Ustalarla hasret gidereceğiz

Ustalarla hasret gidereceğiz
Ustalarla hasret gidereceğiz
Onlar yaptıkları her filmle dünya sinemasını adım adım şekillendirmiş ustalar. Hâlâ gençler, hâlâ formdalar, hâlâ arayıştalar. Bazılarını, "Dur bakalım, yine ne yapmış?" diye izleyeceğiz, bazıları daha filminin adıyla bizi heyecanlandıracak, bazılarını "Mutlaka görmeliyim" deyip programa alacağız.

Motivasyonumuz ne olursa olsun, usta yönetmenler yine bizi heyecanlandıracak, arada belki “Ne varsa eskilerde var,” diyeceğiz.  

Önce Rusya’ya gidelim. Andrey Konchalovski Postacının Beyaz Geceleri ile bizi Rusya’nın unutulmuş bölgelerine götürüyor. Dışarıdaki dünya ile tek bağlantısı postacısı olan köy belki bize Dostoyeski’nin Beyaz Geceleri’ni anımsatacak.

                                         

 

Haitili yönetmen, aktivist ve ülkenin eski Kültür Bakanı Raoul Peck ise Haiti’de Cinayet ile 2010 yılındaki Haiti depremi sırasında evleri yıkılan orta sınıf bir ailenin alt üst olan yaşamına bakıyor. Post-kolonyal dönemin önemli yönetmenlerinden Peck, Haiti yoksulları ile orta sınıflarını karşı karşıya getirecek. Raoul Peck 11 Nisan Cumartesi günü 19.00 seansında Fransız Kültür Merkezi’nde olacak.

ABD’ye geliyoruz. 80’ler ve 90’lar ABD bağımsız sinemasının kilit isimlerinden Hal Hartley, Ned Rifle ile üçlemesini tamamlıyor. Henry Fool (1997) ve Fay Grim (2006) filmleri arasında büyük boşluklar bırakan yönetmen üçlemenin sonunda Ned Rifle karakterine odaklanıyor. Filmin yapımcısı Matthew Myers da festival konuğu olarak İstanbul’da 12 Nisan 13:30 Atlas sinemasında seyircilerle buluşacak.

  

Festivalde en son Camille Claudel, 1915 filmini izlediğimiz Bruno Dumont ise Fransız televizyonu için çektiği mini dizi P’tit Quinquin / Küçük Serseri’nin sinema filmi versiyonuyla ustalar arasında. Küçük bir kasabada geçen bir cinayet filmi, ancak bir kara komedi. Cahier de Cinema’nın yılın en iyi filmi seçtiği P’tit Quinquin ile Dumont yine insanlığın vahşi ve ruhani dürtülerine el atmış durumda.

Arap coğrafyasında bütün politik atmosfer alt üst olur da İran’dan ses çıkmaz mı? Siyasal süreci anlatan belgesellere doyduk, şimdi sıra Makhmalbaf’ın bu süreci nasıl yorumlayacağında. Tabii ki Başkan ile Makhmalbaf yine insanlığın en derin sorularına el atacak, bu sefer düşkün bir diktatörün çevresinde.

Avustralya sineması deyince aklınıza ilk Nicole Kidman, Hugh Jackman ya da Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit filmleri mi geliyor? Neyse ki kıtanın sinemasını adım adım yaratan aynı zamanda bu yıl Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanı Rolf de Heer son filmi Charlie’nin Ülkesi ile ustalar bölümünde bize işin aslını hatırlatacak. Daha önce pek çok kez birlikte çalıştığı oyuncu ve dansçı David Gulpilil’i i görmek de cabası. Aborijin Gulpilil, bu filmin ortak senaristlerinden; zaten öykü de onun bazı deneyimlerinden esinleniyor. Rolf de Heer 18 Nisan Cumartesi günü 16.00‘da Atlas sinemasında filminin gösteriminde izleyicilerle buluşacak

Şimdi İngiltere’ye gidelim. 24 Saat Parti İnsanları ile bizi İngiliz punk rock’ının dehlizlerine sokan Michael Winterbottom bu sefer gerçek bir cinayetten esinlenen filmi Meleğin Yüzü ile karşımızda. Gelen yorumlara göre İtalya’daki meşhur Amanda Knox vakasını merceğine alan Winterbottom cinayetten çok kendi yorumlarına odaklanacak gibi.

Altın Palmiyeli, 32.festivalde filmiyle festivalde ağırladığımız yönetmen Bille August, Sessiz Kalp ile bir aile dramasına imza atıyor. Annenin yaklaşan ölümü vesilesiyle bir araya gelen üç kuşak yemek masasına oturacak. Senenin duyguları sarsan filmlerinden biri olacağı aşikar.

 

Aradan on yıl geçmesine rağmen Barbarların İstilası hâlâ akıllarda. Denys Arcand yeni filmi Güzellikler Ülkesi ile dışarıdan mükemmel görünen bir evliliği ve aynı mükemmelliği yansıtan Kanada’nın imajını çatırdatıyor. Biraz modern yaşamı kurcalama zamanı!

Altın Palmiyeli büyük İtalyan yönetmen Ermanno Olmi, festivalde gösterilen son filmi Her Yer Yeniden Yeşerecek’te Birinci Dünya Savaşı sırasında Kuzeydoğu cephesinde savaşan babasının hikâyesinden esinleniyor. İtalyan yazar Federico De Roberto’nun romanının özgün bir uyarlaması olan film “Büyük Savaş”ın yüzüncü yılına yaraşır gerçeklikte. Filmin görüntü yönetmenliğini yönetmenin oğlu Fabio Olmi üstleniyor. Her Yer Yeniden yeşerecek’in ilk gösterimi 14 Kasım 2014’te, Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminin yüzüncü yıldönümünde İtalya’da, Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla yapıldı.

 

Ustalar arasında belki de bu sene en çok tartışma yaratacak kişi ise Peter Greenaway. Sovyet yönetmen Eisenstein, devrimi gözlemlemek ve Que Viva Mexico filmini çekmek için 1930 yılında Meksika’ya gitti, bu hikâyenin bildiğimiz kısmı. Ancak Meksika yılları Eisenstein için aynı zamanda cinselliğini keşfettiği açılma yıllarıydı da. Greenaway Eisenstein Meksika’da ile hem dönemin Meksika’sını görsel bir şölen halinde sunacak hem de bol sinemasal tartışma yaratacak. Filmin başrol oyuncusu Elmer Bäck 11 Nisan Cumartesi günü 19.00′da Atlas’ta .