Türkçe de kırık, parmak da!

Türkçe de kırık, parmak da!
Türkçe de kırık, parmak da!
İlk albümü 'Confession'ı 14 Şubat'ta Türkiye'de yayımlayan Karsu Dönmez dün yeniden İstanbul'daydı. Önceki gelişinde kırık Türkçesi ile Cemal Reşit Rey'i dolduranları mest eden Karsu bu kez kırık Türkçesi'nin yanına kırık parmağını da eklemişti fakat performansı yine parmak ısırttı.
Haber: Muhsin Topyıldız - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

Sesi Hollanda’dan Türkiye ’ye kendinden çok daha önce gelmişti Karsu’nun. Gırtlağı ve piyanoya hakimiyetiyle Hollandalıların dikkatini çektiği gibi burada da kemik bir kitle edinmişti kendine. Karsu dün yeniden İstanbul ’daydı. Zorlu Center PSM’yi ağzına kadar dolduran herkesi hem eğlendirdi hem duygulandırdı. Konser öncesi kapıdaki herkes heyecanlıydı. Karsu’yu daha evvel canlı dinleyenler bir kez daha dinleyecek olmayı sabırsızlıkla bekliyor, ilk kez dinleyecek olanlarsa daha önce izleyenlere kulak kabartıp içeride neler olacağını kestirmeye çalışıyorlardı. Bense tekrar dinleyecek olan şanslı güruhtan olmanın tadını çıkarıyordum. Salon tam olarak dolmuştu ve Karsu sahnenin sol tarafından tam saatinde gecikmeden belirmişti. Işıltılı elbisesi ve her zamanki güler yüzüyle mikrofonun başına gelip ‘Eller Gibiyim’ ile konseri açtı. Şarkının bir dizesini ‘Elim, elim, elim kırık’ diyerek bandajlı elini kaldırınca enteresan bir durum olduğunu fark ettik. Karsu konserden önce parmağını kapıya sıkıştırmıştı ve doktora gidecek vakti olmamıştı. Tabii ki piyanonun başına oturmaktan da vazgeçmeyecekti. Konseri ağırlıklı olarak Türkçe şarkılar üzerine kuran Karsu öyle şarkılar seçmişti ki şarkılar eğlenceliyse tüm salon eşlik ediyor, eğlenceli değilse tüm salon derde kedere boğuluyordu. ‘Gelevera Deresi’nden ‘Domates Biber Patlıcan’a, ‘Arapsaçı’ndan ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’a kadar duygudan duyguya dolaştırdı tüm izleyicileri. Onunla birlikte sahnede olan orkestra ise her zamanki gibi yine enfesti. Karsu’nun parmaklarındaki problem sebebiyle orkestraya daha fazla görev düşüyordu. Onlar da bu görevi başarıyla yerine getirdiler. Özellikle gitarist Orville Breeveld’in performansı tüm seyircileri coşturmaya yetmiş de artmıştı. Saksafoncu Daniel Master ise bir ara seyircilerin arasına kadar indi. Performanslar devam ettikçe duygular değişiyor ama sahnedekilerin sempatikliği değişmiyordu. Eminim ki salondan çıkan herkes performansların yanı sıra sahnedeki ekibin ne kadar tatlı insanlar olduğunu konuşmuştur.

Konser sonrası Karsu’nun kulisine sızmayı başarıp bu geceden ve albümünden konuşma fırsatı yakaladım. Karsu Türkçe şarkılar da söylediği ilk albümü ‘Confession’ın Türkiye’de çıkmış olmasından oldukça memnun ve neler olacağını merak ediyor. Almanya’da, Hollanda’da ve Belçika’da oldukça ses getirmesi sebebiyle albümünden umutlu. Tekrar İstanbul’a gelmeyi sabırsızlıkla beklemiş. ‘İstanbul benim ikinci evim’ diyor anlatmaya başlarken. Biletlerin erkenden tükenmesi onu oldukça mutlu etmiş: “Daha önceki gelişlerimde salon dolar mı diye tereddüt ediyordum ama bu sefer ‘İstanbul’a gidiyorum tabii ki dolacak’ diyerek geldim.” İstanbul konserinden önce Ankara ve İzmir’de verdiği konserlerde de en az İstanbul’daki kadar ilgi görmüş. Karsu’nu albümünün ilk klibini Burdur Gölü’nde ‘Gesi Bağları’na çekti. Burdur Gölü’nün kurumasına dikkat çekmek amacıyla klibi Avrupa ’da çekmek yerine buralara getirmişler. Su altında çekilen klip oldukça meşakkatli olmuş. Zira klip ocak ayının başında Burdur’un en soğuk olduğu günlerde çekilmiş. Kulisten ayrılırken bu denli güzel bir gece geçirmeyi bekleyip beklemediğimi sorguladım. Sanırım bekliyordum ve boşa çıkmadım. Naçizane tavsiyem Karsu bir daha geldiğinde erkenden biletinizi almanızdır. Çünkü biletler çok çabuk tükeniyor.