Türlü dediğin böyle olur

Kabul görmüş, iyi bir müzisyen olmak tabii ki önemlidir. Ama bu kimliğe müzisyen, bir de güçlü kompozitör yanını kattığında artık iyi de bir sanatçıdır.
Haber: ORHAN KAHYAOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Kabul görmüş, iyi bir müzisyen olmak tabii ki önemlidir. Ama bu kimliğe müzisyen, bir de güçlü kompozitör yanını kattığında artık iyi de bir sanatçıdır. Bu düşünceler Akın Eldes'in ikinci solo albümü 'Türlü'yü dinlerken bir kez daha geçti aklımızdan. Bir müzisyenin, grup veya orkestra içinde üstlendiği müzikal rolle, kendi yaptığı, yazdığı müzik arasında dağlar kadar fark olabilmektedir. Türkiye'de, caz müzisyenleri, sayıları çok olmasa da yaptıkları müziğin enstrümantal ve doğaçlamaya yaslanan karakterinden dolayı, son 10 yıl yine de azımsanmayacak sayıda solo albüm yayımlamaktalar.
Rock ve pop dünyasının önemli müzisyenleri içinse durum aynı değil. Çoğu, popüler müziklerin, tüketime, tekrara çok elverişli ortamında sivrilmeyi, ortaya çıkmayı beceremiyorlar. Tabii ki Gürol Ağırbaş gibi birtakım istisnalardan söz edilebilir. Ama bu müzisyenlerin sayısı bir elin parmağını geçmez. İşte tam bu noktada Akın Eldes de özel önemi haiz bir isim durumuna, ikinci albümüyle tam anlamıyla ulaşmayı başarıyor.
Akın Eldes, iki yıl önce yayımlanan ilk solo albümü 'Kâfi'de ya da elimizdeki yepyeni çalışması 'Türlü'de olsun, kendine özgü enstrümantal karakterli bir sound'u pekiştirme uğraşında. Onu Türkiyeli rock'severler, Bulutsuzluk Özlemi grubunun stüdyo albümleri ve konserlerinden tanıdı daha çok. Sanatçı, 2000'e kadar, tam 14 yıl bu grubun çekirdek üyesiydi. Grubun rock sound'una farklı bir lezzet taşınmasında bu müzisyenin ciddi rolü olmuştu. Ama 2000 yılında gruptan ayrılan Eldes, artık kendi müziğini yapmayı seçecekti.
Rock'ın farklı esinleri
Bu süreçte, en önemli yol arkadaşı olarak, yine Türkiye'nin en önemli davulcularından biri olan Cem Aksel'i görmekteydik. Nitekim, ilk albümü 'Kâfi'de olduğu gibi yeni çalışması 'Türlü'de de Aksel önemli bir rol üstleniyor. Eldes, bu albümde bazı parçalarda bas gitar da çalıyor. Ama grubunun bu albümdeki asıl basçısı, ilk albümden farklı olarak, Alp Ersönmez.
Kalan Müzik'ten çıkan 'Türlü' adlı yeni albüm, Eldes'in müzik vizyonunu, daha billurlaştırmış. Rock gitarın 40 yıllık tarihinden, çok farklı esinleri alıp, kendine has stiliyle, özel bir anlatım biçimine dönüştürme çabasında. Besteleriyle oluşturduğu sound'da, yer yer öne çıkan kaotik atmosferin yanında, kendine münhasır bir mistisizmle çoğu bestesinde karşılaşmak mümkün. Yer yer, albümde, psikodelik bir algı boyutunu bile yakalayabiliyoruz. Tam anlamıyla ön plana çıkmasa da, rock'un yanında caz etkilerine de bazı parçaların kesitlerinde rastlıyoruz.
Bestelerde, elektro gitar, doğal olarak ana eksen olsa da davul ve bas gitar için de sayısız arayış imkânları yaratıyor çoğu beste. Yani, üç müzisyen çoğu kez sıkı bir trio olabilirken, aynı oranda diğer iki müzisyenin ayrıcalıklı kimliklerini yakalama imkânı buluyoruz. Tam kategorize edilemeyen ama bir tür rock-caz karakteri taşıyan kesitlere de rastlanıyor albümde. Özellikle bu çalışmaya adını veren 'Türlü'de rock'dan caz'a ve Latin renklere kadar uzanan kendine has fusion'la bile karşılaşılabiliyor. Bu ve benzeri birçok parçada bazı modern caz gitarcıların da dolaylı izleri var. Adı gibi ağır olan 'Ağırparça', elektro gitarı sevenler için has bir şölen.
Cem Aksel'in davul maharetlerini en iyi öne çıkardığı parça olarak 'J. H.'yi anmakta yarar var. Bu parçada 1970'lerin rock ruhunun da dolaylı esinlerine rastlanıyor. Basçı Alp Ersönmez'i özellikle albümün giriş parçası 'Eklektik Oyun Havası'nda apayrı bir tatla, kişilikle dinliyoruz. Aslında grup duygusunu, grubun ortak dilini en iyi yansıtan örneklerden biri bu. Eldes'in Sivas katliamına ithafen yazdığı hüzün yüklü 'Madımak' adlı beste etkili, cazvari bir kimlikle karşımıza çıkıyor.
'Türlü' albümünün çekiciliği, tüm parçaların farklı gözükse de aynı duyarlılık ve sound içinde eritilip yeniden bir vücuda dönüşmesi. Akın Eldes, bu noktada zor olanı becermiş. Günümüz duyarlılığından da hiç kopmayan bir sound bu. Son parça 'Kapı Parası'ndaysa Eldes, funky yanını biraz öne çıkartıp sözlerle ironik ve toplumsal tepkiciliğini ortaya koyuyor. İlginç, çıplak bir bitiş cümlesi bu. Birol Topaloğlu'nun tulumu bu tepkiciliğe apayrı tınılar katmış.
Türlü/Akın Eldes/Kalan Müzik