Ve Oscar, büyük ihtimalle...

Ve Oscar, büyük ihtimalle...
Ve Oscar, büyük ihtimalle...
İki büyük festivalin, Venedik'le Toronto'nun programını açıklamaya başladığı bu günler, gelecek baharda herkesin merakla bekleyeceği filmlerin de ilk görücüye çıktığı dönem. The Guardian, bu programların, söylentilerin izini sürdü, gelecek senenin Oscar'larının ve diğer ödül törenlerinin 50 muhtemel gözdesini belirledi. 25 tanesini paylaşıyoruz

A Dangerous Method
David Cronenberg’in, önceki filmlerinden ‘Şiddetin Tarihçesi’ni divana yatıran filmi ‘A Dangerous Method’ birbiriyle rekabet halindeki Freud’la (Viggo Mortensen) Jung’un (Michael Fassbender) hikayesini aktarıyor. İkisi de sorunlu güzel Sabina Spielrein (Keira Knightley) yüzünden birbirine girmiş vaziyette. Oyunculara da, yönetmene de, filmin efsane senaristi Christopher Hampton’a da birer adaylık çıkması büyük olasılık.

Extremely Loud and Incredibly Close
Jonathan Saffran Foer’in 11 Eylül sonrası bir hikaye anlattığı hit kitabı (bizde ‘Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın’ adıyla yayınlandı) başka bir edebiyat uyarlaması ‘Saatler’le Oscar’a aday gösterilen Stephen Daldry tarafından beyazperdeye getirildi. Filmin zaten Oscar sahibi oyuncuları Tom Hanks’le Sandra Bullock’un ödülü bir kez daha kazanması düşük ihtimal. Ama yardımcı oyuncu dalında James Gandolfini ve kendi kitabından uyarladığı senaryosuyla Jonatah Saffran Foer’in birer adaylık almasına kesin gözüyle bakabiliriz.

War Horse
Çok satanlar listesinden inmeyen bir kitap , ondan uyarlanan, Tony rekortmeni bir oyun ve ‘klas’ modunda kamera arkasına geçmiş Steven Spielberg, yani tam ödül avcısı bir film. Bu sezon ‘Tenten’le maceraperest ruhumuza da hitap edecek Spielberg’in, dengeyi daha dokunaklı ‘War Horse’la sağlamak istediği kesin. Dolayısıyla ‘War Horse’u ‘Er Ryan’ı Kurtarmak’ ve ‘Schindler’in Listesi’ standardına ulaştırmak için çok çaba harcayacağına kuşku yok.

My Week With Marilyn
Michelle Williams, Marilyn’i, Kenneth Brannagh, Laurence Olivier’yi, Julia Ormond da Vivien Leigh’i canlandırıyor. Dolayısıyla ‘My Week With Marilyn’in oyunculuk kategorisinde birden çok adaylık almaması düşük ihtimal. Hollywood kendine saygı gösterilmesinden her zaman hoşnut kalır, Marilyn Monroe’nun ‘Prens ve Şovkızı’nı çektiği dönemi konu alan ‘My Week With Marilyn’de ondan da mebzul miktarda mevcut.

The Tinker Tailor Soldier Spy
John le Carré’nin Soğuk Savaş romanından uyarlanan ‘The Tinker Tailor Soldier Spy’ halihazırda Colin Firth’ün başını çektiği, Ciaran Hinds, Gary Oldman, Mark Strong gibi isimleri barındıran kadrosundan dolayı senenin en çok beklenen filmlerinden. Üstüne üstlük orijinal ‘Gir Kanıma’nın İsveçli yönetmeni Tomas Alfredson da yönetmen koltuğunda. Prömiyerini ağustos sonunda Venedik’te, ya da daha büyük olasılıkla Toronto’da yapması kuvvetle muhtemel filmin ödül sezonunu da boş geçirmeyeceğine kesin gözüyle bakabiliriz.

The Tree of Life
Zaten bir Malick filmi olması sebebiyle cevher niteliğindeki ‘The Tree of Life’ ödüllerin en büyüklerinden, Cannes’ın Altın Palmiye’sini eve götürdü. Malick’in iddialı ve varoluşçu yapıtının adından gelecek ödül sezonuna kadar duymamamız da kuvvetle muhtemel. Ama Polanski’nin ‘Piyanist’i hem Altın Palmiye’yi hem de en iyi film Oscar’ını almıştı, dolayısıyla imkansız değil. Ne var ki ‘The Tree of Life’ın çok daha zorlayıcı bir aday olduğunu da unutmamalı.

Hugo
Ödül sezonu geldi mi Martin Scorsese de hep kendini gösterir. Diğer tüm meziyetlerini bir kenara bırakın, yönetmen en azından büyük ligdeki bir oyuncudan nasıl mükemmel bir performans alacağını bilir. Bu sefer bu onur, Sacha Baron Cohen’in. ‘Hugo’da da aynı durumun tekrarlanıp tekrarlanmayacağı muallakta. Orta yaş öfkesiyle Harry Potter zihniyetini biraraya getiren bir filme hazır mıyız acaba? Ancak tüm unsurlar yerli yerinde kullanılırsa, kâr getirmeye hazır, aile dostu bir Marty seyirliği göreceğiz demektir ki bu da tam ödül dağıtıcıların koleksiyonlarına eklemek isteyeceği bir yapım olur.

The Rum Diary
Yapım süreci çok uzun sürdü ama işte sonunda karşımızda. ‘The Rum Diary’, Hunter S. Thompson’ın, Porto Riko’da içkinin dibine vuran ABD’li bir gazeteciyi anlattığı romanından uyarlandı. Filmin hem yapımcısı hem de başrol oyuncusu Johnny Depp, kuşkusuz kendi damgasını vuracağı bir karakter çıkartma umudunda. Yine Johnny Depp’in oynadığı başka bir Hunter S. Thompson uyarlaması pek böyle bir sonuç vermemişti, aslında. Ama kült ‘Withnail & I’ın yönetmeni Bruce Robinson’ın yıllar sonra kamera arkasına geçmesi, bazılarının duygu tellerini titretebilir.

The Deep Blue Sea
Hayır, Renny Harlin’in aynı addaki azman köpekbalığı macerasının bir yeniden çevrimi değil ‘The Deep Blue Sea’. Ancak bu yeni Terrence Davis filmi, ödül dağıtıcıların çok sevdiği o Britanya alt-türünde, son derece ‘medeni’, itibarlı filmler alanında etki sahibi olabilme kapasitesine sahip. Kaynak, Terrence Rattington’ın, hakim kocasını pilot aşığı uğruna terk eden bir kadının kahramanı olduğu, 1952 tarihli oyunu. Rachel Weisz, en iyi kadın oyuncu kategorisinde çeşitli adaylıklar alması muhtemel. Pilotu canlandıran Tom Hiddlestone’la, hakim rolündeki Simon Russell Beale’in ‘en iyi yardımcı’ kategorilerinde aday gösterilmeleri kuvvetle muhtemel.

J. Edgar
Leonardo DiCaprio ve Clint Eastwood’un varlığı, FBI yöneticisi J. Edgar Hoover’ın hikayesini anlatan bu yapımın ödüllerde de şansının büyük olduğuna işaret. Leonardo DiCaprio’nun dönem filmlerini gelenek haline getirdiği malum. ‘Göklerin Hakimi’, ‘Zindan Adası’ ve ‘Hayallerin Peşinde’ ilk akla gelenler. Eastwood da yine bir dönem hikayesi anlattığı ‘Sahtekar’la Angelina Jolie’ye Oscar adaylığı sağlamıştı.

The Ides of March
Venedik Film Festivali’nin açılış filmi olarak seçilmesi, George Clooney’nin yazdığı, yapımcılığını üstlendiği, yönettiği ve oynadığı bu politik filmin ödül sezonunda da şansını epey artırıyor. 2004’te Demokratların başkan adayı olmak için yarışan Howard Dean’in hikayesinden esinlenmiş yapımın, Clooney’nin politik tandanslı önceki filmi ‘İyi Geceler ve İyi Şanslar’ın başarısını tekrarlayıp tekrarlayamayacağını yakında göreceğiz.

On The Road
Belli belirsiz sebeplerden dolayı yapım süreci uzadıkça uzayan bir başka roman uyarlaması da, Walter Salles’ın Jac Kerouac klasiği ‘Yolda’ya getirdiği yorum . Eğer ki ‘Yolda’, ödül adaylarını belirlemek için son tarihleri aşmadan gösterime girerse Salles da, oyuncular Kirsten Dunst, Kristen Stewart, Garrett Hedlund ve Sam Riley için de ödül çanları çalmaya başlar.

W.E.
Kimin aklına gelirdi! Madonna’nın ikinci yönetmenlik denemesi son yılların en saçma sinema girişimlerinden biri değil de, Venedik Film Festivali’ne kabul edildikten ve prestijli yapımcılar Weinstein’lar tarafından dağıtım hakları alındıktan sonra son derece itibarlı ve kâr getirmesi muhtemel bir film olarak kabul görüyor. Geçen sene ‘Zoraki Kral’ın başarısı düşünülünce Kral Edward’la ABD’li Wallis Simpson’ın hikayesinin anlatıldığı ‘W.E.’nin Oscar’larda bir şans sahibi olma ihtimali de çok uzak değil.

Carnage
Yasmina Reza’nın aynı addaki oyunundan uyarlanan (Bizde de İstanbul Devlet Tiyatroları’nda ‘Vahşet Tanrısı’ adıyla oynanmıştı) bu yetenekler geçidi, tam da ödül verenlerin iştahını kabartacak tarzda bir yapım. Yönetmeni Roman Polanski de dört başrol oyuncusundan üç tanesi de halihazırda Oscarlı. Ne var ki çocuklarının karıştığı bir şiddet olayını tartışmak için bir araya gelen ama kendi aralarında anlaşmazlığa düşen velilerin hikayesi, tıpkı bir başka oyun uyarlaması ‘Daha Yaklaş’ gibi hayli itibar görse de ödül törenlerinden eli boş da dönebilir.

The Girl With
The Dragon Tattoo

‘Ejderha Dövmeli Kız’ın İsveççe orijinal sinema uyarlamasının halihazırda en iyi yabancı film BAFTA’sı dahil birkaç ödülü vardı. Şimdi ise David Fincher yönetiminde tam Oscar’lık bir Hollywood versiyonu mevcut. Ödülleri toplaması kuvvetle muhtemel yapımda son Bond’umuz Daniel Craig’in de yakışıklı bir gazeteci / dedektif rolünde arzı endam etmesi de işin tuzu biberi.

BUNLAR DA VAR 

* Meryl Streep’in Margaret Thatcher rolüyle muhtemelen birçok ödül töreninde en iyi kadın oyuncu adayı olacağı ‘The Iron Lady’ 

* Toronto Film Festivali’nde gösterilecek Brad Pitt’li beyzbol hikayesi ‘Moneyball’ 

* Ralph Fiennes’in yönetip oynadığı Shakespeare uyarlaması ‘Corialonus’ 

* ‘Açlık’la tanınan Britanyalı yönetmen Steve McQueen’in Michael Fassbender’i başrole getirdiği ‘Shame’ 

* Başrol oyuncusu Tilda Swinton’a adaylık getirmesine kesin gözüyle bakılan yeni Lynn Ramsay filmi ‘We Need To Talk About Kevin’ 

* Steven Soderbergh’in Gwyneth Paltrow’lu, Jude Law’lu, Marion Cotillard’lı felaket filmi ‘Contagion’ 

* Christopher Plummer’ın, oğlu Ewan McGregor’a gay olduğunu açıklayan bir babayı canlandırdığı ‘Beginners’ 

* Olsen ikizlerinin ‘daha yetenekli’ kardeşleri Elizabeth Olsen’ın performansıyla adından söz ettiren, bağımsız film ‘Martha Marcy May Marlene’ 

* Cannes’da Nicolas Winding Refn’e en iyi yönetmen ödülü getiren ‘Drive’ 

* ‘Sideways’in yönetmeni Alexander Payne’in George Clooney’yi başrole getirdiği ‘The Descendants’