Unutulan şarkıları canlandırmak en büyük keyfim

Unutulan şarkıları canlandırmak en büyük keyfim
Unutulan şarkıları canlandırmak en büyük keyfim
Dilek Türkan'ın ikinci solosu 'Suya Söyledim' müzik marketlerdeki yerini aldı 'Suya Söyledim' Dilek Türkan'ın incelikli vokallerinin yanı sıra müzisyen kadrosuyla da dikkat çekiyor. İlk klibi 'Bana Bir Aşk Masalından' dönmeye başlamışken Dilek Türkan ile buluşup yeni albümünü konuştuk.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

'Suya Söyledim' ikinci solo albümünüz. Hazırlık sürecinde neler yaşadınız?
Kısa bir süre içerisinde kaydettik fakat bitirdikten sonra bir yıl kadar bekledik. Ülke olarak çok zor zamanlar geçirdik. Repertuvar kısmı bu kez çok hızlı geçti benim için. Çünkü daha önce konserlerde seslendirdiğim şarkılar var albümde. Bu noktada 'Suya Söyledim'i benim seçtiğim şarkılar ve başkalarının benden duymak istediği şarkılar olarak ikiye ayırabiliriz. Bir minnet duygusuyla hazırlanan bir ara albüm aslında bu. Artık kendi sound'umu ve şarkılarımı ortaya çıkarmak istiyorum.

Albümü hazırlayan kadroya bakınca insan kıskanmadan edemiyor. Nasıl bir araya topladınız bu ekibi?
Gerçekten de şahane bir ekip ortaya çıktı. Çok şanslıyım ki Türkiye 'nin çok iyi müzisyenleriyle dostluk ediyorum. Büyük bir şemsiyemiz vardı, bu şemsiyeyi ilk olarak Erkan Oğur eline aldı. Erkan Oğur olunca Erdem Sökmen oldu, Erdem Sökmen olunca Alp Ersönmez oldu. Muhabbetle kurulmuş oldu ekip. Aynı dilden konuşan insanları bir araya toplamayı becerdik sanırım.

Her ne kadar dostluğunuz eskiye dayansa da insan albüm sürecinde çekinir böyle bir ekiple çalışmaya... Yanılıyor muyum?
Başlarda biraz korktum aslında. Ben konser sanatçısıyım. Bu albümdeki müziği sahneye taşımam gerekiyor. Dünyanın en iyi müzisyenleri albümünüzde çalar fakat sahnede yanınızda yoklarsa istediğinizi alamazsınız. Bu noktada çok mutluyum. Biz gerçekten bir ekip olduk ve bunu sahneye taşıyabiliyoruz. Konsere gelen bir izleyici albüm soundunu birebir duyma şansına sahip.

Klasik Türk müziği şarkılarını caza iyice yaklaştırmışsınız bu kez. Bu tatta işler yaptığınızı görmüştük fakat bu kadar yoğun değildi...
Caz ile Türk müziğini birbirine çok yakın buluyorum. Müziğin emprovize kısmı ikisinde de çok baskın bir şekilde var. Hal böyle olunca albümde çalacak insanları caz müzisyenlerinin arasından seçtik. Her seçim bazı riskleri ortaya çıkarıyor. Hal böyle olunca bu müziğin caz müziği olarak algılanma riski ortaya çıktı. Bu sebeple kendi sound'umuzu ortaya çıkarmamız gerekiyordu. İncelikli müzisyenler sayesinde bu riski sıfırladığımıza inanıyorum. Eğer bu derece işlerine hakim olmasalar başaramayacaktık. Çünkü bir müzisyen olarak eğer aranje yapmıyorsanız bir başkasından istediğiniz sonucu almanız pek mümkün olmuyor.

Sahnede söylediğiniz şarkılar bu albümde ciddi yer kaplıyor. Peki, aralarında bir favoriniz var mıdır?
Bana en büyük hazzı veren şeylerden birisi tarihte yer alıp, o günlerde yaşayan insanların hayatına dokunup daha sonra unutulan, üzeri toz kaplanan şarkıları tekrar ortaya çıkarmak. Tüm şarkıları söylemekten keyif alıyorum ama 'Yıllar' şarkısının böyle bir özelliği var benim için. Bir zamanlar biri bu şarkıyı söyledi, yıllar sonra aynı heyecanı bir başkası yaşıyor. Bu sayede şarkılar değerini kaybetmeden bugün de yaşayabiliyorlar.

POPÜLER TÜRK MÜZİĞİNİN YURT DIŞINDA İLGİ GÖRMESİ MÜMKÜN DEĞİL 
Yurt dışında sık bulunan bir müzisyen olarak klasik Türk müziğinin dışarıda nasıl bir karşılık bulduğunu düşünüyorsunuz?

Türk müziği dünyada müzikseverlerin aşina olduğu bir müzik. Bugün icra edildiği şekli ile popüler Türk müziğinin yurt dışında ilgi görmesi pek mümkün değil. Çünkü orada bir kez şans veriyor insanlar size. Sizin folk müziğinizi, klasik müziğinizi merak ediyorlar. Klasik Türk müziği konserleri çok ilgi görüyor bu sebeple. Açık söyleyeyim, bu albümle yurt dışında yer alsam büyük ilgi görmem. Bu sebeple iki koldan ilerliyorum. Yurt dışında klasik Türk müziği, burada modern Türk müziği ile var olmaya çalışıyorum. Bunu serzeniş olarak da söylemiyorum. Doğal süreç bu. New York Flarmoni de buraya geldiğinde Amerika'da görmediği ilgiyi görüyor.

Son zamanlarda Türk müzisyenleri yurtdışındaki müzisyenlerle bir araya gelip sınırları olmayan, herhangi bir ülkenin vatandaşı olmayan müzikler üretiyorlar. Dinleyici yorumlarına bakılırsa sizden de bu tarz şeyler bekliyor insanlar. Var mı böyle planlarınız?
Her müzisyenin beslenmeye ihtiyacı var. Farklı ülkelerden müzisyenlerin bir araya gelip ortak bir noktada mutlu olmaya ihtiyaçları var. Tek başıma olmak beni enterese eden bir şey olmadı hiçbir zaman. Birlik ve paylaşım içerisinde olmayı sevdim hep. Hayattan anladığım şey de bu. Dolayısıyla dünyanın bir ucundaki bir müzisyenle arkadaş olup birlikte müzik üretmek istediğim bir şey. Zaman zaman böyle şeyler yaptık fakat bunu çok daha büyük prodüksüyonlarla yapma planım var.

Sık sık konser veren bir müzisyen olarak kendinizi sahneye mi yoksa stüdyoya mı yakın görüyorsunuz?
Bunların hepsi bir bütün. Beni yaşatan şey tabii ki sahne ama stüdyo heyecanını yadsıyamam. Evimden çıkıp stüdyoya her gidişimde son derece mutluydum. Adrenalinim tavan yaptı. Geceleri gözüme uyku girmedi. Albüm çıktıktan sonra heyecan duyması gereken dinleyici oluyor. Ben sıramı savdım. (Gülüyor)

Albümün ardından neler yapmayı planlıyorsunuz?
İçimde hissettiğim müziği aktarmak istiyorum. Albümüm henüz çok sıcak olsa da yeni şarkılardan oluşan bir albüm hazırlamak gibi bir planım var. Bir taraftan yazıp çizmeye başladım bile. Bir taraftan da her zaman yaptığımız gibi klasik şarkılardan oluşan bir albüm için kenara kıyıya bir şeyler toplamaya da başladım. Bakalım neler olacak... (Gülüyor)