'Yarası olmayandan korkmak gerekir'

'Yarası olmayandan korkmak gerekir'
'Yarası olmayandan korkmak gerekir'
İlk albümü 'Dünya'yı Pasaj Müzik etiketiyle yayımlayan oyuncu Beren Demirkaya, "Şarkı sözlerimiz depresifse altyapılarımız da öyle olmak zorunda değildi. En hareketli şarkılarda içinizi acıtacak bir cümle duyabiliyorsunuz. Ben de arkadaş ilişkilerimle ilgili badireler atlattım. Yaşadığım olumsuzluklara sebep olan insanlara tepki göstermeyi beceremedim bugüne dek. Şarkılarla içimi boşaltmış oldum" diyor.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

Dünya ’ ilk albümünüz. Nasıl ortaya çıktı bu albüm?
Atıl İnaç’ın ‘Daireler’ filmi için Ayvalık’tayken Çilekeş’in eski bateristi Cumhur Avcil ile tanıştım ve bestelerimi ona yolladım. Bestelerimi beğenip bu albümün prodüktörü Kemal Seçkin ile beni tanıştırdı. Kafalarımız birbirine uyuşunca bir riske girip işe koyulduk. Üç yıl boyunca maddi manevi peşinde koşturduk bu albümün.

Albümde her şeyden biraz var gibi... Rock soundları, pop aranjeleri, deneysel lirikler... Kıvamı tutturmayı nasıl başardınız?
Biz şarkıları tamamen hissettiğimiz gibi kaydettik. Bu albümdeki şarkıları pop şarkılar olarak tanımlıyoruz. Şarkıları hazırlarken kafamızda bir taslak yoktu. Her şarkının neye ihtiyacı varsa onu ekledik üzerine. Albüm ‘Dünya’nın elektronik introsuyla başlıyor, ‘Büyük Çocuk ’un kemanlarıyla bitiyor. Bazen bir gitar melodisine ihtiyacı vardı kaydettiğimiz şarkının bazısının da synthesizer melodisine. O sebeple triphopa da house müziğe de rocka da popa da yakın bir yerlerde durdu albüm.

Şarkıların tümünü siz yazmışsınız. Karanlık sayılabilecek sözler yazmanıza rağmen altyapılarınız neşe saçıyor. Dengede durabildiğinizi düşünüyor musunuz?
Albümü kaydederken kafamızdaki tek şey Türk popunun klasikleşen algısından sıyrılabilmekti. Şarkı sözlerimiz depresifse altyapılarımız da öyle olmak zorunda değildi. Kurallara bağlı kalmayı istemedik. Dünya müzik piyasasına bakarsak kurallar yıkılalı çok oldu. En hareketli şarkılarda içinizi acıtacak bir cümle duyabiliyorsunuz. Biraz kafamızı kaldırıp dışarı baktık ve global bir yapmak istedik.


‘Duma Duma Dum’ ve ‘Büyürüm Ben’ şarkılarında güven meselesini kurcalıyorsunuz. Takıntılı mısınızdır güven konusunda?
Biraz. Pek fazla arkadaşım yoktur. Her insan gibi hayatım boyunca ben de arkadaş ilişkilerimle ilgili badireler atlattım. Yaşadığım olumsuzluklara sebep olan insanlara tepki göstermeyi beceremedim bugüne dek. Bu şarkılarla içimi boşaltmış oldum.

‘Yarası izi olmayandan korkacaktım’ diyorsunuz ‘Sorgusuz Sualsiz’de...
Beni sıkmayan bir aileye sahibim ve rahat büyüdüm. Hemen her istediğim şeyi yapabildim. Bu durum birçok kez yara almayı beraberinde getiriyor. Çevreme baktığımda hayatın şaka tarafını henüz bitirmemiş insanlar görüyorum bazen. Herhangi bir yerden yara alan başkasını yaralamamak için biraz daha duyarlı davranabiliyor. Başka türlüsü olunca biraz daha hoyrat davranılıyor. Yarası olmayandan korkmak gerek o yüzden.

‘Dünya’ya dahil olacak şarkıları belirlerken nasıl bir yöntem izlediniz?
Bunun bir pop albümü olmasını sağlamaya çalıştık. Bana ait birçok bestem var. Daha alaturka ya da belki daha arabesk şarkılarım bu albüme dahil olamazdı. Zaten üç yıl öncesinden bu albümde hangi şarkıların olacağının seçimini yapmıştık. Ne yaptığımızı bilerek hareket ettik. Albüme dahil etmediğimiz şarkılardan bir tanesini ‘İşler Güçler’ dizisine verdik.


İlk videonuz ‘Dedi’ yayımlandı...

Başta çıkış yapmayı düşündüğümüz parça ‘Dedi’ değildi aslında. Çevremizdeki insnaların ve profosyonellerin yönlendirmeleriyle ‘Dedi’ye klip çektik. İmre Haydaroğlu’nun yönetmenliğinde izleyeni gülümsetebilecek bir ayrılık klibi çıkardık ortaya. Bir günde çekimleri tamamladık. Ortaya çıkan işten de oldukça memnunuz. Oldukça hızlı ilerliyor sanal ortamlarda klibimiz.

İlk albümünü çıkaran bir müzisyen olarak nasıl bir yol çizmeyi planlıyorsunuz kendinize?
Kabul ediyorum, bu pek akıl işi değil. Fakat üç yıl boyunca çok emek verdik bu albüm için. Birçok kişi çok beğendi, birçok kişi de ‘Eyvah yandınız’ dedi. Müziğimle mümkün olduğunca çok insan ulaşmak istiyorum. Ekipçe müzik piyasasında kendi tarzımızı ortaya çıkarabileceğimize ve bambaşka bir oluşumun öncüsü olacağımıza inanıyorum.


Müzisyenliğin yanında bir taraftan oyunculuk da yapıyorsunuz. Hangisine daha yakın buluyorsunuz kendinizi?

Mimar Sinan’da yedi yıl müzik, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde iki yıl oyunculuk eğitimi aldım. Müzik yaşam biçimim ve hedefimdi. Bir şekilde hayat beni oyunculuğa yönlendirdi. Reklam filmleri, diziler derken hep hayalimi gerçekleştirmenin fırsatını kolluyordum. Hep gününü beklemiştim. Müzik benim hedefim, oyunculuk ise hobim. Fakat ikisinden de vazgeçemiyorum.