Viya: Müsekkin niyetine...

Peter Gabriel'a etnik müziğe tecavüz ettiği gerekçesiyle küfredenler, Davut Güloğlu ve türevlerini dinleselerdi...
Haber: ASLI ATASOY / Arşivi

İSTANBUL - Peter Gabriel'a etnik müziğe tecavüz ettiği gerekçesiyle küfredenler, Davut Güloğlu ve türevlerini dinleselerdi acaba ne yaparlardı? Sorunun yanıtı tabii ki belli ama yine de burada zikretmeyelim. Evet, Karadeniz müziğinin deformasyonundan mustarip olanlar için 'müsekkin' niyetine bir albüm çıktı. Kazım Koyuncu, 'Viya!' dediği albümüyle bozulan sinirlerimizi düzeltiyor.
Koyuncu'yu aslında tanıyoruz. 'Dünyanın ilk Lazca rock müzik yapan grubu' diye nitelendirilen Zuğaşi Berepe'nin, yani 1993-99 yıllarında yaptıkları müzikle, sisteme ve doğayı kirletenlere 'çürük domates atan' grubun gitaristiydi. Onlar sayesinde Lazca rock yapılabileceğini de öğrenmiştik. Şimdilerde yoluna tek başına devam eden Koyuncu yine Lazca söylediği şarkılarla çıkıyor karşımıza ve sorularımızı yanıtlıyor.
Çok dolu bir müzikal geçmişiniz var. Biraz geriye dönelim isterseniz...
1992 yılında Ali Elver ile Grup Dinmeyen'i kurduk ve 'Sisler Bulvarı' albümünü çıkardık. Sonra Mehmedali Barış Beşli ile birlikte 'Zuğaşi Berepe'yi (ZB) kurduk. İlk defa Lazca rock yaptık ve 1995 'Va Mişkunan', 1998'de 'İgzas' ve 'Bruxell Live' isimli albümleri çıkardık. 99'da grup anlaşmazlıklar yüzünden dağıldı. Sonra başka projelerde yer aldım. Ardından solo albüm projemi hayata geçirmek için çalışmalara başladım. Türkçe sözlü bir albüm olacaktı. Ancak çeşitli nedenler yüzünden bunu hayata geçiremedim.
Siz, 'Zuğaşi Berepe'de özgün ve besteleri rock formatında yorumluyordunuz. 'Viya!' ise yerel ezgilerden oluşan bir albüm.
İçinde yine elektrik ve bas gitar var ancak daha bir etnik form karşımıza çıkıyor.
2000 yılında 'Salkımsöğüt 2' isimli albümde üç tane türkü seslendirdim. Bunun üzerine Beyoğlu Metropol Müzik ve ben fikrimizi değiştirerek etnik temelde bir albüm çıkarmaya karar verdik.
Tabii ki teknik olarak farklar var ama özde çok ciddi farklar yok. ZB döneminde de türkü yorumluyorduk. Zaten o dönemde salt türküden oluşan bir albüm fikri vardı. Fakat Türkçe albüm projesi biraz ertelenmiş oldu.
Aşağı yukarı repertuvarları altı ayda topladık. Bu albümde bulunan 'Koçari' ve 'He Yana' isimli iki şarkı seslendirilmişti önceden. Diğerleri ilk defa bu albümde yer alan parçalar. Ve albümün toplamı sekiz ayda ortaya çıktı.
Lazca söylemenin temelindeki şey ne? Sanırım ticari kaygı sözkonusu olamaz...
Memleketteyken Lazlıkla ilgili fazla bir duygu yaşamıyordum. İstanbul'a geldikten sonra Memedali Barış Beşli'nin isteği üzerine Lazca söyleme fikri gelişti. Söyledikten sonra hoş bir şey çıktı ortaya. Sözler güzel. Bestelerin de iyi olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca Lazca müzik yapmanın kolay olmadığını belirtmekte fayda var. Ve Lazlar gerek ZB için gerekse Lazca yapılan müzikler için genelde saygı duyma ve psikolojik sahiplenme içerisindeler. ZB döneminde bölgedeki insanlardan çok üniversite gençliği ve diğer sanatsever kişilerle kitleselleşebilmiştik. Ancak Lazca söylememde tabii ki maddi bir kaygı yok.
Şimdi biraz daha farklı tarzda müzik yapıyorsunuz. Gerçi bunun özde olmadığının özellikle altını çiziyorsunuz ama...
Evet. Bu tarz değişiklik özde olmadı. Zaten ZB'deyken de türkü seslendirmiştik ve salt türkülerden oluşan bir albüm fikri vardı. Şimdi biraz daha 'world music' ya da etnik olarak nitelendirilebilecek bir tarzda çalıştım. Bu yüzden 'Viya!', bizim için çok anlamlı...
Bu arada 'Domivamis' isimli şarkı çok ilgi çekici ve sanırım eski bir kayıttan alınmış.
Evet. Bu şarkının girişinde yer alan kadının sesi yaklaşık 20 yıl önce Artvin'de bir köyde yapılmış. Ve bu şarkı benim ve arkadaşlarımın rastlayabildiği tek toplumsal içerikli şarkı. İçinde yokluktan ve bu durumun yarattığı sıkıntıdan söz ediyor. Genelde Laz ezgilerinde aşk ve doğa yer alır. Bu yüzden bu şarkının anlamı çok önemli.
Albümünüz hayata dair neyi ifade ediyor peki?
Artvin ve Bergama'da siyanürle altın arama belası. Akkuyu'da nükleer santral, Gökova'da termik santral, Fırtına Vadisi'nde hidrolik santral... derken şimdi de -ki aslında çok zaman önce başlayan Samsun-Sarp sahil yolu projesi. Bu proje kapsamında yok edilen ve durdurulamazsa tümüyle yok edilecek olan sahillerimiz ve çocukluğumuz ve geleceğimiz ve tarihimiz ve yaşam!
ZB hayranlarıyla buluşacak mı bu albüm?
Ben buluşacağına inanıyorum açıkçası. Artık onlar da aslında bu tarz albümler dinliyorlar. Biz çıktığımızda ilk ay içinde 10 bin satmıştı. Bu sonuçta Lazca ve rock yaptığımız halde bu başarıyı sağladık. Ama ona rağmen albümlerimiz çok satmıştı. Ve bu albümü sadece rock'severler değil etnik müzikten hoşlananlar da dinliyorlardı. Bu anlamda eskiden ZB dinleyenlerin şimdi 'Viya!'yı da dinleyeceklerini düşünüyorum.
Sizce Karadeniz müziğinin moda olması bir rastlantı mı? Lazlar çok uzun zamandır bu coğrafyada yaşıyorlar.
Aslında doğrusu ZB'nin Lazlar özelinde baktığımızda kendi kimliklerine sahip çıkma ve kültürel faaliyetler yapma noktasında çok ciddi etkisi oldu. Çok fazla televizyona çıktık ve meşrulaşma durumu oldu. Bunun yarattığı etkiler sanırım Karadeniz müziğine karşı bir eğilim oluşturdu.
Peki bu son dönem çıkan Karadeniz müziğini şortlu kızlarla yorumlayanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bana direkt kusma hissi veriyor. Bu durum devam etse etse bir sene daha gider. Bazı şarkılar gerçekten güzel olsa bile o adamların elinde rezalet bir şeye dönüşüyor.
Bu noktada yapımcılar büyük sorun aslında. Bu nedenler yüzünden kendi albümümün ticari olarak yanlış bir döneme düştüğünü düşünüyorum. Ancak bu albümün bu noktada çıkması belki de 'panzehir' etkisi yaratır. Bunu sadece kendi albümüm için değil Fuat Saka, Birol Topaloğlu ve Volkan Konak'ı düşünerek de ifade ediyorum.
Kazım Koyuncu/Viya!/Beyoğlu Metropol Müzik