Tuvalde somutlaşan endişe

Fırçalar ve boyalar arasındayken kendini ve diğerlerini sorgulayan ve sorguladıkça da 'güzel'e erişen ressam Ertuğrul Ateş, estetiğin tanrısal boyutunu yansıtan tablolarıyla aramızda.
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

ANKARA - Fırçalar ve boyalar arasındayken kendini ve diğerlerini sorgulayan ve sorguladıkça da 'güzel'e erişen ressam Ertuğrul Ateş, estetiğin tanrısal boyutunu yansıtan tablolarıyla aramızda. Tablolarıyla birlikte 1987'den beri yaşadığı New York'tan dünyanın en 'ciddi' ve en 'cesur' sanat rüzgârını da Ankara'ya getiren Ateş, Siyah-Beyaz Resim Galerisi'ndeki sergisinde sanatseverlerle buluşuyor.
Evet 'çok klasik' ama gerçek: Ertuğrul Ateş'in resimle iç içeliği ve de yeteneği
'gerçekten' kendisini bildi bileli var. Gerçeküstü, mistik ve romantik bir dışavurum. Hafızalardan silinmeyen kadın bedenleri. Binlerce çelişki. Çelişkileri dışavuran iki zıt renk. Ertuğrul Ateş'in resimleri işte böyle insanı, kendi varlığını sorgulamaya götürüyor. Kimi çırılçıplak, kimi örtük. Ama hepsi doğanın en estetik ürünü kadınla can buluyor. İşte; Tanrı da o anda sahneye çıkıyor ve "Ben varsam böyle varım" diyor.
Ertuğrul Ateş, "Resim, benim tanrılaştığım bir platform" derken, varlığın doğum ve ölüm gibi iki hükmedilemeyen gerçeği olduğuna dikkat çekiyor. Ama bu iki gerçekten başka gerçek aramaya 'yeltenmek' ve böylelikle
'tanrısallaşmak' ancak resimlerle mümkün. Ateş, "İnsanın varoluşuna karşı duyduğum tüm endişem, içimdeki sorgulamanın ta kendisi ve beni Tanrı'ya götüren kadınlar, resimlerime yansıyor."
Ateş'in resimlerinin farkını bir ay boyunca açık kalacak sergiyi görünce mutlaka daha yakından anlayacaksınız. Ateş'in New York'tan 'kesin dönüş' yapıp yapmayacağı bilinmez ama Ankara'ya taşıdığı tabloların hafızalardan silinmeyeceği kesin.