"Türkiye'nin imajı zedelenmesin diye o filmi yapmıyorum"

"Türkiye'nin imajı zedelenmesin diye o filmi yapmıyorum"
"Türkiye'nin imajı zedelenmesin diye o filmi yapmıyorum"
"Türk sinemasında 5 yıl içinde dünya çapında önemli şeyler olacak" diyen yönetmen Ferzan Özpetek, aklındaki bir film projesini "Türkiye'nin imajı zedelenmesin" diye sürekli ertelediğini açıkladı.

BARCELONA - Birinci İtalyan Filmleri Festivali'nin düzenlendiği Barcelona kentindeki Verdi sinemasının salonunda AA muhabirine konuşan Özpetek, 15 yılı bulan sinema yönetmenliği geçmişiyle ilgili soruları yanıtladı. " Türkiye 'de İstanbul 'la ilgili bir şey yapmak istiyorum. İsmi İstanbul olan İstanbul'u anlatan bir olay" sözleriyle aklındaki projeden bahseden Özpetek, İtalyanların beklentilerinden ve Türkiye'deki sinema çevresinin kendisine karşı bir çeşit meydan okumasından

dolayı "üzerinde çok büyük sorumluluk hissettiğini" kaydetti. Özpetek, "İtalyanların benden çok beklediği bir Türk filmi var. Türkiye'deki sinema çevresinde de 'gel bakalım, ne yaparsın?' gibi bir tavır var" ifadelerini kullandı.

İlk filmi olan ve 1997 yapımı “Hamam” ile büyük bir başarı elde eden ve bu zamana kadar toplam 9 film çeken Özpetek, kariyeriyle ilgili duygularını şu şekilde özetledi:

"Her şey hiç beklemediğim bir şekilde değişti. Hamam filminin, dünyanın birçok yerinde gösterilmesi ve başarılı olması... Ondan sonraki filmlerimin de bunu devam ettirmesi benim için çok güzel. Ama yönetmen olarak en güzeli ve en büyük başarı bence seyirci ile kurulan iletişim. Bu çok çok önemli. Benim hoşuma giden o."

TÜRKİYE'NİN İMAJI İÇİN ERTELEDİĞİ PROJE
Geçmişte verdiği birçok röportajda da dile getirdiği "Anadolu Çiçeği" adlı film projesini, "Türkiye'nin yurt dışındaki imajına zarar vermemek" için yapamadığını ve bunun içinde hep içinde bir ukde olarak kaldığını anlatan Özpetek, "Hamam'dan sonra Anadolu Çiçeği diye bir projem vardı, politik bir filmdi. Türkiye'deki hapishanelerden bahseden, 1 savcı 3 kadının hikayesiydi. Hep aklımda o film var. 80'li yılların Türkiye'sini eleştiriyordu. Çok ağır bir filmdi. Hamam dünyada başarılı olunca Anadolu Çiçeği'ni yapsaydım her tarafta çıkacaktı. Yıllardır yurt dışında yaşamanın etkisiyle Türkiye'ye zarar vermemek gibi bir düşüncem var. Halbuki yanlış bir düşünce bu. Çünkü insanın her zaman için özgür olması lazım ama o projeyi hep böyle kafamda ileri tarihlere attım" açıklamasında bulundu.

ŞİMDİYE KADAR CANINI SIKAN TEK SAHNE
Özpetek, "Şimdiye kadar çektiğiniz filmlerde gece sizi uyutmayan, çok zorlandığın sahne hangisi oldu?" sorusuna, "Benim için böyle tek bir sahne var. O da canımı sıkan bir sahne. Harem Suare filminde Safiye'nin Harem Ağası ile beraber olması. Ben hep o sahneyi kesmek istedim. Cinsellik olayından değil. İmkansız bir aşkta cinsel ilişkinin olması beni çok rahatsız ediyor. Çünkü Safiye ve Harem Ağası'nın arasındaki ilişkinin hep imkansız bir aşk olarak kalmasını kafamda istiyordum. Ama o zamanlar Fransız, İtalyan prodüktörler, herkes çek diye yalvardı ve harika oldu dediler. Halbuki benim hiçbir zaman içime sinmemiştir o. Ama ne yapalım oluyor" yanıtını verdi.

"CEM BİR DAHİ"
İtalyan sinemasının günümüzdeki önemli yönetmenlerinden olan ancak filmlerinde Türkiye ile ilgili küçük detaylar kullanmayı seven Özpetek, filmlerinin yarattığı etkiyle Serra Yılmaz ve Sezen Aksu gibi Türk sanatçıların İtalya'da geniş kitleler tarafından tanınmalarını sağladı.

Son filmi "Şahane Misafir"de Cem Yılmaz'a rol veren Özpetek, "Cem Yılmaz da İtalyan sinema piyasasına girebildi mi?" sorusuna gülümseyerek, "Cem Yılmaz'ın henüz İtalya'da pazarı açılmadı ama açılacak. Bunun için çalışıyorum! Çünkü Cem bir dahi. Ayrıca müthiş bir insan, gerçek bir dost. Benim için Sezen de Serra da öyle. Barcelona'da radyoda bir programa katıldığımda bana Sezen Aksu'yu sordular. Ben hemen heyecanlandım. Cem ile ileride yapmak istediğim projeler var. Aslında çok var. İnsanın yapmak istediği şeylere hakikaten 'bir ömür yetmez' diyorum" yanıtını verdi.

"TÜRK SİNEMASINDA DÜNYA ÇAPINDA ÖNEMLİ ŞEYLER OLACAK"
Yurt dışında yaşayan bir Türk olarak Türkiye'yi farklı açılardan gözlemleyebilen Özpetek, "Türk sinemasında gelecek 5 yıl içinde dünya çapında çok önemli şeyler olacak gibi geliyor bana. Çünkü gördüğüm filmler, tanıdığım yönetmenler hepsi birikimi çok fazla olan kişiler, çok çok iyiler" ifadelerini kullandı. Türkiye konusunda herkesin farklı düşünebileceğini ama kendi tecrübesine göre "her alanda çok ilerleyen bir Türkiye gördüğünü" belirten ünlü yönetmen, yaşadıklarından şu örneği verdi:

"Çok hoşuma gidiyor, mesela İtalya'da bir bankaya gidiyorsun... Bankacı, insanlara 'Türk lirasına yatırım yapın' veya 'Türkiye'de yatırım yapın, en önemli, karlı o' diyor. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Yani Türkiye'de beni heyecanlandıran bir sürü şey oluyor. Bunun yanında mutlaka iyi gitmeyen, ters olan bir sürü şey vardır ve var ama şu anda çevreme, diğer ülkelere baktığım zaman gördüğüm birçok sorun Türkiye'de yok. Belki benim görüşüm, çok dışarıda olmamdan, özlem duymamdandır. Ama herkes kendi tecrübesiyle hareket etmeli."

LA TRAVİATA
Sinema yönetmenliğinin yanısıra opera yönetmenliği yaparak sanat vizyonunu farklı alanlara da taşıyan Özpetek, son olarak Napoli'deki San Carlo tiyatrosunda gösterilen La Traviata operasını yöneterek "çok hoş ve gurur verici bir tecrübe" yaşadığını söyledi. San Carlo'da uzun yıllar sonra bir operanın tamamen dolu seyirciye oynadığını anlatan Özpetek bundan çok mutlu olduğunu belirterek, "Bana, insanların coşku içinde, ağlayarak, duygu yüklü bir şekilde salondan çıktıkları söyleniyor. Bu tip duygularla ayrılmaları benim çok hoşuma gidiyor. Seyirci ile ilişki kurmak benim için hep büyük başarı oldu" şeklinde konuştu.

Ayrıca, La Traviata'daki performansıyla ilgili yapılan profesyonel yorumlarda genel anlamda beğeni toplayan Özpetek, özellikle İtalya'nın önemli gazetelerinden Corriere della Sera'nın ünlü opera yazarı Paolo Isotta'nın yazdıklarının kendisini sevindirdiğini ifade etti.

Özpetek, şöyle konuştu:
"O herkesin korktuğu, çok az iyi yazan bir eleştirmen. Onun yazısını okumak beni çok mutlu etti. Hayatında gördüğü en iyi La Traviata diye bahsediyor. Eleştirdiği bir yan var. O da 'Türkiye'yi fazla koymuş. La Traviata'yı Türkiye'ye kaydırmış' diyor. Olsun, Türkiye'yi koymak beni mutlu ediyor, ne yapabilirim?"

Yeni opera projeleri için İtalya ve yurt dışından teklifler aldığını anlatan Özpetek, şu anda aklında sadece gelecek Mayıs'ta çekmeyi planladığı "Kemerlerinizi bağlayın" adlı filmin olduğunu vurguladı. Ferzan, "ötekilere göre değişik bir proje" dediği ve fazla ipucu vermek istemediği yeni filmini, 2010 yılında çıkan "Serseri Mayınlar" adlı filminde olduğu gibi yine İtalya'nın güneyindeki Lecce kentinde çekmek istediğini kaydetti. Lecce kentinde fahri hemşehrilik ünvanı alan Özpetek'e 2 yıl önce belediye başkanı tarafından şehrin anahtarı verilmişti.

Ferzan Özpetek, yıl başı tatilini ise "burnumda tütüyor" dediği İstanbul'da geçireceğini söyledi. (aa)