@ErkanAktug

Türkiye sanatının Berlin gösterisi

Türkiye sanatının Berlin gösterisi
Türkiye sanatının Berlin gösterisi

Çok eski bir sanat kurumu olan Martin Gropius-Bau?nun salonlarında, şu sıralar Türk resminin farklı dönem örnekleri asılı.

İstanbul ve Berlin belediyeleri arasındaki 'kardeş şehir ' ilişkilerinin 20. yılı vesilesiyle Berlin'de düzenlenen ve üç sergiyi kapsayan 'İstanbul Next Wave', şimdiye kadar şahit olduğumuz en manalı 'kardeş şehir' etkinliği. Sergiler vesilesiyle Türkiyeli sanatçılar Berlin'e çıkarma yaptı
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

BERLİN - Hikayeden ‘kardeş şehir’ etkinlikleri çok görmüştük, demek ki manalısı da oluyormuş. İstanbul ve Berlin belediyeleri arasındaki ‘kardeş şehir’ ilişkilerinin 20. yılı vesilesiyle Berlin’de düzenlenen ve üç sergiyi kapsayan ‘İstanbul Next Wave’, şimdiye kadar şahit olduklarımızın en manalısı. Bu işe para koyan İstanbul ve Berlin belediyelerine, önayak olan kişi ve kurumlara şapka çıkartıyoruz buradan.
‘İstanbul Next Wave’, resmen Türkiye sanatının Berlin’deki gövde gösterisi. Zira hem sergiler iyi hem de sergilerin açıldıkları mekanlar Berlin’in tam kalbinde yer alıyor. Bugüne kadar Türkiye’yle ilgili yurtdışında açılan en büyük koleksiyon sergisi ‘İstanbul Modern-Berlin’e Berlin’in en havalı uluslararası sergi mekanı Martin Gropius-Bau ev sahipliği yapıyor. Türkiyeli kadın sanatçıların gövde gösterisi yaptığı Beral Madra küratörlüğündeki ‘Ayaklarımın Altında Cenneti Değil Dünyayı İstiyorum’ sergisinin açıldığı Akademie der Künste’nin (Sanat Akademisi) Pariser Platz’daki (Paris Meydanı) şahane binası, Berlin’in simgelerinden ünlü Brandenburg kapısının hemen dibinde konumlanan, özellikle gençlerin uğrak yeri capcanlı bir mekan. Politik işlerin yer aldığı ‘Eleştirel Sanattan Altı Kesit’ sergisi de Berlin’in bir başka simgesi ünlü Zafer Anıtı (Siegessaule) yakınındaki Akademie der Künste’nin sanat okulu Hanseatenweg’de açıldı.

Teklif onlardan
Berlin’in bu çapta bir Türkiye sanatı çıkarmasına kucak açmasındaki en önemli etken, teklifin Almanya’nın kültür-sanatına yön veren Akademie der Künste’den (Sanat Akademisi) gelmesi. 1783’te kurulan ve köklü bir geçmişe sahip Akademie der Künste’nin böyle bir kararı almasında ise kurumda yaşanan değişim etkili olmuş. 250 bini Berlin’de olmak üzere üç milyondan fazla Türkiye kökenlinin yaşadığı Almanya’daki Türkiye gerçeğini sonunda kabullenen kurum, oradaki Türklere ulaşmak için çeşitli faaliyetler yapmaya karar vermiş. ‘Açılım’ için de Berlin-İstanbul ‘kardeş şehir’ ilişkisinin 20. yılı hedef alınmış ve çalışmalar Almanya’da yaşayan Çetin Güzelhan koordinasyonunda iki yıl öncesinde başlatılmış. İstanbul Modern’in şef küratörü Levent Çalıkoğlu’nun ‘açılım’ konusundaki yorumu şöyle: “Almanların karar alması zordur. Kararı alana kadar çok düşünürler. Ama karar alındıktan sonra gerisi kolaydır, en iyisini yapmak için çalışırlar. Bu kez, bizi merkeze aldılar.”
Üstelik sergilerin, dünyanın ilgisinin Berlin’de olduğu bir döneme denk getirilmesi de ayrıca önemli. Her üç sergi de Berlin’de yapılan MTV Avrupa Müzik Ödülleri töreni, U2’nun Berlin Duvarı’nda verdiği konser ve dünyadan 32 devlet başkanının katıldığı Berlin Duvarı’nın yıkılışının 20. yılındaki görkemli kutlamaların hemen akabinde açıldı. Açılış vesilesiyle Türkiyeli sanatçılar Berlin’e çıkartma yaptı. Bedri Baykam’dan Balkan Naci İslimyeli’ye, Handan Börüteçene’den Halil Altındere’ye, Nazan Azeri’den Gül Ilgaz’a herkes Berlin’deydi.
Berlin, son yıllarda Avrupa’da sanatın yeni çekim merkezlerinden biri. Duvarın yıkılışının ardından eski görkemli binalar hızla yenilenirken bir yandan da yıldız mimarların elinden çıkma ‘havalı’ modern binalar yükseliyor. Şehirdeki şantiye hali, önceki yıllara göre azalsa da devam ediyor.

Asırlık müze binası
‘İstanbul Modern-Berlin’ sergisinin açıldığı Martin Gropius-Bau da Berlin’in eski görkemli binalarından biri. 1990’larda ciddi bir onarım geçiren bina 1881’de mimar Martin Gropius tarafından Kraliyet Sanatlar Müzesi olarak yapılmış. Mimarının adını taşıyan bina, 2. Dünya Savaşı sırasında ciddi zarar görmüş, zira hemen yanında Gestapo’nun merkezi bulunuyordu. Binanın tam önünden Berlin Duvarı geçtiği için duvar yıllarında girişi arka tarafa alınmış. Berlin’in prestijli sergi mekanlarının başında gelen Martin Gropius-Bau’da ‘İstanbul Modern-Berlin’ sergisinden önce dev bir Bauhaus sergisi vardı. O sergi şimdi MoMA’da. Leven Çalıkoğlu, Martin Gropius-Bau’yu ‘Berlin’deki sergi mekanlarının Kabe’si’ olarak tanımlıyor.

Kapsamlı koleksiyon
Küratörlüğünü İstanbul Modern’in şef küratörü Levent Çalıkoğlu ile Next Wave projesinin şef küratörü Çetin Güzelhan’ın üstlendiği ‘İstanbul Modern-Berlin’ sergisinin içeriğine gelince... İstanbul Modern’in yenilenen kalıcı koleksiyon katından seçilen çalışmalardan oluşan sergi, modernleşmenin ilk evreleri ile çağdaş sanatın önemli temsilcilerini bir araya getiriyor. İbrahim Çallı’dan Sarkis’e, Zeki Kocamemi’den Hale Tenger’e, Nejat Melih Devrim’den Gülsün Karamustafa’ya Ömer Uluç’tan Ayşe Erkmen’e kadar 59 sanatçının 66 eserinin yer aldığı sergi, yüzyıllık modern ve çağdaş sanatımızdan önemli bir kesitini kronolojik bir akışla kimi zaman gruplar ve dönemler, kimi zaman da üsluplar ve karşıt yaklaşımlar ışığında açıklayıcı bilgiler eşliğinde Berlin’lilere sunuyor.
‘Gövde gösterisi’ dedik ya... Sergideki eserler ‘gövde gösterisi’ vurgusu yaparcasına en büyük boyutlularından seçilmiş. Serginin ilk odasındaki ‘Atlas’ adlı çalışma Kaya Behkalam, Mikala Hyldig Dal ve Ali Konyalı tarafından sergi için özel olarak tasarlanmış. Siyah bir kübün üzerinde hareket eden yüzlerce fotoğraf karesi, her iki ülkenin kültürel mirasını ve bu mirasın birbirleri ile etkileşimlerini ortaya koyma iddiasında.
İkinci odada İbrahim Çallı, Nazmi Ziya, Feyhaman Duran, Hale Asaf gibi İzlenimci Kuşak sanatçıları ile onların öğrencisi Müstakiller ve D Grubu sanatçılarını bir araya getiriyor.
Üçüncü odada Nejad Melih Devrim, Fahrelnissa Zeid, Zeki Faik İzer, Selim Turan gibi Paris Okulu içerisinde yer alan sanatçılarla 1950’li yıllarda İstanbul sanat ortamına soyut sanatı sunan Adnan Çoker, Ferruh Başağa gibi isimlerin büyük boy tabloları yer alıyor.
60’ların toplumsal gerçekçi ressamları Neşet Günal, Nuri İyem, Nedim Günsür ile Paris ortamından Avni Arbaş, Adnan Varınca gibi isimler dördüncü odada karşı karşıya getiriliyor.
Beşinci odada 1970’li yıllarda kendilerine özgü bir tarz geliştiren dört sanatçının, Burhan Doğançay, Erol Akyavaş, Özdemir Altan ve Ömer Uluç’un büyük boy eserlerine ayrılmış. Uluç’un bu odadaki ‘3 Erkek, Dört Kadın, Ziyaretçiler’ tablosu aynı zamanda serginin afişinde kullanılmış. Altıncı odada 1970’li yıllardan başlayarak figüratif ve anlatımcı bir tarz geliştiren Mehmet Güleryüz, Komet, Balkan Naci İslimyeli bireyin Ergin İnan, Yusuf Taktak, Bedri Baykam gibi sanatçıların eserleri yer alıyor. Göbek dansı videosuyla Nil Yalter, İnci Eviner, Mustafa Pancar, Bubi, Canan Tolon, Haluk Akakçe, İrfan Önürmen gibi çağdaş sanatın önemli isimlerini ağırlayan salonu geçtikten sonra sekizinci odada Sarkis’in neonlarla müdahale ettiği imzasız anonim kadın figürleri ile Ramazan Bayrakoğlu’nun artist kadını hoş bir birliktelik oluşturuyor.

Videolara özel oda
Videolara ayrılan dokuzuncu odada Şener Özmen ve Erkan Özgen’in ‘Tate Modern Yolu’ ile Hale Tenger ise Avrupa-Türkiye sınır ve kültür farklılıklarına ilişkin bir deneyimini aktardığı ‘Kesit’ videosu yer alıyor. Son odada ise Ayşe Erkmen’in zıplayan mayınları, Gülsün Karamustafa’nın Taksim meydanı videosu ile Taner Ceylan, Leyla Gediz, Pınar Yolaçan’ın işleri yer alıyor.
Türkiye’de plastik sanatların yüz yıllık serüvenini Almanya’ya tanıtan ‘İstanbul Modern-Berlin’ sergisi tamam, peki hazır 20. yıl kutlamaları yapılırken Alman sanatının yüz yıllık serüvenini özetleyen bir sergi İstanbul’da hoş olmaz mı? İstanbul Modern’in yönetim kurulu başkanı Oya Eczacıbaşı ile şef küratörü Levent Çalıkoğlu, Akademie der Künste’ye 20. yüzyıl Alman sanatının örneklerinden oluşan benzer büyüklükte bir sergiye ev sahipliği yapma önerisinde bulunduklarını söylediler. Dileriz İstanbul Modern’e destek olan çıkar.