'Türk okurlarım kibar ve genç'

'Türk okurlarım kibar ve genç'
'Türk okurlarım kibar ve genç'

Etgar Keret, Radikal okurlarıyla İstanbul Modern de buluştu.

İsrail edebiyatının yıldızı Etgar Keret, önceki gün Radikal okurlarıyla buluştu, edebiyat ve Ortadoğu'yu konuştu
Haber: DENİZ BARIŞ NARLI / Arşivi

Tanpınar Edebiyat Festivali kapsamında İstanbul’a gelen İsrailli yazar Etgar Keret ile okurları, Radikal’in düzenlediği ‘Etgar Keret’le 5’te 5’ etkinliğinde buluştu. Radikal’in internet sitesi üzerinden yapılan yarışmada, Etgar Keret ile söyleşi yapma fırsatı yakalayan okurları daha yazar gelmeden söyleşi mekânında hazırlar. Konuklardan ikisi daha önce hiç Etgar Keret okumamış. Ancak Keret’in yazarlık dışında Ortadoğulu kimliği ve yönetmenlik kariyeri sağolsun, onların da bu etkinlikte soracakları var. Sıkı bir Keret okuyucusu olan Tuna Bahar söyleşinin ‘dikkatli okuru’. Etkinlik sonrası yazara kendi kitabını armağan ederek Keret’e hayranlığını da gösteriyor.
Artık yazarla söyleşi zamanı... Keret, tam vaktinde yayıncısı Sanem Sirer’le karşımızda. İlk sorumuz: ‘İstanbul’u nasıl buldunuz?’. Bu, yazarın İstanbul’a üçüncü gelişi. Bir önceki ziyaretinde Taksim’de bir terör saldırısına tanık olmuş, bunun ülkenin rutini olup olmadığını soruyor. Farklı bir yere gidildiğinde oradaki olaylar ve rutin hakkında bilgi sahibi olmamanın sanal bir gerçeklik duygusu uyandırdığı görüşünde. “Türkiye, kibar, genç ve kitaplarımı okuyan insanlardan oluşuyor. Tabii bunlar benim karşılaştıklarım, genel konuşmak yanlış.” ‘Etgar Keret’ İngilizce ‘urban challenge’ anlamına geliyormuş. ‘Şehirsel güçlük’ diye çevirebileceğimiz bu isim yazar hakkında bize birkaç ipucu verebilir. Konuşma sırası yayıncı Sanem Sirer’e geldiği zaman anlıyoruz Keret’in James Joyce ya da Orhan Pamuk’taki gibi bir şehir bağlılığı olmadığını. Ancak Tel Aviv’de yaşamayı seviyor, “Yaşamak için değil ama yaratmak için çok doğru bir yer” diyor. İsrail ve Ortadoğu soruları artınca Sirer’den ufak bir uyarı alıyoruz. Ama Keret sorulardan rahatsız değil, “Eskimo olsaydım bana orası soğuk mu diye soracaklardı” diye espri bile yapıyor. Yazarın ‘Wristcutters: A Love Story’ adında filme çekilmiş senaryosunda bileklerini keserek intihar eden insanlardan oluşan fantastik bir dünya kurgusundan yola çıkılıyordu. Hakan Yılmaz’ın film hakkındaki sorusu üzerine Batılı ve Doğulu yazarların ölüme bakış açısının farklılığını konuşurken Keret’in ilk öyküsü ‘Gazze Blues’u nasıl yazdığını öğreniyoruz. 19 yaşında, askerdeyken bir arkadaşının intiharı yazarın ilk öyküsünü yazmasına vesile olmuş. Bu olayla farkındalığının arttığını söylüyor. Son kitabı ‘Kapı Birden Vuruldu’ ise yazarın hayatındaki oldukça hareketli ve uzun bir dönemin ürünü. Bir önceki eserinden bu yana verdiği on yıllık arada iki film yapmış, evlenmiş, çocuğu olmuş. Hayatındaki değişimlerin farkına varıp bu değişimlerden de öykülerin çıkabileceğini çok sonra düşünmeye başlamış. Söyleşi sonrasında Keret’e okurların tepkisini sorduğumuzda “Tuhaf ama genelde yazarlar okurlarıyla bir araya gelmiyor” diyor. “Karşı karşıya geliyor, kitap imzalıyorsunuz belki ama oturup sohbet etmiyorsunuz. O yüzden hoşuma gitti. Okurların yazdığım şeyleri nasıl yorumladıklarını görmek ilginçti.”

EDGAR KERET İLE SOHBET (Birinci kısım)

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

EDGAR KERET İLE SOHBET (İkinci kısım)

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle