Yağdı yağmur, çaktı müzik

Yağdı yağmur, çaktı müzik
Yağdı yağmur, çaktı müzik

Efes Pilsen One Love Festival?i iki günde genç yaşlı 21 bin kişi izledi. FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

Efes Pilsen One Love Festival'in pazar gecesi önce yağmuru yedik, sonra Sophie Ellis Bextor'ın güzel yüzüyle sesi, Ting Tings'in herkesi dans ettiren performansı karşısında kuruduk
Haber: CEREN AKARDAŞ / Arşivi

İSTANBUL - Efes Pilsen One Love’ın ikinci günü, öğleden sonra alana adım atanlar için her şey yağmurlu başladı. Kapılara yönelirken sırıl sıklam olmuştum bile, ama bu durum keyfimi kaçıramaz diyerek can havliyle daldım alana. Sahnede İlhan Erşahin’in İstanbul Sessions projesi ve Erik Truffaz vardı. Yağmura aldırmayanlar ana sahnenin önünü bir hayli doldurmuştu. Hazırlıklı satıcıların festival kapısında ‘yeşili, sarısı, mavisiyle poşetten bozma yağmurluk’ pazarlama başarısıyla renk-lenen alan, İlhan Erşahin ve grubunun okşarcasına çaldığı enstrümanlarıyla damlalara hiç aldırmadı diyebiliriz.
İlhan Erşahin’in ardından verilen kısa arada, hem kururum hem eğlenirim diyenler kâh langırt alanında kuyruklar oluşturdu, kâh Club 14.1 denilen alternatif sahnede coştu, kah Samsung Senin Sahnen bölümündeki müziğe koştu. Yağmurdan sonra anlaşıldı ki sadece kendilerini göstermeye, ‘rüzgâr yapmaya’ gelmiş gençlik, kıyafetleri bozulunca yok olmuş. E tabii bu durum müzikseverler için süper oldu. Tuvalet sırası azaldı, yemek kuyruğu yok oldu denebilir. İçki kuyruğu zaten yoktu çünkü tuvaletten çok içki standı vardı.
Saat tam 19.00’da Wild Beasts sahneye çıktı, festival alanının farklı yerlerine kaçanlar da hemen ana sahneye doğru koşmaya başladı. Dört kişilik İngiliz grubun performansı ıslak oldukları için zıplayamayan ve tekrar yağmur bastırır mı diye bulutları gözleyen seyirciler tarafından biraz güme gitti diyebiliriz ama yine de çoşku konserin sonlarına doğru gitgide arttı. Bir saat sahnede kalan grup ilgiden memnun ayrıldı. Ve sıra geldi festival erkeklerinin dört gözle beklediği, İngiltere popunun medar-ı iftarı olarak anılan Sophie Ellis-Bextor’a. 

Lazer gösterisine gerek yok
Güzelliğine denecek bir şey yok derken, sesiyle de kendini kanıtlayan Bextor, sade, efil efil uçuşan, mini, puantiyeli elbisesiyle salınırken sahnede, hipnoz etkisindeki erkekler ve kadınların danslarıyla alan coştu da coştu. Aslında gözler festivalin ilk günü kostümleri ve şovlarıyla harikalar yaratan Fischerspooner’ın ya da lazer gösterisiyle müziğin etkisini bir kat daha artıran Groove Armada’nınki gibi görsel şölenler istemedi değil, ama onlar olmadan da büyülenebilirmiş insan... Bextor konserin sonlarına doğru ‘Get Over You’yla herkese ‘ayyyy ay ay ay’ dedirtti dakikalarca, bizler de memnun memnun attık naralarımızı.
Saatler 22.00 ve işte The Ting Tings sahnede. Ana sahne önünde izleyici sayısı bir hayli artmış, hatta adım atacak yer yok denebilir. Solist Katie White, sahneye çıkar çıkmaz harikalar yaratmaya başladı. İkinci parçalarına giriş yapmadan önce “ii akşamlaa İstombollll. Türkşem bok gibi o yüjdennn susujam ve sizi dans ettirijem” dedi ve olayı bitirdi. O dakikadan sonra Sophie unutulmuştu.
The Ting Tings için iki kişilik dev kadro desek abartmış olmayız. Katie White, ‘em çalarım, em oynarım, em de söylerim’ dercesine bir davulun, bir gitarın bir de mikrofonun başına koştu durdu.  Jules De Martino da davulundan, gitarından ve turntable’ından arta kalan zamanda seyircileri videoya kaydetti. Belli ki onlar da pek bi memnunlardı. Katie White, Hande Yener’e mi benziyor? Yoksa Hande Yener mi Katie White’ı taklit ediyor? Gibi konuşmalar geçerken alanda, arkaya döner dönmez gördüğüm Hande Yener şaşırttı beni, kaptırmış dans ediyordu... ‘İyi insan lafının üstüne gelirmiş’ derken sağımda da Athena’nın Hakan’ını gördüm, yine kaptırmış salınır vaziyette. Kim bilir daha kimler kimler salındı ama göremedik...
Hiç bitmese denilen gece bitti sonunda... Ertesi gün iş var diyenler kaçıştı gitti, üniversite sınavını da attlatmış olan yeni gençlikse çimlere yayılıp muhabbete devam etti.
Son olarak ‘Hayati’ler meselesine deyineyim. Festival başlamadan önce kıyamet koparan ‘Hayati’ler olayından bir şey çıkmadı. Superman logosunu andıran ‘H’harfli beyaz ti-shirtleriyle her yerde karşıma çıkan ‘Hayati’lerin bırakın tuvalet, yemek, içki sırası tutmayı, yağmurun üzerimize akın ettiği sırada satıcılara nispet yaparcasına poşet yağmurluk dağıtmasından başka bir mendil bile verdiklerini görmedim gören varsa söylesin...