Türkiye'de Rodin sergisi

Sakıp Sabancı Müzesi seneye Hermitage'dan Rus sanatı, 2006'da Paris'ten Rodin sergisi getirecek. Müze müdürü Ölçer: "Hedef eğitici sergileme."
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye 2004 yılını müze bahsiyle kapatıyor. İstanbul Modern ve Pera Müzesi, aralık ayı gündemine damgalarını vurdu. 2005 yılında da müzeleri konuşmayı sürdüreceğiz, bu kesin. '2000'lerin ilk özel müzesi Sakıp Sabancı'da neler oluyor?' diye merak ediyor insan. Bu merakı körükleyen gelişmelerden biri de ülkede bu işi en iyi bilenler arasında sayılan, yıllarca İslam Eserleri Müzesi'nin müdürlüğünü yapan Nazan Ölçer'in yaklaşık bir yıldır Sakıp Sabancı Müzesi'nin başında olması. Ölçer, göreve geldikten kısa süre sonra 'Mediciler'den 'Savoy'lara, onun ardından da 'Avrupa Modasının 300 Yılı' sergilerini yapmıştı. Öğrendik ki sırada Slovenya'da Osmanlılar, Rus Sanatı ve Auguste Rodin sergileri var.
Nazan Ölçer, Sakıp Sabancı Müzesi'ni dönüştürüp daha aktif bir kurum haline getirmek koşuluyla bu görevi üstlenmiş: "Ben geldiğimde burada aile koleksiyonundan müzeye geçiş yapmış, ama bu süreç tamamlanmamıştı. Bir kere koleksiyonun sahibinin büyük bir manevi ağırlığı vardı. Bütün her şeyini sergilemek istemiş. Tabii kurucusu bu kadar da karizmatik bir kişiyse ilk başta büyük bir ilgi doğar müzeye; herkes evi merak eder gelir, koleksiyonu merak eder gelir. Fakat bir müzenin misyonunun olması önemli..."
Nazan Ölçer yıllarca çok görkemli bir koleksiyonu, devletin kısıtlı olanakları eşliğinde yönetmişti. Şimdi bir başka müzede tam tersi koşullarda çalışıyor. SSM'de önceliği tüm çağdaş müzelerde olduğu gibi eğitime veriyor. Sergileme biçimlerini buna göre belirliyor. Müzenin kent merkezinin dışında olması dezavantajını ilgi çekecek sergilerle ortadan kaldırmakta kararlı. Resim koleksiyonunun sergilendiği yer artık geçici sergiler için kullanılıyor. Üstelik bu salon daha da genişletilip modernize edilmekte.
"Artık iki hedefimiz var" diyor Nazan Ölçer, "Bir tanesi kendi resim koleksiyonumuzu belli desteklerle belli senaryolarla sergilemek. Yani bir sanatçıyı bütün çevresiyle, onu ortaya çıkaran ortamla, tarihsel ortamla birlikte göstermek. İkincisi ise, ben asıl misyonumu orada görüyorum, Türk insanının kolay kolay göremeyeceği dev sergileri getirmek. Bunlara sansasyon sergileri diye bakıp, başkalarının düştüğü tuzağa düşmeyeceğim tabii. Doğru bir iş beraberinde sansasyonu da getirirse ne âlâ."
Pek çok dev sergi projesi var. Bunlardan kesinleşen üç tanesi bile yeterince göz kamaştırıcı. İlki Slovenya'daki kimi büyük şatoların koleksiyonlarından derlenen bir Osmanlı sergisi. 17. yüzyıldan kalma, Osmanlı'yı betimleyen dev resimler, objeler, elyazmaları Temmuz 2005'te İstanbul'a gelecek. Ardından Hermitage ve Rusya Devlet Müzesi'ndeki yapıtlardan oluşan bir Rus sanatı sergisi açılacak. 2006 baharında ise görkemli bir Rodin sergisi gezeceğiz. Ünlü heykeltıraşın mektupları, fotoğrafları, kendi kurduğu antik heykel koleksiyonundan parçalar ve pek çok yapıtı Rodin Müzesi'nden kalkıp SSM'ye gelecekler.
Çocuklar için özel turlar
Nazan Ölçer, müzenin omurgası olan hat koleksiyonunun da sergilenme biçimini değiştirecek: "Türkiye'de geniş kesimlerin bilmediği bir yazı türü, sadece estetik açıdan bakılıp beğenilen bu levhaları anlaşılır kılmayı düşünüyoruz. Belki hattat aletleriyle ilgili küçük bir sergileme bölümü de yapacağız." Tüm bunlar, önceki sergilerde de olduğu gibi yan etkinliklerle beslenecek. Film gösterimleri, konferanslar, çocuklar için özel turlar gibi...
Türkiye'nin müzecilik atılımı beraberinde ilginç bir rekabeti de getirdi. Nazan Ölçer bu konuda kendine güveniyor ve 30 yıllık tecrübesine dayanarak diğerlerini uyarıyor: "Peşin söyleyeyim rekabetten hiç korkmuyorum. Çünkü kulvarlar, hedefler ve birikimler çok farklı. Kişi koleksiyonlarının müzelere dönüşmesi çok güzel. Onları bekleyen tehlike ise Türkiye'de bu alanda çalışacak insanlara yatırım yapılmamış olması. Bu nedenle büyük resimleri aldıkları gibi, geleceklerini belirleyecek insanları da yetiştirmeliler. Elinde yeri asla doldurulamayacak koleksiyonlar olan devletin de böyle vasıflı insanlar yetiştirmesi gerek. Dış dünyaya kapalı, kendi kabuğuna çekilmiş insanların olduğu kurumlardan kurtulunması lazım."