Üç genç sanatçıya ait üç 'Oda'

Üç genç sanatçıya ait üç 'Oda'
Üç genç sanatçıya ait üç 'Oda'
Sade Kolektif'in The Marmara Pera'da açtığı 'Oda' başlıklı sergi, üç genç sanatçı Mert Özgen, Candan İşcan ve Ekin Su Koç'un eserlerini sergi mekanında oluşturulan üç ayrı 'oda'da bir araya getiriyor. 'Oda' kavramını sanatçının eserlerini şekillendiren alan olarak ele alan sergi, 5 Şubat'a kadar açık olacak. Üç genç sanatçıyla eserlerini yaratırken hangi düşüncelerden yola çıktıklarını ve kendilerine ait oda kavramını konuştuk.

EKİN SU KOÇ: KIZ ÇOCUĞU HEP VAR VE OLACAK, O BENİM ÇOCUKLUĞUM
Ekin Su Koç, eserlerinde farklı öğeler kullanan bir sanatçı. Bazen eski aile fotoğrafları, bazen doğa, bazen de kendine ait anılar üzerinden ilerleyen ve bunları tuvale yansıtan sanatçı, kolaj ve yağlıboya gibi farklı materyalleri kullanıyor. Koç’un vaz geçemediği öğesi ise kız çocuğu ve ‘Oda’ sergisinde de kız çocuğu ve anılar üzerinden ürettiği eserleri sergiliyor.

Üretim süreciniz nasıl şekilleniyor?
Çoğunlukla toplumsal olaylardan hareketle modern hayata göndermeler yapan nesneleri (gazete kupürleri, aile fotoğrafları, danteller, güncel yayınlar v.b.) karışık teknikle bir araya getiriyorum. Video kayıtları, mekan içi üç boyutlu kurgular, çoğunlukla da yüzey üzerinde sonlandırılmış çalışmalar üretiyorum. Çalışmaları gerçekleştirirken çiğ bir ifade vermemek ya da pornografik bir dile kaymamak için sıkı bir gözlem yapıyorum ve sanat yapıtı kavramını sorgulamayı sürdürüyorum.

Eser üretiminde kilit süreç sizce hangisi?
Sanıyorum en önemli nokta; yapıtın izleyiciyle temas kurduğu noktada karşı tarafa aktaracaklarını en net biçimde ortaya koymasını sağlayacak kararların verilmesi. Bu da aslında üretimin bütününe yayılan bir süreç, çünkü bu kararlar üretim aşamalarında tekrar gözden geçiriliyor. Kavramın ortaya çıkması ve nesneyle ilişkisinin kurgulanmasından, izleyicinin yapıtın karşısına geçeceği son ana kadar “Şimdi bunu yaptım ama benim söylemek istediğimi iletiyor mu” diye sormaya devam ediyorsunuz.

Eserlerinizde kullandığınız öğeler nasıl ortaya çıkıyor?

Sembolik bazı öğeler kullanıyorum. İlk sergimde aile fotoğrafları vardı. Fotoğrafları eskicilerden toplamıştım; kimisi yıkılan Rum evlerinden çıkan, kimisi birçok değerli eşyayla beraber satılmış dağılıp giden aile yadigarlarıydı. O sergi aile kavramı üzerine bir sorgulama içeriyordu. Bu nedenle fotoğraflar da kişisel olarak bana ait nesneler değil toplumun anı parçaları gibi konumlanmıştı. Sonraki yıl Almanya’da gerçekleştirdiğim ‘Doğa Öcünü Alır’ sergisinde doğa ve insan ilişkisine göndermeler vardı. Bu sergimde bir leitmotif gibi içi boş bir kuş kullandım, içi boşalan ve bizi sürekli onun içini doldurmaya çeken doğa kavramını öne çıkarttım.
2015 Contemporary İstanbul fuarı için yaptığım sergide ise içinden geçtiğimiz toplumsal süreçte en yakıcı gerçek olan, her köşede bizi sıkıştıran şiddet kavramına göndermeler vardı ve buna bağlı olarak da serinin adını ‘Border Line’ olarak belirlemiştim. Derin uçlara gidişimizi, yoğun şiddete ve sevgisizliğe bağlıyorum ve bunu da eserlerimde ifade etmeye çalışmıştım.
Bu öğelerin içinde en kişisel olanı kız çocuğudur. O benim çocukluğumdur. Kız çocuğu öğesi ve imgesi masumiyet özleminin cisimleşmiş hali. Bu nedenle de kız çocuğu öğesi asla bir seriye ait olmadı. Hep var ve hep olacak. Bu sergide de kız çocuğu öğesini görebileceksiniz.

CANDAN İŞCAN: ÇİZİM BEDENSEL BİR DENEYİM, TUTULUYOR İNSAN!

Candan İşcan’un üretim alanı genellikle hayal gücünün sınırsız alanlarıyla birleşiyor. Üretmeden önce gördüğü her şey ve okuduğu her kelime ona ilham verirken, çizime başladığı anda ilham veren her öğe tek bir alanda toplanıyor. İşcan, ‘Oda’ sergisinde insan vücudunun parçalarını hayalindeki ormanla birleştiriyor.

Üretim süreciniz nasıl şekilleniyor?
Üretim süreci aslında bir toparlama işi. Bütünün parçalarını toparlarım. Düşünce sürecinden bahsedecek olursak zaten hali hazırda arka planda sürekli aklımdan geçen birçok konu vardır. Tüm işlerimi birbirine bağlayan ve bütün olmasını sağlayan da bu konuların birbiriyle olan ilişkisidir. Bana göre, bu süreç hayat boyu devam eder. Üretim bağlamında en sevdiğim aşama çizim aşamasıdır. Ben illa gözümde canlanan imgeyi yapmaya çalışmam. Kendimi serbest bırakırım ve çizdiğim imgenin değişmesine izin veririm.

Eser üretiminde en kilit süreç sizce hangisi?
Benim için en kilit, en önemsediğim, en keyif aldığım süreç, çizme aşamasıdır. Çizim aşaması bedensel bir deneyim... Tutuluyor insan...

Nasıl bir ‘Oda’ kurguladınız?
Bu sergide kurduğum odayı, düşlediğim ormandan toparladığım parçaların bir araya geldiği, istiflendiği yer olarak düşünebiliriz. Organik hayatın beden bulduğu, doğanın çizdiği olağan sınırları aşan manzaraların ve yaşam formlarının ortaya çıktığı bir alan.

MERT ÖZGEN: KADINLARIN TENLERİNDE AÇTIĞIM YARALARLA...
Mert Özgen’in eserleri kadın öğesi üzerinde yoğunlaşıyor. Sanatçının ilham aldığı kişiler ise onu hep etkilemiş olan sanatsal alanda öne çıkan kadınlar olmuş. Özgen, sergide kadınlarının odalarını anlatıyor.

Genellikle kadın figürleri üzerinden ilerliyorsunuz. İlham aldığınız kadın figürleri var mı?
Resimlerimde, edebiyat ve görsel temsil alanlarında duruşlarıyla bana ilham veren kadın figürlerini araştırıyorum. Böylece, kadının ve kadınlığın hikayesini anlatmaya çalışıyorum. Kadınların tenlerinde oluşturduğum yaralarla, bedenin içi ve dışı arasındaki diyaloğu ortaya çıkartmaya çalışıyorum.

Üretim sürecine nasıl hazırlanıyorsunuz?
Okuduğum romanlar, etrafımdaki kişilerden dinlediğim hikayeler, tanıklık ettiğim hayatlar ürettiğim resimlerin temelini oluşturuyor. Dinlediğim hikayeler, resmettiğim portrelerin ifadesinin doğmasına sebep oluyor. Bu şekilde portreler hikayelerle birlikte kendi benliklerini kazanıyor. Resimlere başlamadan önce eskizler ve desenler çizerim ve bu şekilde kadınların genel görüntülerini belirlerim ama her ne kadar bunu yapsam da boyadığım portreler tuval üzerinde boya katmanlarıyla birlikte hikaye anlatıcısına dönüşüyorlar. Bu beni çok heyecanlandırıyor. Her bir portreyle farklı bir hikayeye halini alıyor.

Portrelerinizde kadınların vücutlarındaki yaralar dikkat çekiyor. Öne çıkan başka öğeler var mı?
Portreleri çizerken en zorlandığım alan gözlerdir. Çünkü izleyicinin portrelerimle iletişime geçtiği ilk yer gözler olduğunu düşünüyorum. Bence de kadının hikayesini anlatmaya başladığı ilk yer gözlerdir...