Unutursam fısılda...

Unutursam fısılda...
Unutursam fısılda...
Yaşadığı travmatik bir olaydan dolayı her yeni güne hayatına dair hiçbir şeyi hatırlamadan başlayan bir kadının hikâyesini anlatan 'Uyuyana Kadar', Hitchcock'vari bir gerilim. Filmin başrollerinde Nicole Kidman ve Colin Firth var.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

UYUYANA KADAR (Not: 3/5)
Orijinal adı: Before I Go to Sleep
Yönetmen: Rowan Joffe
Oyuncular: Nicole Kidman, Colin Firth, Mark Strong
Yapım: İngiltere , 2014
Süre: 92 dk.

Nicole Kidman, Colin Firth’le son sinemasal buluşmasında karşısındaki adamın travmatik geçmişini çözmeye çalışan bir kadını canlandırıyordu (‘The Railway Man’). İkili yeniden birlikte kamera karşısına geçtiklerinde dengeler değişmiş gözüküyor: Nicole Kidman, bu kez kendi travmatik geçmişinin ne olduğunu çözmeye çalışıyor!
‘Uyuyana Kadar’ (‘Before I Go to Sleep’), İngiliz yazar SJ Watson’ın çok satmış romanından sinemaya uyarlanmış. Öykü, ilk elde ‘Groundhog Day’, ‘50 First Date’ gibi filmlerin ‘Memento’yla karışarak yeni bir bileşime ulaşmış hali gibi... Ana karakter olan Christine, hafızasını kaybetmiş orta yaşlı bir kadın... Her sabah tanımadığını düşündüğü bir adamın (ismi Ben) kollarında uyanıyor, karşısındaki ona önce kocası olduğunu ifade ediyor ve bir tür ‘Çıkan kısmın özeti’ni aktarıyor. Belli bir süre sonra özel psikiyatristi olduğu iddiasındaki Dr. Nasch telefon edip Christine’i gardırobundaki ‘ayakkabı kutusu’na -evet, doğru okudunuz!- yönlendiriyor. Burada bulduğu bir kamerada bir önceki günün son adımlarını içeren görüntüler vardır. Bu rutin işlemler her gün tekrarlanırken Christine’in zihninde yavaş yavaş geçmişin sisli sayfaları bir parça aydınlanır...
Graham Greene uyarlaması ‘Brighton Rock’la yönetmenlik uğraşına adım atan eski senarist Rowan Joffe -aynı zamanda emektar Roland Joffe’un oğlu- ‘Uyuyana Kadar’da -biraz da öykünün geçtiği Londra’nın kendine özgü havası ve suyundan yararlanarak- depresif bir atmosfer yaratmaya çalışmış. Bir-iki sahnede etkileyici gerilim kadrajlarına da rastlıyoruz.

Bir ben var mıdır benden içeri?
Öykü ise bize gerçek suçlunun çok uzaklarda olmadığını da hatırlatır bir havada. Zaten mesele bir noktadan sonra koca cephesinde ‘Bir Ben var mıdır benden içeri’ durumuna, doktor cephesinde de ‘Geçmişte aralarında çok özel bir ilişki mi vardı?’ noktasına taşınıyor. Öykü de geriliminin dozajını, bu tür şüpheli virajlardan alıyor. 

Oyunculuklara gelince: Nicole Kidman, Christine’de belki çok derin izler bırakmıyor ama rolünün altından da başarıyla kalkıyor. Colin Firth de Ben’de kendi filmografisi içinde farklı bir rolle karşımıza çıkıyor. Dr. Nasch’de Mark Strong ise son dönemdeki çizgisine paralel, gizemli rollerine bir yenisini ekliyor. 



Sonuç? Bu, kimi Hitchcock’vari tatlarla bezeli gerilim, kuşkusuz daha iyi olabilirmiş ama bu haliyle de izlenmeyi hak ediyor...