Türkan Saylan olarak kalmayacağım

Türkan Saylan olarak kalmayacağım
Türkan Saylan olarak kalmayacağım

Kadınınların varoluş mücadelelerine ilişkin hikayelere özel ilgi duyan Pınar Öğün, Türkan başlangıç oldu. Aynı yolda yürümek istiyorum. Bu sistemde kadın olmak çok zor diye konuşuyor.

Prof. Dr. Türkan Saylan'ın hayatını anlatan 'Türkan'isimli dizide Saylan'ı canlandıran Pınar Öğün: Bu sorumluluk duygusunu yeni işlerime de taşıyacağım
Haber: SANEM AYDIN / Arşivi

Türkan dizisi için teklif nasıl geldi?
Londra’dan döndükten sonra dizi yapmak istemiyordum. Bir sinema filminde rol almak, tiyatro yapmak ya da yurtdışına yönelmek istiyordum. Dizinin castını yapan Harika Uygur beni aradı. “Türkan diye bir proje var seni düşünüyoruz” dedi. Ben de dizi yapmak istemediğimi söyledim, bir de yeni evliyim. Sonra bir gün ofisine çağırdı beni ve Ayşe Kulin’in ‘Tek ve Tek Başına Türkan’ adlı kitabını verdi. “Oku, ondan sonra konuşuruz” dedi. Ben de eve gittim ve okumaya başladım. Sabaha karşı 3’te bitirdim. Ve uyanır uyanmaz Harika’yı arayıp kabul ettiğimi söyledim. O gün 1 Nisan’dı. Ve Harika şaka yaptığımı düşündü. İnandırmak için baya uğraştım. Daha sonra uzun bir çalışma sürecine girdik. 

Sizi bu kadar etkileyen ne oldu?
Kitabı okuyunca, bir genç kızın kalbine yolculuk bir yolculuk yapıyorsunuz. Tüylerim diken diken olarak, heyecanlanarak okudum. Hem rasyonel bir doktordan hem de romantik bir kadından bahsediyor. 

Türkan Saylan ’ı oynarken neler hissediyorsunuz?
Heyecanlanmadığım sahne olmuyor. Her kareye bir şeyler ekleme ihtiyacı hissediyorum; elleri, yürüyüşüyle ilgili… Sürekli ona konsantre olup, onu yaşatmaya çalışıyorum. Yaşamış bir kadını tekrar hayata döndürmek çok tuhaf ve çok keyifli bir şey.  

Role hazırlanırken sizi en çok etkileyen şey neydi?
Ayşe Yüksel’le Bakırköy’deki Lepra, Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi’ne gittik. Öncesinde internetten hastaların fotoğraflarına baktım. Ürkütücü görüntüler vardı.  Tam internetteki fotoğraflar eskide kalmış derken, 70 yaşlarında biriyle tanıştım. Ve görüntünün esasıyla karşılaştım. Çok ciddi bir hastalık ve ciddi bir insan deformasyonu var. Kafamdan bir sürü şey geçti. O gün hayatımın dönüm noktalarından biriydi.  

O günden sonra hayatınızda neler değişti?
Bir kişinin nelere ön ayak olabileceğini görmek beni çok etkiledi. Ben de kendi hayatımdaki, çevremdeki bir şeyleri değiştirebilirim diye düşündüm. Türkan Saylan bana örnek oluyor ve hayatımı sorgulamama yönelik fikirler veriyor. Oyunculuk açısından da beni çok değiştirdi. İlk defa bir rolün sorumluluğunu sonuna kadar hissediyorum. Ama proje bittikten sonra başka roller oynayacağım. O sorumluluk duygusunu diğer rollerime taşıyıp, aynı disiplinle çalışmaya devam edeceğim.  Sonuçta Türkan Saylan olarak kalmayacağım. Pınar’ım ben. Ve bu bir rol. 

Oyunculukta bir başka karaktere bürünmek insanın psikolojisini nasıl etkiliyor?
Orada çok ciddi bir eğitim devreye giriyor. Eğitimli olduğunuz zaman, oyunculuk kontrolünüz oluyor ve bunun bir rol olduğunun farkına varıyorsunuz. Bir rolü giyip, daha sonra onda kalmak ‘şizofrenik’ bir hal. Onu çıkarmayı becerebilmek lazım. Ben o rolü giyebiliyorum, çıkarabiliyorum. Bu da yurtdışında aldığım eğitimden kaynaklanıyor. 

Çağlayan Saylan “Pınar Öğün’ü izlerken annemizin gençlik fotoğraflarına bakıyormuş gibi oluyoruz” dedi.  Saylan’ın oğlundan bu sözleri duymak size neler hissettirdi?
Bu işte yaşanılanlar belgesel gibi ortaya çıkmıyor. Önemli noktalar süslenerek bir resme dökülüyor ve sunuluyor. Bu çok riskli. Bu yüzden abisi ya da kardeşi olarak istemeye bilirlerdi. Ben de olumsuz bakmayı tercih ettim. Ve tepki verebilirler diye düşünüp, kendimi ona hazırladım. Olumlu bir şey görünce çok şaşırdım, inanamadım. Çok mutlu etti beni. Tanışmak istediğini de söylediler. 

Tanışma fırsatınız oldu mu?
Telefonda konuştuk. Bana Almanya ’da olduğunu, diziyi internetten izlediğini ve beni çok beğendiğini söyledi. Organlarım içimden çekilmiş gibi oldu.   

Türkan’daki performansınızla ilgili nasıl eleştiriler alıyorsunuz?
Bugüne kadar hiç kötü bir şey duymadım. Herkes çok güzel şeyler söyledi. Çok güzel mailler alıyorum. Ekmek almaya giderken kadınlar beni görüp, biz Türkan Saylan’ı Çağdaş Yaşam’dan tanırdık diye ağlıyor. Hayat eskisi gibi değil. 6-7 yaşındaki çocuklar bile arkamdan Türkan Saylan diye bağırıyor.

Oynamak istediğiniz özel bir rol var mı?
Birisi değil ama bir hikâye var. Sevgili Meltem Arıkan’ın ‘Kadın Bedenini Soyarsa’ ve ‘Zaten Yoksunuz’ adlı kitapları kadının varoluş mücadelesini anlatıyor. Ben de kadının varoluşuna yönelik işler yapmak istiyorum. ‘Türkan’ bunun bir başlangıcı. 

Dizi Türkan Saylan’ın bütün hayatını anlatacak mı?
Ben 40’lı yaşlarına kadar oynayacağımı konuştum. 39 bölümlük bir sözleşme yaptım. Sonrasında ne olur bilmiyorum. 

Türkan önümüzdeki günlerde neler yaşayacak?
Aşk ve romantizm hep devam edecek. Çünkü aşkla beslenen bir kadın. Ama ben rasyonel tarafını daha çok beğeniyorum. O güçlü kadının çıkmasını istiyorum. Ama şu anda çocuk hala. Mücadele etmek istiyor fakat ne yapacağını bilmiyor. Tabii ki, bu bir süreç. Her defasında yeni bir Türkan’la tanışacağız. Henüz Türkan Saylan olmadı. Yavaş yavaş örüyoruz onu ve o dikim süreci çok keyifli. Sonunu da zaten biliyoruz.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    Almanya

    ,

    Türkan Saylan

    ,

    hayat