Yarin cevri gelir miydi hayale

Yarin cevri gelir miydi hayale
Yarin cevri gelir miydi hayale

?Hava?, sesin ?şekil? ve ?beden?le ilişkisini sorgulayan bir gösteri.

İstanbul Tiyatro Festivali'nde bugün, ilhamını musikiden ve geçmiş zamanlardan alan iki çağdaş dans çalışması var. 'Dans Etmek ya da...' 17. yüzyıl İstanbul'unda bir Roman dansçıyı anlatıyor. 'Hava' ise bir Safiye Ayla şarkısından yola çıkıyor
Haber: AYLİN KALEM / Arşivi

İSTANBUL - İki yıl önceki Tiyatro Festivali’nde ‘Atrofi 1 İsimler Evi’ adlı gösteride kendi isimlerinin ve kimliklerinin hikâyesini anlatan Ayrin Ersöz, bu kez de ‘Dans Etmek ya da...’  adlı yeni çalışmasında 17. yüzyıl İstanbul’unda bir Roman dansçının öyküsünü anlatıyor.
Dönemin ünlü meddahlarından Burnaz Ali’nin anlattıklarını kaleme alan Üveys Çelebi’nin defterinden yola çıkarak Reşad Ekrem Koçu’nun romanlaştırdığı bu öykü, Ayrin Ersöz’ün sahne çalışmasıyla bize ulaşıyor. Öykü, kendisini bir oğlan dansçı olarak öne süren Roman bir kadının dans aşkı ve bu yüzden öldürülmesi üzerine. 17. yüzyıl ile şimdinin İstanbul’unda kadın olmak, dansçı olmak, Roman olmak ne demek sorusunu kendisine ve seyirciye yönelten Ersöz, İstanbul’u duvarlarlarla örülü bir mit olarak işliyor. “İstanbul karşımıza hep güzelliğiyle çıkarılıyor ama kent demek aynı zamanda sınır demek, duvar demek ve bu kentte cinsler arasında, gruplar arasında ciddi duvarlar var” diyerek Ersöz, İstanbul’un öteki yüzüne dikkat çekiyor. 

3. Murad’ın şiiri
‘Dans Etmek ya da...’nın müziği 17.yy’a dayanıyor. III. Murad’ın ‘Uyan ey gözlerim’ şiiri üzerine Osmanlı’da saray çevirmeni olan Ali Ufki Bey’in 1650 yıllarında  bestelediği tahmin ediliyor . Hikâyedeki Baba Nazlı ve Can İbo Şah adlı köçekler, Ali Ufki Bey ile aynı dönemde ve aynı şehirde yaşamışlar. 20. yy’ın başına dek bilinmeyen bu beste Ali Ufki Bey’in telif ettiği, Türk musikisine ait güfte ve beste mecmuası ‘Mecmua-i Sâz ü Söz’de yer alıyor.
Prof. Ruhi Ayangil tarafından transkripsiyon yoluyla aktarılarak tek notası dahi değiştirilmeden icra edilen bu besteyi genç besteci Evrim Demirel yeniden ele alıyor ve bu proje için bir uyarlama yazıyor. Sahnedeki hareket yapısı da, bir motifin tekrarına dayanan bu bestenin yapısıyla paralellik içeriyor. Sahnede anlatıcı konumunda olan Ayrin Ersöz sözleriyle, Bengi Sevim’in bir hareket motifini çeşitlemesini sağlıyor. Yansıtılan görüntüler ise geçmişle bugün arasında İstanbul’un atmosferini yansıtan bir doku oluşturuyor. Ayrin Ersöz’ün ‘Dans Etmek ya da...’ çalışması bugün 20.30’da ve yarın 15.30’da İKSV’nin yeni mekanı Salon’da izlenebilir.
‘Hava’ ise Ayşe Orhon’un, sesin şekille ve bedenle ilişkisi üzerine oluşturduğu bir çalışma. Havaya şekil vererek sesin oluşturulması üzerine yoğunlaması Orhon’un Fransa’daki eğitimi sırasında başlıyor. Daha sonra Aydın Teker’in ‘harS’ adlı projesinde bir arp ile gerçekleştirdiği performans sayesinde, danstan önceki müzik eğitimiyle yeniden bir bağ kuruyor. Çocukluğunda bazı aile bireylerinin düzenli olarak bir araya gelip düzenledikleri Türk Müziği gecelerinin kendinde braktığı izi hatırlıyor ve gitgide ses üzerine çalışmaya yöneliyor. Safiye Ayla’nın 1928’de kaydedilen ‘Yarin bu kadar cevri gelir miydi hayale’ adlı parçasını bu çalışmanın omurgası olarak belirliyor. İcrası zor, detaylara dayalı, dantel gibi işlenmiş bu gazeli, Orhon havayla kurduğu ilişkiye bağlı olarak farklı bir biçimde yorumluyor: Kimi zaman bir nefes partisyonu olarak kullanıyor, kim zaman da şarkıyı sadece sessiz harfleriyle söylüyor.
Önceleri dış göz olarak projeye dahil olan Ahmet Altınel’in, Orhon’la benzeşen ve örtüşen fikirleri ve araştırmaları ses, müzik ve mekân performansıyla projeye katılmasına yol açıyor. Orhon ve Altınel bir düet oluşturmadan, sahnede paralel olarak ortaya koydukları üzerinden bir ilişki kuruyorlar. Sesle bedenin ayrıldığı, sesin kaynağının sorgulandığı deneysel nitelikteki bu çalışmayı festival kapsamında bugün son kez 18.30’da Üsküdar Stüdyo Sahne’de izleyebilirsiniz.

Ve diğerleri...
* Festivalin Özel Gösteriler programında yer alan ve Genco Erkal’ın 35 yıllık Nâzım Hikmet serüvenini tiyatro sahnesi’ne taşıdığı ‘Kerem Gibi - Nâzım Hikmet’le 35 Yıl’ 20.30’da Kadıköy Haldun Taner’de. 0216 349 04 63
* İstanbul Devlet Tiyatroları’nın savaş karşıtı oyunu ‘Ölüleri Gömün’ü, festival kapsamında bugün son kez 20.30’da Şişli Cevahir Sahnesi’nde. 0212 380 12 38
* Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın ‘Ararken - Bir Arama Hikayesi’ bugün 20.30’da Çıplak Ayaklar Dans Stüdyosunda. 0212 252 30 13


    ETİKETLER:

    Nâzım Hikmet