Yağlıboya otoportreyle çıkartılan gerçek nüfus cüzdanı!

Yağlıboya otoportreyle çıkartılan gerçek nüfus cüzdanı!
Yağlıboya otoportreyle çıkartılan gerçek nüfus cüzdanı!
Genç sanatçı Alican Leblebici, hiperrealist eserlerinden oluşan 'Parmak İzi' başlıklı ilk kişisel sergisiyle Pilot Galeri'ye konuk oluyor. Leblebici'nin tabloları öylesine gerçek gibi ki, yağlıboya otoportresinin vesikalık fotoğrafıyla nüfus müdürlüğünden çıkarttığı 'gerçek nüfus cüzdanı' serginin en dikkat çeken işlerinden!

RADİKAL - Pilot Galeri, gelecek vaat eden genç bir sanatçıyı ilk solo sergisiyle vitrine sunuyor. İlk önemli çıkışını Akbank Günümüz Sanatçıları Sergisi’yle yapan Alican Leblebici, tamamı yeni eserlerinden oluşan sergisi ‘Parmak İzi’, için üç eksenli bir sergi kurguluyor. Dövmeler, otoportreler ve beden-kimlik-suç politikaları serginin üç ana eksenini oluşturuyor.

Hiperrealist tarzda çalışan sanatçının portrelerden oluşan serisinin ilk çalışması, büyük boyutlu bir otoportresi. Leblebici’nin hiperrealistik tarzda ürettiği yağlıboya eseri öylesine gerçek ki... Zira sanatçı, bu eserin vesikalık fotoğraflarıyla resmi devlet makamlarından ‘gerçek’ kimlik belgeleri almayı deniyor ve başarılı da oluyor! Bunlardan biri de yağlıboya otoportresinin vesikalık fotoğrafıyla nüfus müdürlüğünden çıkarttığı ‘gerçek nüfus cüzdanı’. Sanatçının otoportresi, otoportresinin vesikalık fotoğrafları ve kendi çiziminin yer aldığı gerçek kimlik belgeleri serginin dikkat çeken işleri arasında.

Alican Leblebici, Otoportre

‘Dövme’ serisinde ise Leblebici, alt kültüre ait bir işaret/aidiyet sorgulaması olarak gördüğü bir dizi “hakiki” dövmenin peşine düştü ve kültürel yapının idealize ettiği beden ve pratiklere ait dövmeleri değil, suçlulara, marjinal gruplara ve alt kültürlere ait dövmeleri resmetti. Sanatçının İstanbul’da bir dip akıntısı olarak varlığını sürdürmekte olan punk kültüre göz kırptığı “Always Hope” veya Rusya’da yarı-açık bir cezaevinde geçirilen günlerin anısını yaşatan “Yarı Açık” ve Atatürk’e bağlılığın bir simgesi haline dönüşmeye başlayan ‘KAtatürk’ dövmeleri, bir beden estetiğine katkının ötesinde, dövmenin aidiyet/kimlik politikalarıyla ilişkisini araştırıyor.

Lisans ve yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nde tamamlayan Leblebici’nin kimlik/beden, aidiyet ve suç ekseninde kurduğu üçlü serisinin masumiyetine vurgu yapan çalışması ‘Zırh’, sanatçının göğüs kafesinin bir kelebeğe dönüştürülmesi jestini içeriyor. Eserin tam karşısında ise, olağan bir şüphelinin göz altındayken çekilmiş röntgen filmlerini görüyoruz. Artık önden, sağ ve soldan çekilmiş foto-portrelerin yerini, bedenin içini gören makineler alıyor. Sanatçı, izleyiciyi sadece kendi gözlerine değil, bedeninin içine/ruhuna bakmaya çağırıyor.

SELFIE'NİN SELFIE'Sİ!

Sanatçının son portresi olan “Selfie-Portre” de de günümüzün beğenme/beğenilme çılgınlığını ve ruhların yalnızlığını yine günümüzün en son takıntısı selfie’ler üzerinden görünür kılıyor. Saniyeler içerisinde çekilip sosyal medyaya yüklenen selfie’lerin tersine “Selfie-Portre”y tamamlamak 200 saatten fazla bir zaman alıyor.
Estetikle şiddetin kesiştiği bir alanın sınır çizgilerinde gezinen sanatçının bu ilk solo sergisi, uzun soluklu bir sanat yaşamının temel konu/yaklaşımının bir özeti-ilk filizi.

Alican Leblebici’nin ‘Parmak İzi’ başlıklı sergisi 23 Ocak’a dek Pilot Galeri’de.