Uzaktan sevmeye hazır mısınız?

Uzaktan sevmeye hazır mısınız?
Uzaktan sevmeye hazır mısınız?
Hollywood'un romantik asi prensesi Drew Barrymore bu kez uzaktan da olsa bir kez daha sinemaseverlerin gönlünü fethetmeye hazırlanıyor.
Haber: Birsen TARHAN / Arşivi

Hollywood dünyasında genç yaşta gelen şöhreti taşıyamayıp uyuşturucu ve alkol bağımlısı olan isimleri düşündüğünüzde belki de bir zamanlar akla gelen ilk isimler arasında Drew Barrymore yer alıyordu. 1980’de ilk filmi Altered States/Gerçeğin Ötesinde'de rol aldığında henüz 5 yaşında olan Barrymore şüphesiz çocuk yaşında başına geleceklerden habersizdi. 1981’de tüm dünyada, sinemaseverlerin kalbini Steven Spielberg’in “ E.T. The Extra Terrestrial ”de canlandırdığı sevimli Gertie karakteriyle kazandı. 1984 yapımı Irreconcilable Differences filmindeki rolüyle Altın Küre 'ye de aday olan Berrymore, sigara ve alkol kullanmaya başladığında ise 9 yaşındaydı. Sinemacı bir ailenin -ki buna aslında hanedanlık desek de yalan olmaz- kızı olmasına rağmen elindeki fırsatları lehine çeviremeyen Barrymore uzun süre uyuşturucu ve alkol tedavisi gördükten sonra, birkaç başarısız oyunculuk denemesinin ardından tam da yapımcıların artık ondan umudunu kestiği sıralarda adeta küllerinden doğarak 1992’de Poison Ivy/Zehirli Sarmaşık ile yeniden beyazperdeye döndü.

Barrymore, Ivy adında, arkadaşının babasını baştan çıkartarak, karısının intiharına sebep olan genç bir kızı canlandırdığı film ile artık çocuk yıldız değil çekici ve iddialı bir lolita olduğunu ispatladı. 1995 yapımı Batman Forever/Batman Daima’daki performansıyla da göz dolduran oyuncu için artık yepyeni bir dönemin başladığını söylersek yalan olmaz zira artık 20 yaşındaki Barrymore güzelliğinin getirdiği avantajları ve inişli çıkışlı aşk hayatını da kullanarak Interview ve Playboy gibi dergilere verdiği çıplak pozlarla da gündeme geldi.

Teen-slasher filmlerin öncülerinden Scream/Çığlık’taki kısa ama etkileyici rolüyle katilin ilk kurbanı da olsa filmi hatırlamamızda onun payını inkar edemeyiz sanırım..

‘90’lı yılların sonlarından itibaren ise Barrymore romantik filmlerin aranan yüzü haline geldi. Belki de bunda, çocukluğunun kötü hatıralarını silmek ve sinemaseverlerin aklında masum ve çocukcu genç kız olarak kalma istediğinin etkisi de olabilir. 1998 yapımı The Wedding Singer/Evlilik Öpücüğü’nde uyumlu bir performans sergileyen Drew Barrymore ve Adam Sandler ikilisi 2004 yılında 50 First Dates/50 İlk Öpücük filminde de tekrar beyazperdede buluştular. Hafızası hergün silinen bir kıza aşık olan bir adamın hikayesinin anlatıldığı film şüphesiz Barrymore’un komedi filmlerinde ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Öncesinde ise 2000 yılında “ Charlie’s Angels ”da Cameron Diaz ve Lucy Liu’yla birlikte Charlie’nin üç meleğinden birini canlandırdı.

2007 yılında People dergisi tarafından dünyanın en güzel kadını seçilen Drew Barrymore aynı yıl romantik filmlerin prensi Hugh Grant ile kamera önüne geçerek Music and Lyrics/ Söz ve Müzik’te 80'li yıllarda ünlü olmuş fakat sonradan unutulmuş eski bir popstara yeniden şöhret kapılarını açan ve aynı zamanda mutlu bir aşka da yelken açan Sophie karakterini canlandırdı.



‘Seni Uzaktan Sevmek’le yeniden hayranlarının karşısında
Favori filmlerinden He's Just Not That Into You/Erkekler Ne Söyler Kadınlar’ın ardından şimdilerde ise bir kez daha Going the Distance /Seni Uzaktan Sevmek isimli son filminde de Justin Long ile yine romantik bir komedide başrolü paylaşan Barrymore yine adından söz ettirmeye hazırlanıyor. Barrmore filmde işi nedeniyle sevgilisinden uzak bir şehre yerleşmek zorunda kalan ve aradaki uzak mesafeye rağmen ilişkisini korumaya çalışan Erin karakterini canlandırıyor. Peki aradaki sorun mesafe mi yoksa yanı başlarındaki dostları mı? Bunu da filmi izleyerek öğreneceğiz.