Verdi'nin siyasi operası Rigoletto

İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin geçtiğimiz sezon sonunda sahneye koyduğu ve Aspendos Festivali'nde de sergilediği...
Haber: TULU İÇÖZÜ / Arşivi

İSTANBUL - İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin geçtiğimiz sezon sonunda sahneye koyduğu ve Aspendos Festivali'nde de sergilediği Rigoletto, 2001-2002 sezonunda
İstanbul seyircisiyle buluşmayı sürdürecek.
Verdi'nin olgunluk dönemi operalarından
ve 'Trileogia Verdiana'dan (Verdiana üçlüsü) olan Rigoletto'yu, dünyaca ünlü konuk orkestra şefi, Moshe Atzmon ve Nezih Seçkin dönüşümlü olarak yönetecekler. Geçtiğimiz yıldan bu yana, İstanbul Devlet
Opera ve Balesi'nin müdür ve genel sanat yönetmenliğini sürdüren Sedat Öztoprak, bu yoğun temposunun yanı sıra Rigoletto rolüyle İstanbullu sanatseverlerle de buluşuyor.
Victor Hugo uyarlaması
1813-1901 yılları arasında yaşayan Giuseppe Verdi, İtalyan operası'nın büyüklüğü ve ustalığı tartışma götürmez en önemli bestecisi. Rigoletto'nun yazılışı, Guiseppe Verdi'nin tezli operalar bestelemeye karar verdiği, insanların acı, kader ve kıvançlarını dramatik konularla seyirciye aktardığı yıllara rastlar. Bu nedenle sahneye konuşu, ilk oynanışı, hatta adının verilişi dahi başlı başına bir serüven gibidir.
Verdi, Victor Hugo'nun 1832 yılında Paris'te sahneye konan 'Le Roi Samuse-Kral Eğleniyor' adlı eserini görür görmez beğenmiş ve konusunu bir operayla dile getirilmesi için çok uygun bulmuş. Bu eser, Paris'te sahneye konuluşunda şimşekleri hemen üzerine
çekmiş ve polis tarafından yasaklanmış. Verdi on sekiz yıl sonra, Fenice Tiyatrosu kendisine bir sipariş verince Hugo'nun eserini gündeme getirebildi.
Bir Manizade rejisi
Opera için çalışmalar 'La Maladizione-Lanet' adıyla başladı. Tabii iktidarın laneti de yapıtın üzerinden eksik olmadı. Polis, eserdeki iki ana karakter olan I.François'yı ve soytarısı Triboulet'i sahneye çıkartmak istemediği gibi eserin adını da beğenmiyordu.
Uzun yakarışlar, çeşitli pazarlıklar sonunda inatçı davranışını sürdüren polis memuru Martello, farkına bile varmadan müzik tarihindeki yerini aldı. Tiyatro müdürüyle, opera metnini yazan şairi karşısına alıp, "Bir şartla!" dedi, "Kralın adı değiştirilip bir İtalyan kişizadesi olursa, soytarısının adı da mesela Rigoletto konursa eserinizi sahneleyebilirsiniz."
Böylece opera dünyası isim babası polis memuru olan çok önemli bir eser kazandı. Fakat hikâyemiz burada son bulmadı. 40 gün gibi kısa bir sürede provaları tamamlayan Verdi, bu arada aryalardan birini ısrarla atladı. Bunun nedeni ise çok güzel ve bir o kadar kolay olan melodinin, temsilden önce kulaktan kulağa yayılmasını önlemekti. Hakikaten temsilin hemen ardından Venedik sokakları
'La Donna E'mobille' aryasıyla çınlamaya başladı. Bu arya günümüzde de tüm büyük tenorların repertuvarlarının vazgeçilmezlerinden biridir ve operayla
ilgisi olmayan kişilerin bile ilk notalar uçuşmaya başladığı an, belleklerinin derinliğinden dudaklarına yükseliverecek kadar da popüler olmuştur.
İstanbul Devlet Operası'nda özgün dilde,
İtalyanca olarak icra edilecek eserin kısaca konusuna gelince. Kambur saray soytarısı Rigoletto'nun herkesten sakındığı ve hayatta tek varlığı olan kızı Gilda, çapkın Mantua Dükü'ne âşık olur. Bunu fırsat bilen dük Gilda'ya sahip olur. Rigoletto, bunu kabullenemez ve öç almaya karar verir. Gilda, sevgilisinin hayatını kurtarmak için kendisini kurban eder ve dükü öldürmeye karar veren babasının kolları arasında can verir.
Ödüllü Verdi baritonu Uluslararası Belvedere Şan Yarışması'nda 'Verdi Baritonu' ödülüne layık görülen Sedat Öztoprak, özellikle Dortmund Operası'nda sergilediği Rigoletto performansıyla ün yapmış ve başta Almanya olmak üzere Avrupa'nın birçok operasına bu rolle konuk olmuştu. Bu sezonda da İstanbul seyircisi onu Rigoletto rolüyle tekrar izleme fırsatı bulacak.
Eserin rejisörü Aytaç Manizade, ustalığını eserdeki karakterlerin seyirciye teatral yorumları ile seslenmelerini sağlayacak bir reji üslubu benimseyerek gösteriyor. Şandan Zıpçı'nın renklerle örülü dünyasından bize yansıttığı kostümler ise Gilda'nın masumiyetini, dükün şatafatlı yaşantısını Rigoletto'nun iki yüzlü dünyasını adeta dile getiriyor. Hayati Ata imzasını taşıyan dekor ilk olarak işlevselliği ile dikkatleri üzerinde toplarken, Aytaç Manizade'nin önemle vurguladığı teatral anlayışa yalın bir fon oluşturarak eserin sergilenmesine bütünlük katıyor. Bestecinin eserdeki koro partilerinde yakalamak istediği dengeyi koro Şefi Yıldız Künutku yansıtırken, eserin koreografisini senelerden beri sıcak, içten ve iyi koreografileri ile İstanbul seyircisinin daima beğenisini kazanan Nil Berkan yapıyor. Sahne ile seyirci arasındaki
en büyük bağlardan biri olan ışık ise Metin Koçtürk'e ait.
'Rigoletto', Atatürk Kültür Merkezi'nde saat 20.00'de izlenebilir.