından bile önemliydi.
Bildiri taslağındaki öncelikli maddeler hangileri?
Demokrasi kültürü ve yanı sıra kültürel haklar öncelikli. Demokratik bir toplum yapısının AB'ye uyum sağlaması için 'demokratik kültür' en başta geliyor. Biz, insan haklarında neredeyiz? Bugün hangi yasalarımız insan haklarına aykırı? Kanunlarımızda insan haklarına aykırı maddeler var. Bunların değiştirilmesi lazım.
Önümüzdeki süreçte DGM ve idam cezasının kaldırılması, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün sağlanması, anadilde eğitim- yayın için, olağanüstü hal uygulamalarının önlenmesi için ne gibi önlemler alınması lazım? Kültürü biz bu açıdan ele alıyoruz.
Özgürlüklerin, hukuk devletinin ve demokrasinin etkisiz hale getirilmesini önleyecek önlemler üzerinde durduk. Hem bildirilerin, hem de sempozyum sırasındaki önerilerin sentezini yapmış olduk. Eğitim, sanat ve yaratıcılığın geliştirilmesine de özellikle değindik. Bildiri taslağı, öneri ve ekleriyle olumlu karşılandı.
Bildiriyi tüm bakanlıklara, dışişleri temsilicilerine ve üniversitelere gönderme kararı aldık. Elçiliklere, derneklere, vakıflara. Kısaca tüm sivil toplum kuruluşları ve kamusal örgütlere... Bunun duyurulması için bir dağıtım seferberliği lazım. Bu da yapılıyor.
Kültür Girişimi'nin 'küreselleşme'ye bakışı nasıl?
Tabii girişim içinde herkesin görüşü ayrı. Ama benim 'globalleşme' diye adlandırdığım bu kavram için diyeceğim şu: Ben globalleşmenin kültürel alanda büyük zararlar doğuracağına ve yarattığına inanıyorum. Son birkaç yılda benimle aynı fikirde olanların sayısında da bir artış oldu. Globalleşme, çokuluslu ortaklıkların tüm dünyaya egemen olması demek. Ama bunun kültürel etkileri de oluyor. Birtakım yozlaşmalar, tekdüzelik, ulusal kültürlerin, yerel kültürlerin yok olması durumları yaşanıyor.
Ben ülkenin kültür zenginliğini çeşitlilikte görüyorum. Sahip olduğumuz kültürel zenginliğin de dışarıdan gelecek ekonomik baskılarla yok olmasına karşıyım. İnsanlar Seattle'da, Cenova'da bunun için barışçı gösteriler yapıyor. Bunun kültürel yansımaları da oluyor. Dış basında gün yok ki, 'globalleşme'nin kültürel etkilerine karşı yazılar yayımlanmasın.
Şimdi bu AB'ye gireceğiz diye hizaya giriyoruz. Bu da iyi bir şey. Politikamız ona yöneliyor. Yöneticiler Avrupa Birliği'ne katılabilmek için birtakım hakları tanımak lazım geldiğine inanıyorlar. Bu 'zorlama'nın, bu endişenin faydasını gördüğümüze inanıyorum. Avrupa'ya girelim girmeyelim, umurumda değil. Biz bir defa o kültürel hakları elde edelim. Türkiye'nin kimliğini koruyalım.
Bu zaman diliminde bireye ne gibi görevler düşüyor?
Bu konuları korkmadan, tepki göstererek, düşündüğünü söyleyerek tartışmak gerekiyor. Sessiz çoğunluğa dahil olmamak, örgütlenmek gerekiyor. Kaldı ki Türkiye'de devlet örgütlenmeyi destekleyici bir hava yaymıyor.