Türkçe rock'ın yeni sesi: Kuytu

Türkçe rock'ın yeni sesi: Kuytu
Türkçe rock'ın yeni sesi: Kuytu
Türkçe pop-rock müziğine yeni bir ses eklendi: Kuytu. Yolları daha önce farklı projelerde kesişmiş olan müzisyenler Denizer Özveren, Cem Kurt, Taha Rıza Özmen ve Gökçe Kölüksüz'den oluşan 'Kuytu' ilk albümleri 'Düş İçime' ile karşımızda. Cem Kurt Luxus'ten, Taha Rıza Özmen ise Fairuz Derinbulut'tan  tanıdık... Topluluğu kendilerinden dinledik...

'Kuytu' yeni bir grup ama daha önce farklı ekiplerden tanıdığımız müzisyenlerden oluşuyor. Nasıl bir araya geldiniz? 
Grubun insanlarla buluşması ama aslında üç yıla yayılan bir düzenleme-kayıt süreci geçirdik. Her birimiz Kuytu öncesinde irili ufaklı çeşitli gruplar ve projeler içinde yer aldık. Müzik piyasasının farklı noktalarında bulunduk. Bazıları halihazırda devam ediyor. İçlerinde adını duymuş olabileceğiniz projeler olduğu gibi bir avuç insan dışında kimsenin bilmediği çok alternatif işler de var… Biz birbirini uzun yıllardır tanıyan, daha önce de çeşitli vesilelerle bir arada çalmış insanlarız. Kuytu'yu kurmaktaki amacımız, Denizer’in daha önceden yapmış olduğu şarkıları birlikte düzenleyerek hayata geçirmekti. Bunu yaparken de birbirimizi tanıyor olmamız, bir grup sound’u yaratmamızda çok yardımcı oldu. Özetlersek; bizi heyecanlandıran çok güzel şarkılar vardı ve herbirimiz bu şarkılara dokunup bir şeyler katmak için bir heyecan duyduk. Böylece Kuytu’nun temelleri atıldı. Albümdeki dokuz şarkının da sözü ve müziği Denizer’e ait.

Kuytu'da önceden parçası olduğunuz projelerden esintiler var mı?
Bir müzisyenin daha önceki müzikal tecrübelerden beslenmemesi, etkilenmemesi tabii ki mümkün değil. Ancak her birimizin farklı müzikal tatlara sahip olduğu da bir gerçek. Her birimiz mutlaka çalıştığımız her projede, müziğin farklı bir boyutunu tecrübe ettik ve farkında olarak veya olmayarak bunu yaptığımız düzenlemelere, çaldığımız partisyonlara yansıttık. Ancak ortaya çıkan müzik tek başına kimsenin müziği değil, Kuytu’nun müziği. İşin tılsımı burada olsa gerek.

İlk albümde neleri ön plana çıkarmaya çalıştınız?
Şarkıların üretimi, grubun kuruluşundan önceye dayanıyor. Şarkılar hazır olduğundan bize düşen, şarkıların en yalın ve etkileyici hallerini bulup ortaya çıkarmak oldu. Şarkıların anlattığı hikâyeleri ön planda tutarken bu hikâyelerin önüne geçecek müzikal düzenlemelerden kaçınmaya çalıştık.

Alışıldık melodilerden farklı, şahsına münhasır müziği sevdiğinizi düşünüyorum. Bu durumu, grup müziğinize ne ölçüde yansıtmayı düşünüyorsunuz?
‘Kuytu’ her birimizden izler taşımakla birlikte hiçbirimizi tek başına ifade eden bir grup değil. Önce biz ‘Kuytu’nun sound’unu yarattık, şimdi ise ‘Kuytu’ herbirimizin sound’unu belirliyor. Kuytu’nun ihtiyacı olan ne ise onu vermeye gayret ediyoruz ve bunu yaparken kişisel zevklerimiz, ortak paydada kesiştiği oranda müziğin içine katılıyor.

Müzik sektörü bir süredir çeşitli sıkıntılarla baş başa. Yaşadığımızacı toplumsal olayların ardından da sık sık ‘Müzik susmalı mı, devam mı etmeli’ tartışması gündeme gelir oldu. Sizin müzisyenler olarak bu konuya bakışınız nedir?
Müzik bir ifade biçimi, müzikle her duyguyu ifade etmeniz mümkün. Anadolu’nun veya herhangi bir coğrafyanın tarihine baktığınızda yaşanan acılar karşısında müziğin -susması bir yana- sesinin gürleştiğini görürsünüz. Ancak günümüz piyasa şartlarında müziğin en başta bir eğlence aracı olarak görülmesi, bizi herhangi bir acı karşısında “Müzik susmalı mı?” sorusuyla karşı karşıya bırakıyor.

Bu sıkıntılı dönemde ilk albümünü yayınlamayan tecrübeli müzisyenler olarak, tedirginlik duyuyor musunuz?
Yaşadığı ülkenin şartlarının bilincinde insanlar olarak yaşanan sıkıntılar karşısında üzüntümüz baki olmakla birlikte, albümümüzün geleceği açısından bir tedirginlik duyduğumuzu söyleyemeyiz. 


    ETİKETLER:

    Anadolu

    ,

    Müzik

    ,

    Piyasa

    ,

    Eğlence

    ,

    Karşı

    ,

    yalın

    ,

    kayıt