Vicdanının sesini dinle bak ne diyor?

Vicdanının sesini dinle bak ne diyor?
Vicdanının sesini dinle bak ne diyor?
34. İstanbul Film Festivali'nin onuncu gününde müfettişlik yapıyor, oturduğumuz salondan perdedeki vicdan muhabesebelerini denetliyoruz
Haber: ELÇİN YAHŞİ / Arşivi

Akşam Yemeği / I Nostri Ragazzi / Aile Bağları

“İçinde yaşadıkları toplumun minyatür röprödüksiyonu olan aileler hep çok ilgimi çekmiştir. Önceki filmlerimde dışarıdan gelen beklenmedik darbelerin aileyi nasıl etkilediğini konu edindim. Burada bir adım daha ileri gidiyor ve o beklenmedik darbe bizzat ailenin içinden gelirse ne olur, onu göstermeye çalışıyorum.”
“Kitaptan çok etkilendim, hepimizin içinde gizli olan, bir anda ortaya çıkabilecek şiddetle ilgili bir film yapmak istedim. Böyle bir şey olunca karakterler, roller değişiveriyor. Bir baba olarak ben de sordum kendime, mululuğumuzu korumak adına vicdanımızı hangi noktaya kadar susturabiliriz diye..”

Alıntılar, yönetmen Ivano De Matteo’dan. Söz konusu kitap ise Herman Koch imzalı Akşam Yemeği. Hollandalı yazarın altıncı kitabı iki yıl önce bir anda ortalığı kırıp geçirdi, bizde de hiç gecikmeden, bir çok Avrupa ülkesiyle aynı zamanda, Doğan Kitap’tan yayımlandı. Aperatif, Başlangıç Tabağı, Ana Yemek, Tatlı ve Dijestif bölümlerinden oluşan kitabın konusu, aynı zamanda arka kapak yazısı: Suçlu çocuğunuzu korumak için neler yaparsınız?
Benim gibi, kitabı okumuş olarak izlemeye oturacaksanız, kendinizi bir ufak şoka hazırlayın. Tek bir mekanda, tek bir akşam yemeği süresinde geçen romandan çok farklı olarak film, esas hikayeye bir dolu ayrıntı, çarpıcı bir açılış ve daha çarpıcı bir son ekliyor. İtalyanca adı da Akşam Yemeği değil, Çocuklarımız.

İki başarılı kardeş, biri doktor, biri avukat, evliler, ikisinin de 16 yaşındaki çocukları iyi anlaşıyor, birlikte vakit geçiriyor. Sonra bir gün, bir televizyon programında sokakta yaşayan bir kadına uygulanan amaçsız vahşet görüntüleri ortaya çıkıyor. Aaa, tıpkı bizim çocuklar ama tabii ki onlar olamaz, olur mu hiç canım? Filmin sonrası iki anne baba ve iki çocuktan oluşan altı karakterin şiddet, eğitim, sorumluluk üzerinden yaptığı (veya hiç yanına bile yanaşmadığı) vicdan muhasebesi, izleyici olarak bize düşen de orta sınıf ahlakının sorgulaması.
Kitap, sahneye uyarlanmış, geçen yıl da aslına çok sadık bir versiyonu Hollandalı bir sinemacı tarafından film yapılmış, Venedik Günleri’nden En İyi Avrupa Filmi ödülü var. Ve Cate Blanchett ne kadar etkilenmiş ki beyazperdedeki ilk yönetmenlik denemesini Akşam Yemeği’yle yapacak.
Roman yanında haşlanmış sebzelerle gelen ızgara somonsa, film de domatesli, sarmısaklı sosla tereyağında pişirilmiş, yanında risottoyla servis edilen somon. Bakalım Cate Blanchett nasıl bir şey çıkaracak bu malzemeden? (Rexx, 16:00)

Enayi / Durak / Sinemada İnsan Hakları

Vicdandan girdik madem, öyle devam edelim. Bu pek çok ödüllü filmde kahramanımızın her hangi bir muhasebe yaptığı yok, yapılması gereken neyse onu yapıyor sadece. Muhasebeyi yapan, onun dışındaki herkes; karısı, annesi, babası dahil.
Su sızıntısı olan boruları tamir etmeye giden tesisatçı, içinde 800’den fazla insanın barındığı binada temelden en üst kata uzanan büyük bir çatlak farkeder, binanın yıkılması an meselesidir. Gecenin bir yarısı, o esnada doğum gününü kutlayan belediye başkanını bu acil durumdan haberdar etmek üzere harekete geçer. Kendini dinletmeyi başarır, belediye meclisi üyeleri toplanır ama çalışmalar yerine durumu savuşturmaya çalışmalar başlar. Her biri birbirinden rezil üyelerin gönülsüz çabaları, bina yıkılınca altında kalacak olan onca insanı kurtarabilmek için değil de, alacakları cezayı hafifletmek, hatta başkasının üzerine atmak içindir. İşin komik tarafı, insanın kendini bu korkunç yaratıklara zaman zaman hak verirken yakalaması. Herkesin bir başkasına rüşvet verdiği, her daim sarhoş bu kokuşmuş toplumda harekete geçerken tek bir an bile tereddüt etmeyerek filme adını veren tesisatçının hayatından bir gecenin hikayesi nefes almadan izleniyor. (Atlas, 16:00)