Üçüncü dinozor taksidi

Bir 'Jurassic Park' filminden ne beklersiniz?
Bir ya da iki çocuk, insan ve hayvan aileleri...
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

Bir 'Jurassic Park' filminden ne beklersiniz?
Bir ya da iki çocuk, insan ve hayvan aileleri (tehlikede olmaları tercih olunur), birinci ya da ikinci adada mahsur kalan bahtsız insanlar, süratli bir tempo, müthiş özel efektler, heyecan verici dino çeşitleri...
Bu sefer Steven Spielberg yerine Joe Johnston'ın yönettiği ('Jumanji', 'Eyvah Çocuklar Küçüldü', 'Ekim Düşü') 'Jurassic Park 3', bütün bu beklentileri karşılıyor. Hatta Johnston, bu filmde yapım yönetmenliğiyle yetinen Spielberg'e göre daha bile temkinli davranmış. Felaketler genellikle gözlerden uzakta cereyan ediyor, sadece koca bir dinonun tırnağıyla bir zavallıcığın omurunu delmesine birinci elden tanık oluyoruz. Dr. Alan Grant'in birkaç lafı dışında, ilk iki filmdeki bilimsel inandıcırılık girişimleri ve ahlaki mülahazalardan da uzak durulmuş.
Hikâye hem basit, hem de her zamanki gibi akıldışı. Dr. Alan Grant (Sam Neil), bir dino kazısı için para bulmaya çalışırken konferanslarını da sürdürüyor. Hevesli
asistanı Billy de ('Yüzyüze'den Alessandro Nivola) onun en önemli yardımcısı. Grant, yerde ya da gökteki hiçbir kuvvetin onu
adaya götüremeyeceğini söylüyor. Daha 'lafını yiyecek' dememize kalmadan da, zengin çift, Paul ve Amanda Kirby (William H. Macy ile Tea Leoni) onu kandırıyorlar.
Paleontologumuz, Sorna adası üzerindeki uçuşlarında onlara rehberlik edecek. Grant, Billy'yi yanına alıp, üç 'profesyonel'in de yolcuları arasında bulunduğu uçağa biniyor.
Bir süre sonra da Sorna'ya inmeye niyetlendiklerini anlıyor. Tahmin
edileceği gibi, ada üzerinde kazaya uğrayıp mecburi iniş yapıyorlar (dinozor kazası).
Derken çiftin gerçek amacının sekiz hafta önceki bir uçuş sırasında adaya düşüp kaybolan 14 yaşındaki oğulları Eric'i (Trevor Morgan) aramak olduğu anlaşılıyor. Tabii, bu arada dinozor yemi olmazlarsa... Önce kimlerin yem olacağını tahmin etmek serbest, hatta kolay.
Bu dinozorlar konuşuyor
Adı geçen dinozorlar ise nefis. Compyler, T-Rex ve raptorlar afiyette. İlk iki filmden bu yana raptorlar konuşarak iletişim kurmayı da öğrenmişe benziyor. Ayrıca aralarında yeni çehreler var: T-Rex'ten bile büyük olan Spinosaurus'la, bir tür pterodaktil olan kanatlı Pteranodon. İlki bir T-Rex'le dişe diş kavgaya girişiyor, ikinciler ise filmin en korkutucu yaratıkları.
Filmin başarısının en büyük payı da
animatronik efektlerden sorumlu, canavar yaratma üstadı Stan Winston'da. Kuklalarla bilgisayar efektleri, meraklı gözlere dino ziyafeti çekiyor. Doğrusu ritmi tutturan yönetmen Johnston ile kurgucu Robert Dalva'nın da hakkını yememek gerek.
'Jurassic Park 3'ün yapımı sırasında birçok dedikodu çıktı, senaryo bitmeden çekime başlandığı söylendi. Hatta aktör William H. Macy, 100 milyonluk bir gemiyi kimin dümencisiz denize saldığını öğrenmek istedi. Bir felaket bekliniyordu ama, film benzer yaz filmlerinin en iyilerinden biri.
Bu genel anlamda bir iltifat değil, türdeşlar arasındaki bir sıralama sadece. Macy de, iyi bir oyuncunun her şeye rağmen her filmde iyi oynayacağını kanıtlamış.
Sam Neil ise, filmi omuzlarında taşıyan kişi. Indiana Jones şapkası, çelebi havası, bağırgan olmayan cesaretiyle çok karizmatik bir Dr. Grant yaratmış. 'Üçüncü Göz'de Keanu Reeves'in avukatı olarak çok beğendiğimiz Michael Jeter, kiralık koruma Udesky'de kısacık bir sürede karakter yaratma örneği sunuyor. Kahraman çocuğa gelince, hayli sevimli.
'Jurassic Park'ları küçümsüyorsanız, zahmet edip üçüncü filmi de izlemeyin. Saçma bulduğunuz halde hoşlanıyorsanız, buyrun. Johnston'ın üçüncü dinozor taksidi, beklentilerinizi boşa çıkarmayacak.