'Umudun adresi her köydeki deliler'

'Umudun adresi her köydeki deliler'
'Umudun adresi her köydeki deliler'
'Kurdi Nizanım'la tanımıştık, 'çingene ruhlu' müzisyeni. Albümü 'Her Köyde Bir Deli Var' ile yine buralarda. Konser öncesi Hakan Vreskala'yı takdimimizdir...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

10 yıldır İsveç’te ikamet etmekte. İzmirli. Sokak şarkıcılığı yapmışlığı, Kürt düğününde de Süryani vaftiz töreninde de çalmışlığı, Şiwan Perver’le çalışmışlığı, ‘Duvara Karşı’ operasının müziklerini yapmışlığı var. Türkçe, Kürtçe, İsveççe söylüyor. Perküsyon delisi ve müzikal çeşitliliği epey geniş. Yeni çıkan albümü ‘Her Köyde Bir Deli Var’ın hissettirdiği şu: İsveç’te bir sürü dilde ve çeşit çeşit enstrümanla müzik yapıp, Türkiye ’ye dertlenen bir adam, Vreskala. Albüme adını veren şarkıda “Hâlâ bayramda öpecek el, harçlığı kapacak zibidi varsa/ Hâlâ köy öğretmeni doğuya kitap seferberliği yapıyorsa/Derim ki her köyde bir deli var/Bu köyün delisi senle beniz/Takma, inanma, teslim olma/Yalnız değilsin umut var hâlâ...” gibi umut aşılayan sözlerle gelirken, ‘Dağılın Lan!’da “Bir kardeşim mayınlara bastı, diğerinin Tuzla’da ayağı kaydı. Ablam kottan silikoz kaptı. Dağılın lan dağılın!” diye sabırların taştığını haykırıyor. Akşamki Ghetto konseri öncesi soralım dedik... 

‘Her Köyde Bir Deli Var’da “Umut var hâlâ” diyorsun. Naif bir umut da taşıyor albüm. Ne dersin?
Umut var ama umudun adresi her köydeki deliler. En baştan alıyoruz, beklentilerimizi sıfırlıyoruz ki umut sahibi olalım. Neymiş; HES eylemlerinde, internete sansür eylemlerinde, Cumartesi Anneleri’nin yanında, Uludere’nin hesabını sorarken “Yeter lan!” diyen ve birer birer yorulan dostlar haklı olarak köşelerine çekilirken baktın kimse kalmadı, gidersin köyün delisiyle çay muhabbetine... Budur diyeceğimin özü. Ne deliliğe övgü, ne köy romantizmi... Naif belki, feda ruhlu ama inadına isyan! 

Gidişata cuk oturan bir şarkın var: ‘Dağılın Lan!’ KCK operasyonları, tutuklu gazeteciler, çadırlarda yanan çocuklar ‘rutin’ olmuşken bağıra bağıra söyleyesi geliyor insanın. Öfkeli de bir albüm mü?
O bir cinnet anı, insani bir parça. Tüm iktidar odaklarına, adres göstererek karşı çıkan bir duruş. Çok isterdim nüanslara dayalı, ‘Kurdi Nizanim’ tarzı bir albüm yapmayı... Formun da etkisi var: Samba vurmalılarının enerjisi ve spoken word tarzının yanına Balkan üflemelileriyle free jazz takılınca insan ağzına geleni tutmak istemiyor. ‘Politik party band’ olduk biraz... 

Gündemi nasıl takip edersin? İsveç’te deli gibi haber izleyip, öfkelenip söz yazıyor gibisin...
Aynen. Gurbette olmanın verdiği saplantılı sevgi mevzuu da var. Bağımlı gibi gazete okuyorum, bulaşık yıkarken CNN Türk seyrediyor, metroda Radikal okuyorum sonra kendime acıyorum. İtiraf etmek istemesem bile ‘Her Köyde Bir Deli Var’ı kendime yazdım herhalde. 

‘Omuzdan tutun beni’ ve Şiwan Perver’in söylediği ‘Ez Xelefim’in albüme girme öyküsü nedir?
‘Omuzdan tutun beni’yi İTÜ’de eylemlerde söylerdik. “Tanrım bu parçayı kendimi yırtarak söylemek istiyorum” derdim. Aranje fantezilerim vardı; ritimler uçacak, üflemeliler kopacak... ‘Ez Xelefim’ de öyle. Şiwan (Perver) söylediğinde transa geçerdim. Konuşamadığım bir dilde söyleyince, Kürtlerden gelecek eleştirilerden veya Türklerden gelecek “İzmirlisin, niye Kürtçe söylüyorsun?” eleştirilerinden çekinmedim değil. Ama yola tüm gemileri yakarak çıktığımız için delilik ağır bastı. Kimseye hesap vermek zorunda değilim.