Ustanın mütevazı gösterisi

Çoğu zaman kendimizi dünyanın merkezine koyduğumuz, cümle âlemin etrafımızda döndüğünü düşündüğümüz hayatlar sürüyoruz.
Haber: Film Eleştirisi: Murat ÖZER / Arşivi

AMELIE
LE FABULEUX DESTIN D'AMÉLIE POULAIN
Yönetmen: Jean-Pierre Jeunet
Senaryo: Jean-Pierre Jeunet, Guillaume Laurant
Görüntü: Bruno Delbonnel
Müzik: Yann Tiersen
Kurgu: Herve Schneid
Oyuncular: Audrey Tautou, Mathieu Kassovitz, Rufus, Yolande Moreau, Artus de Penguern, Urbain Cancelier, Maurice Benichou, Dominique Pinon, Claude Perron, Michel Robin
2001 Fransa-Almanya, 120 dk. (Umut Sanat)
***
Çoğu zaman kendimizi dünyanın merkezine koyduğumuz, cümle âlemin etrafımızda döndüğünü düşündüğümüz hayatlar sürüyoruz. Bu durumsa, beraberinde hayatımıza her şeyi büyük bloklar halinde görmek, büyük ölçekli düşünmek ve olanlara tepeden bakmak gibi handikaplar getiriyor doğal olarak.
İşin bir de öteki yüzü var; küçük ayrıntılara rağbet etmek, onların içindeki enerjiyi hissetmek ve onlarla mutluluk reçetesi yazmak gibi. 'Büyük' görünenin geçer akçe olduğu alanlar olabilir, ama 'yetinen' insanların yüzlerindeki
'gerçek ifadeler', hiçbir zaman
'diğerleri'ndeki yapaylığa ve tedirginliğe dönüşmez...
Kısa film ve animasyon dünyasından kopup gelen, uzun metraja geçtiğinde kadim dostu Marc Caro ile 'Şarküteri' (Delicatessen; 1991) ve 'Kayıp Çocuklar Şehri' (La Cite des Enfants Perdus; 1995) gibi iki başyapıt üreten, sonrasında tek vücut ilerleme kararı
alıp 'Alien: Diriliş' (Alien: Resurrection; 1997) gibi orta karar bir devam filmi çeken Fransız sinemacı Jean-Pierre Jeunet'nin yeni ve çarpıcı yapıtı 'Amelie' (Le Fabuleux Destin d'Amelie Poulain), sözünü ettiğim ayrıntıların ışığında zirveye taşınan bir film.
Küçücük keyif noktaları
Ailesinin dayattığı katı kurallar ve yalnızlıkla büyüyen Amelie Poulain'in (Audrey Tautou) naif dünyasında yaşadığı renklerin öyküsünü anlatır film. Bir kafeteryada garsonluk yapan bu güzel ama bir o kadar da yalnız genç kız, annesinin ölümünden sonra kendini adeta evine kapatan babasıyla (Rufus) kendi evi arasında mekik dokumaktadır. Çağımız insanının unutmayı seçtiği iyi niyetli, güler yüzlü ve hoşgörülü olmak kavramlarının yüzünde
ışıdığı biridir o. Hayata dair küçücük keyif noktaları olan Amelie, çevresindekilerin fazlaca dikkatini çekmeden yaşayıp gitmektedir. Günün birinde evinde bulduğu ve uzun yıllar öncesinden kalma küçük bir kutu, güzel Amelie'yle birlikte çevresindekilerin de hayatlarını değiştirecektir. Bu gelişme, belki de onu yapayalnızlığından kurtaracak, aşkın coşkusuyla tanıştıracaktır...
20. yüzyılın ikinci yarısında hayatlarımıza giren, 21. yüzyılla birlikte iyice kronikleşen 'mekanikleşme sendromu'nun karşısında duran, tuvaline sıcak insan ilişkilerini yansıtan bir film 'Amelie'. Zaman zaman unutmayı seçtiğimiz, kimi zamansa başkalarının dayatmasıyla unuttuğumuz 'güzel'in resmini yapıyor yönetmen Jeunet. Frank Capra'nın 'pembe gerçekçi' filmlerinden tutun da, Yeni Dalga yönetmenlerinin 'yenilikçi' tavırlarına kadar birçok kaynakla besleniyor bu 'sevimlilik muskası' film. Çoğu zaman kendimize itiraf edemeyip içimizde sakladığımız, bir şekilde dillendirebilsek dünyanın en mesut insanı olacağımızı bildiğimiz şeyleri de sese büründürüyor
'Amelie'. Yalnızlığın boğuculuğuyla birlikte rahatlatıcı özelliklerinin de altını çizen Jeunet, aşka giden meşakkatli yolun çetrefilli yapısını da filmine başarıyla yediriyor.
Umutla şekillenen
Başroldeki Audrey Tautou'nun 'kelimelerin arkasına saklanmayan' ve umutla şekillenen performansı, 'Amelie'nin yığınları peşinden sürüklemesinin belki de en önemli nedeni. Diğer oyunculardan, özellikle deneyimli aktörler Rufus ve Michel Robin'in 'görmüş geçirmiş' kompozisyonları da yabana atılır gibi değil doğrusu. Önceki filmleriyle teknik açıdan da yetkin bir sinemacı izlenimi veren Jean-Pierre Jeunet, burada da bu özelliğini öne çıkaran bir performans sergiliyor. Renkleri, farklı kamera açılarını ve teknik hileleri ustaca harmanlayan, bunlara bir de insan sıcaklığını ekleyen yönetmen, son dönemlerin en 'yalın' filmlerinden birine imzasını koyuyor böylece. Ne diyelim, darısı başta sözünü ettiğim 'diğerleri'nin başına!