Umut çizen çocuklar

Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan deprem çocukları değil onlar artık. Yaşama sıkıca sarılırken, "Deprem olmasa ressam olamazdık" diyebilen çocuklar.
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

ANKARA - Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan deprem çocukları değil onlar artık. Yaşama sıkıca sarılırken, "Deprem olmasa ressam olamazdık" diyebilen çocuklar. Depreme kadar resim fırçalarıyla, yağlıboyalarla, pek de haşır neşir olmayan bu çocukların, deprem sonrasında başlayan resim serüveni 'mutlu son'a ulaştı, ancak bitmedi. Bir yılda yaptıkları resimleri sergilemeyi başardıktan sonra yaşamdan hiç vazgeçmeyecek gibi "Bende resim yeteneği varmış. Resme devam" diyerek, yaşama umudunun temsilcisi oldular.
Resimli yaşam
Kimi Gölcük'ten, kimi Düzce'den geldi. Adapazarı'ndan, Yalova'dan... Yakınlarını kaybettiler, yalnız kaldılar. Okulları yıkıldı, arkadaşlarını unutmakla uğraştılar. 500'e yakın depremzede çocuk. 500'e yakın 'depremzede öyküsü'. Depremden sonra kendileri için Ankara Polatlı'da yapılan Hikmet Uluğbay Pansiyonlu İlköğretim Okulu'na yerleştiler. Yaşanılanlar geride kaldı ama yaşanacaklar var. Kendileri gibi ama 'yoksulluk'la ezilen çocuklarla birlikte, pansiyonlu okulda yeni bir hayat kurdular. Bu hayatı şarkılarla, şiirlerle, renklendirdiler, ancak renklerin büyüsüne kapılınca resme gönül verdiler.
Burası Kültür Bakanlığı 75. Yıl Sergi Salonu. Depremzede çocuklar bir yıl
içinde yaptıkları resimlerini sergiliyor. Ankara Metropolitan Rotary Kulübü'nün organizasyonuyla 'açılış' yapılıyor. Açılışta Eski Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay da var, ancak açılış kurdelesini küçük ressamlar kesiyor.
Çağan Geçal "Ben Düzce'den geldim, 15 yaşında bir ressamım" diyor, Tayfun Koç "Ben Adapazarı'ndan 14 yaşındayım", Yavuz Kalyoncu "Gölcük, 15" ve diğerleri. "Bize depremzede diyebilirsiniz ama biz artık depremle sadece teknik olarak ilgileniyoruz. Bizim için şu anda resimlerimiz, burası çok daha önemli" diyorlar.
Peki, neden resim? Çağan, "Bir başladık, yaptıkça yaptık. İsterseniz size de satalım, çünkü biz daha çok resim yapacağız" sözleriyle resim sevgisini anlatırken, Tayfun "Eski arkadaşlarımızı özlüyoruz ama özledikçe daha güzel resim yapıyoruz" diyor. Ama can alıcı açıklama Yavuz'dan geliyor: "Her şey güzelleşiyor, her şey
ama her şey". Bu sergi izlemeye değer, ne dersiniz?


    ETİKETLER:

    Deprem

    ,

    Ankara