'Umut koşusu' hiç bitmeyecek!

'Umut koşusu' hiç bitmeyecek!
'Umut koşusu' hiç bitmeyecek!
Moda Sahnesi'nde tek kopyayla sessiz sedasız gösterime giren Ali Aydın'ın ilk filmi 'Küf', 'gözaltında kayıp edilenler' meselesine parmak basıyor, acıya ve isyana ortak ediyor bizleri.

KÜF **
Yönetmen:
Ali Aydın
Oyuncular: Ercan Kesal, Muhammet Uzuner, Tansu Biçer
Süre: 94 dk.

‘Gözaltında kaybolanlar’ meselesi, Türkiye ’nin hiç durmadan kanayan yaralarından biri, öyle de kalacak gibi. Cumartesi Anneleri’nin bekleyişleri sürüyor, ‘devlet baba’dan tatmin edici bir cevap bekliyorlar uzun yıllardır. Annelerin arasında babalar da var kuşkusuz, çocuklarının akıbetini öğrenmeye çalışan, ‘huzur’ bulmak için mücadele eden...
Sinemanın bu konudaki başyapıtıysa Costa-Gavras’ın Thomas Hauser uyarlaması filmi ‘ Kayıp ’ (Missing). Cannes’da ‘Yol’la Altın Palmiye’yi paylaşan, senaryosuyla da Oscar’a uzanan yapım, Şili’de ‘kayıp edilen’ oğlunu arayan Amerikalı bir babanın sessiz çığlığını beyazperdeye taşırken, Jack Lemmon’ı da son büyük performansıyla yamacımıza getiriyordu.
Ali Aydın’ın yazıp yönettiği ‘Küf’, Costa-Gavras’ın filmindeki arayışı uzun yıllara yayıyor. 18 yıl önce gözaltında kaybolan oğlunun akıbetini öğrenmek için sayısız dilekçe veren ve girişimlerinden her defasında hüsranla ayrılan bir babanın kanayan yarasına parmak basıyor, onun bitmeyen (bitirilmeyen) acısına ortak ediyor bizleri. İsyanını da anlayabiliyoruz babanın, ama bunu çığlık çığlığa yapmıyor, ‘sessiz bekleyişi’nin nüvesine sızıyor bu isyan. ‘Kabulleniş’ gibi görünse de onun sessizliği, aslında hiç bitmeyen bir ‘umut koşusu’ onun için bu, yapayalnız kaldığı (bırakıldığı)... Ali Aydın, genel çerçevede filminin hedeflediği duyguyu aktarabilmeyi başarsa da, ‘bekleyiş’i güçlendirecek ayrıntılar konusunda aynı beceriyi gösteremiyor tam olarak. Karakterin yolculuğuna yüklediğimiz anlamlar, daha çok ‘hissediş’ biçiminde hayat buluyor, sinemacının hamleleri bu anlamda yeterli desteği sağlamıyor bize. Ercan Kesal’ın alıp götürdüğü hikâyede ‘derinlik’ eksikliği var demek istemiyoruz, ama bir şeylerin ‘söylenememiş’ olduğu hissiyatı gelip oturuyor yanıbaşımıza. Bu da bir türlü tatmin olamadığımız bir sonuçla yüzleştiriyor bizi; babanın yalnız yürüyüşüne eşlik etme konusunda zorlanıyoruz...
Ulusal ve uluslararası festivallerde sıkça boy gösteren ‘Küf’ün Moda Sahnesi’nde tek kopyayla gösterime girişi de kendisi gibi ‘sessiz sedasız’ oldu. Bu da bizdeki ‘sistem’in ayıbı tabii. Oralara hiç girmeyelim, içinden çıkamayız zira...