Uyarlamada yitirilmiştir!

Uyarlamada yitirilmiştir!
Uyarlamada yitirilmiştir!
Studio 4, Perihan Mağden romanı 'Ali ile Ramazan'ın öyküsünü alıp başka bir öykünün içine yuvarlamış ve bir gölge şeklinde orada bırakmış. Zira uyarlamadan çok uyarlamada yitirilmiş bir çalışma olmuş.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

İki yetimhane oğlanı… Ali ile Ramazan. Birbirlerini daha çocuk yaşta seviyorlar. Kimsesizliklerine, doğdukları gün ters dönmüş talihlerine yalnızlıklarını ve aşklarını siper ediyorlar. 18 yaşında yetimhanenin kapısının önüne koyuverildikten sonra, sonu iyi bitmeyeceği besbelli öykülerinin kısacık süresince, birbirlerine tutunarak hayatta kalıyorlar.
Bir 3. sayfa haberinin içindeki bu makus aşk öyküsünü Perihan Mağden bulup çıkarmış, içe işleyen bir dil ve duyguyla romana dökmüştü. Studio 4 de ‘Ali ile Ramazan’ı sahneye uyarlamış. Daha doğrusu, ‘Ali ile Ramazan’ın öyküsünü alıp başka bir öykünün içine yuvarlamış ve bir gölge şeklinde orada bırakmış. Studio 4’ün prodüksiyonunda, Mağden’in romanından etkilenen ve ‘Ali ile Ramazan’ın öyküsünü okul bitirme projesi olarak bir kurmaca/belgesel şeklinde çekmek isteyen, bir yandan da annesine açılma ve kendi eşcinselliğiyle tanışma serüvenleri yaşayan Rüzgâr başrolde. Ve Rüzgâr’ın annesi. Ve üniversitede kitabı ders olarak anlatan bir profesör. Başrolde olmayanlar, bir gölge olarak girip çıkanlar (rejide de hep karanlıkta ya da yarı karanlıktalar neredeyse) öykünün asıl sahipleri Ali ile Ramazan.
Studio 4, romanı uyarlarken, etrafına çizdiği çerçeve öyküyü daha çok önemseyip asıl öyküyü arka plana atma seçimini yapmış ve bu seçim hızla bir hataya dönüşmüş çünkü yaratılan çerçeve öykü ne ‘Ali ile Ramazan’ kadar etkileyici ne de dramatik olarak yeterince ilginç. Dolayısıyla oyunun sadece romana sadık kalan, ve o öyküden parçalar anlatan kısımları, Ali ile Ramazan kısımları, orada yapılan bir takım değişik oyunculuk tekniği numaralarıyla birlikte yoğun, tutku dolu ve izlenesi. Biraz sinir bir tipleme olan Rüzgâr ve onunla ilgili kısımlar oyunun belkemiğini oluşturduğu ve onun kamerasıyla arayışı asıl işlenmesi gereken konuya gölge düşürüp durduğu için oyun sarkıyor, sıkıyor, romanın içine işlemiş yoğun duygu ve tutku düzeyini yakalama şansını kendisine asla vermiyor. Üstelik Rüzgâr’ın başına gelenler bu dünyalara fazla karışan beyaz üniversiteli oğlan çocuklara neler neler olabileceğine dair neredeyse bilinçaltı homofobisi diyebileceğim bir alt metin de içeriyor. Set tasarımı fazla karışık ve işlevsel ya da ilginç de değil. Işık ve müzik tasarımı yorucu. Oyunculuklar, Ali ve Ramazan’ı canlandıran Nadir Sönmez ve Fatih Gençkal’ınkiler dışında, ortalama.
Rüzgar elinde kamerasıyla bir kenarda durup kaydetse ve Studio 4 bize Ali’yle Ramazan’ın hikayesini, bu kadar başka bir öyküde ve tasarımda, müzikte, ışıkta boğulmadan düz bir şekilde, sadece romanın duygusuna yüklenerek sunsaydı, çok daha iyi bir iş ortaya çıkarmış olurlardı. Üstelik oyun, adı romanla aynı kaldığı için beklentileri iyice sarsıyor. Bari “Rüzgar’ın gözünden Ali ile Ramazan” filan diye isim değiştirselermiş. Zira uyarlamadan çok uyarlamada yitirilmiş bir çalışma olmuş ‘Ali ile Ramazan’.
‘Ali ile Ramazan’ (Studio 4), aralık sonuna kadar her pazartesi saat 20.30’da Garajistanbul’da.