Türkiye'de caz tatlı bir delilik!

Türkiye'de caz tatlı bir delilik!
Türkiye'de caz tatlı bir delilik!
Şenay Lambaoğlu ikinci albümü 'Zarf Tümleci'ni DMC etiketiyle yayımladı. Lambaoğlu ile buluştuk ve "İlk albüme benzer bir albüm yapmak istemedim" dediği yeni albümünü anlattı.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

İlk albümünüzün ardından ‘Zarf Tümleci’ ile tekrar ortaya çıktınız...
Şarkılar yapmak, bir şeyler anlatmak, daha fazla söylemek insanın dizginleyemediği hisler. Yazma ihtiyacı hissettiğim için beste yapmaya başladım. Duygularımı şarkı söyleyerek ifade etmek benim için çok daha kolay. İlk albümümü yaptığım dönemde ikinci albümün şarkılarının yarısı hazırdı. Arayı fazla açmak da istemedim. Acilen söylemek istediğim heveslerim vardı.
Albümdeki şarkıların neredeyse tamamı size ait. Nasıl yazıyorsunuz bu şarkıları?
Herkesin şarkı yazma stili farklıdır. Ben kendimi singer/songwriter olarak görüyorum. Sözü ve müziği aynı anda bulanlardanım. Sözler müziğe hizmet ediyor gibi geliyor bana. Bir olayın içinde aniden aklına gelen bir cümle, kelime ya da herhangi bir şey bir hikâyenin ana başlığı olabiliyor. Yaşadığın, gördüğün, dokunduğun ne varsa ilham olabiliyor. Türkiye böyle uyarıcıların oldukça yoğun olduğu bir yer. Melodiler aklıma gelince kaydetmem, aklımda tutarım. Sözler olması gerektiği yerdeyse melodiyi unutmam.
Gecenin bir yarısı uykudan sıçrayıp kayıt cihazı aramadınız mı hiç?
İlk albümü yaparken olmuştu. ‘İçimde Aşk Var’ı su içmeye kalkarken yapmıştım.
‘Zarf Tümleci’ni oluştururken nasıl bir yöntem izlediniz?
İlk albüme benzer bir albüm yapmak istemedim. Aynı şeyleri hissettirecek bir albüm yapmayı neden ister insan? Biz değişiyoruz, dünya değişiyor. O dönem yaşadıklarımdan farklı şeyler yaşadığım için insanlarla paylaşmak istiyorum zaten. Can Çankaya, Cem Tuncer, Cenk Erdoğan, Volkan Hürsever ve Ercüment Orkut’un aranjeleri ile yaptık albümü. Tüm demoları ortaya serdim, herkes istediğini seçti. Öyle bir hava yakalamışız ki kime istediysem ona gitti şarkılar.
Uzun zamandır müzik yapıyorsunuz fakat oldukça geç albüm sahibi oldunuz. Neden?Doğru zamanı bekledim. Türkiye’de gerekli koşullar henüz sağlanmamıştı. Çok flaş isimler vardı müzik piyasasında. Türkiye’deki caz dinleyicisi zaten avuç içini ancak dolduruyor. Hele Türkçe caz yapmak iyice ütopikti.
Kendi şarkılarını yazıp söyleyen kadın karakterler bollaştı Türkiye’de. Bu isimlerden biri olarak nasıl değerlendiriyorsun süreci?Son yıllarda müzik piyasasında kadınların bu şekilde görünür olması aslında defterimi açma noktasında bana cesaret verdi. Kendi şarkılarını söyleyen kadınları artık görebiliyor olmamız Türkiye’nin kabuk değiştirmesiyle ilgili. ‘Bizde kadın edilgendir’ fikri değişiyor. Bugüne dek kadınlar hep bir meta gibi anlatılan taraftı. Kadınların her alanda kendilerini gösterebiliyor olması müzik endüstrisini de etkiledi. Kadının sadece âşık olunan, anlatılan, uğruna methiyeler düzülen bir canlı olmadığını anlamaya başladık.
Klasik caz dinleyicisinin bile çok az olduğu bir zamanda Türkçe caz yapmak deli işi değil mi?Deli işi dememek gerek belki ama zaten bu işle ilgileniyorsanız pek de normal sayılmazsınız. Tutkuyla işinin peşinde koşan insanları ‘genelin dışında kalanlar’ olarak görüyorum. Tatlı bir delilik bu. Otobüs durağında otururken bir fişin arkasına yazdığım sözlerin stüdyoda iskelete oturtulması ve daha sonra dinleyiciye ulaşması inanılmaz bir keyif. Türkçe caz yapıyor olmak demek müzik piyasasının genelinden çok daha ufak bir kitleye iş yaparken o küçük kitledeki klasik caz dinleyeninin de ilgi alanına girememek demek. Zor olan ve dönem dönem hayal kırıklığına uğratan nokta bu.