Tüm işler İstanbul'la iletişim halinde

Tüm işler İstanbul'la iletişim halinde
Tüm işler İstanbul'la iletişim halinde

Berlinde de Bruyckere nin sergisi, Arter in üç katının yanı sıra Çukurcuma Hamamı na da yayılıyor. Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

Eserlerinde bedenin yok sayılması ve arzunun dönüşümüne dikkat çeken Berlinde de Bruyckere 'Yara' başlıklı serisiyle Arter'de. Bruyckere, Osmanlı dönemindeki bir tıp kitabından etkilenerek oluşturduğu işlerini anlattı
Haber: TUBA PARLAK / Arşivi

ISTANBUL – HDN
Güncel sanatın önemli isimlerinden Berlinde de Bruyckere’in ‘Etten Kemikteniz’ ve ‘Akteo’ gibi yeni işlerinin de yer aldığı ‘Yara’ başlıklı sergisi Arter’de devam ediyor. İşlerini balmumu, epoksi, at derisi ve yün gibi sıradışı malzemeler kullanarak yaratan Belçikalı sanatçı, beden politikalarını öne çıkartığı işlerinde seyircisini de teste tabi tutuyor.
Sanat tarihçisi Selen Ansen’in küratörlüğünde gerçekleştirilen sergi, alan olarak İstiklal Caddesi’ndeki Arter’in ilk üç katına ve tarihi Çukurcuma Hamamı’na yayılıyor. ‘009’ ve ‘Yara’ serisi sanatçının eski işleriyle beraber Arter’de görücüye çıkarken, Akteon ve Etten Kemikteniz ( İstanbul ) Çukurcuma Hamamı’nda yer alıyor. 26 Ağustos tarihine kadar sürecek sergideki diğer işler Baş, Detay III, Kayıp II, Kayıp III, Lezyon II, Lezyon III ve kağıt üzeri suluboya resimler olan Portreler ve Sökülmüş Yürek. Ayrıca Arter’in birinci katında, serginin bir parçası olarak yer alan bir performans gösterisi mevcut. Fransız dansçı Vincent Dunoyer’in, on yedi dakikalık performans sergi boyunca, pazartesi ve salı günleri hariç her gün saat 15.00 ve 18.30’da tekrarlanacak. 

Bir kitaptan ilham aldı
Arter’in giriş katında ve hemen vitrinin arkasında yer alan ‘009’ isimli iş aynı sayıyla numaralandırılmış bir cam kapaklı dolap grubunun süt raflarında depolanmış balmumu, epoksi, ahşap, cam, demir ve ipten üretilmiş, ağaç dalları ve insan bedenini aynı anda anıştıran uzun parçalardan oluşuyor. Dolabın alt rafları ise boş. Bu da dolabın ya yavaş yavaş doldurulduğu ya da yavaş yavaş boşaltıldığı ihtimalleri arasında bırakıyor izleyiciyi. İşlevleriyle tanımlanacak bir nesne olmayan ama agaç ve insan gövdesinin birbirine geçmiş bir formunu anımsatan parçaların ya depolandıkları yerden geri dönüşüme sokulduğu ya da sonraki kullanımlar için bulundukları yerden alınıp depolandığını varsayıyoruz. Aynı mekânda yer alan ‘Yara’ serisinin ise ilham kaynağı sanatçının sergi öncesi İstanbul’a yaptığı ziyaretler sırasında gittiği bir evin kütüphanesinde gördüğü eski bir tıbbi fotoğraf kitabı.
“Osmanlı kadınlarına rahim kanseri ameliyatı uygulamış olan bu doktor onlardan kendisine poz vermesini istemiş. Fotoğraflardaki kadınlar klasik Osmanlı kadını olacağı gibi kapalı, ama sadece göbeklerinin üstlerindeki ameliyat izini açıkta bırakacak bir biçimde elbiseleri aralanmış. Yanlarında ise vücutlarından çıkartılmış kanserli parçalar bir kavanoz içinde onlarla beraber poz veriyor. Bu albümü gördüğüm anda o kadınların yerine koydum kendimi ve başörtüleri ve uzun elbiselerine rağmen o anda vücutlarındaki o yara izini gösterirlerken kendilerini ne kadar çıplak hissetmiş olabileceklerini düşündüm. Yaşadıkları utanç ve duygusal acıyı düşündüm. Yara işi ilhamını özel bir koleksiyona giren bu fotoğraflardan aldı” diyor Bruyckere. 

Mekânın çağırdığı tarih
Çukurcuma Hamamı’nda sergilenen balmumu, epoksi, ahşap, kumaş ve demirden yapılmış Akteon işinde de benzer bir ilham öyküsü söz konusu. Mekânsal bağlamın eserle organik bağına büyük önem veren sanatçı, bu sergi için de İstanbul’un tarihsel dokusunu yansıtan bir ek mekân talep ediyor. Mekân arayışları sırasında üstünde karar kıldığı Çukurcuma Hamamı’ndan çıktığı anda yolun kenarında gördüğü geyik boynuzları, Yunan Mitolojisi’ndeki avcı Akteon ve Artemis öyküsünün bir yorumu. “Bu öyküdeki arzu kavramını dönüştüren bir iş yapmak istedim. Artemis’in geyiğe dönüştürdüğü Acteon kendi köpekleri tarafından parçalandıktan sonra geriye sadece boynuzlar kalıyor. Bu öyküdeki arzu kavramından faydalanarak mekânın tarihine gönderme yapacak bir iş üretmek istedim. Bedenleri kullansaydım çok aleni olurdu, o yüzden boynuzlar ideal objelerdi.” Aktif olduğu dönemde eşcinsel hamamı olarak bilinen Çukurcuma Hamamı’nın bu sebepten ötürü kapatılışıyla sonlanan tarihini kastediyor Bruyckere. “Bu binayı yapı olarak çok sevdim. Öyküsünü sonradan öğrendim. Benim için nereye ve kime iş yaptığım çok önemli, o yüzden tüm işleri mekânla ve İstanbul’la iletişim içinde olacak biçimde tasarladım” diyor.
Aynı hamamda sergilenen Etten Kemikteniz (Istanbul) adlı iş ise insana işin adında geçen iddiayı hatırlatmak için epoksiyle doldurulmuş at derisinden yapılan ve birbirinin içine geçmiş bir dişi bir erkek attan oluşan bir heykel. Bruyckere’nin sanatında dönüşüm sıklıkla tekrarlayan bir tema. Bu temanın kendisi için bu denli çekici olmasının nedenini ise sanatçı şu sözlerle açıklıyor: “Bence bu bir çeşit dilek gerçekleştirme. Herşeyin hepimizin bildiği o bitişle sonlanmamasına, hiç tahmin etmediğimiz ve beklemediğimiz bir şekle dönüşmelerine dair bir dilek.”