Yaşlanmış mı dediniz?

Bob Dylan'ın yaşamı ve müziği üzerine yapılmamış spekülasyon kalmadı. Onu yalnız protest yanıyla sevenler, 1960'ların ortalarından sonra hemencecik küstüler.
Haber: ORHAN KAHYAOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Bob Dylan'ın yaşamı ve müziği üzerine yapılmamış spekülasyon kalmadı. Onu yalnız protest yanıyla sevenler, 1960'ların ortalarından sonra hemencecik küstüler. Rocker'lar ve mistikler, onu daha bir alkışlar oldular.
Geçen 40 yıl içinde, bazı müzikseverleri tedirgin etti, bazılarını yine coşturdu. Çünkü devamlı değişim yaşadı. Derinleştikçe derinleşti. Ama şair ve şarkı yazarı kimliği bozulmadı, yenilendi.
Kimseye kulak asmadı
Sol kesim Kitab-ı Mukaddes'ten şarkı sözlerine taşıdığı göndermelere kızdı; inananlar ve liberaller bazen onun keskin toplumsal yanına bozuldu. Bazıları müziğini hep tekrarladığından dem vurdu. Ama Dylan, bu söylenenleri hiç dinlemeden yoluna devam etti.
Onlarca albüm yayımladı, belleklerden silinmeyen şarkıları hep çoğaldı. 1997'de yayımlanan son albümü 'Time Out Of Mind' ise, içindeki birbirinden ilginç şarkılarla, milyonlarca satış yakalamasının yanında, üç dalda Grammy alacaktı. Bu ödüllerden biri 'Time Out Of Mind'ın 'yılın en iyi albümü' seçilmesiydi.
O, iyi şarkı yazmanın, iyi bir rocker olmanın, son günlerde pek bir tartışıldığı üzere, 'yaşa değil, başa' bağlı olduğunu kanıtlamıştı. Dayanağımız tabii ki, ödüller değil, yazdığı şarkılar. Yarattığı ritim kadar, sözlerdeki alegori, ortalığı ti'ye alışıydı çekici yanı.
Bu büyük ustanın, dört yıl aradan sonra, 11 Eylül Salı günü yeni albümü 'Love And Theft' piyasaya çıkıyor. Şarkıcının 43'üncü albümü. Ve inanın dinleyiciyi yine şaşırtan; bir ucuyla 1950-60'lı yıllara yollayan, diğer yanıyla Robert Johnson ve Woody Guthrie gibi blues ve protest müziğin efsanelerine, kendi yaşı altmışı bulsa da, selam ve saygı yollamadan edemeyen bir Dylan'la karşılaştık.
Albümdeki en ilginç yan, bu sıkı müzik köprüsünün, bir önceki o popüler albümde çok fazla hissedilmemiş olması. Yeni şarkı sözlerindeki imge dünyası, onun Walt Whitmann'lara uzanan edebi dayanağından izler var.
Bir başka yanıyla, kendi köklerine, sola çark eden bir Dylan'dan bile söz edilebilir. 97'den sonra, 450 konser veren; 'Wonder Boys' filmi için 'Things Have Changed' adlı nefis bir parça da yazan 'Dylan'ın yaşlanmak şöyle dursun, müziğini gitgide farklılaştırdığına, yenilediğine yeni albümünde şaşkınlıkla şahit oluyoruz.
'Love And Theft', son derece enerjik; geniş bir imge dünyası yaratmış bir Dylan'la baş başa bırakıyor bizi. Pop, rock, country ve folk unsurlar şarkıların çoğunda belirgin. Ama, daha ilginç olan, blues müziği, melodisi ve ruhunun neredeyse tüm şarkıları kucaklar karakterde olması.
Hiçbir şarkı, tam anlamıyla klasik blues'a tabii değil. Ama her şarkı alttan alta blues tadında dinleniyor. Sözler yine sofistike, göz kamaştırıcı. Kayıtları, yıllardır turne yaptığı grubuyla gerçekleştirmiş. Ama, bu gruba ek, konuk müzisyenler de var albümde. Bir yazar, bu albümdeki şarkıların hiç genetik tarihi olmadığını söylemişti. Biraz abartmış aslında. Yine de çok farklı bir sound'la karşımıza çıktığı açık.
'Tweedle Dee' adlı giriş şarkısı bizleri hemen yakalıyor. Rock'n roll ve country bileşimi bu parçada Dylan'ın garip, alaycı ama hüzünlü sesi, dinleyeni kuşatıyor.
Orta tempolu 'Mississippi' parçası, onun protest dönemiyle en yakın köprü kurabileceğimiz şarkısı. Hüzünden sıyrılmış hissi veriyor insana. Karanlık bir Dylan edası yok. Ama hayatından pek hoşnut olmadığı da öne çıkıyor.
'Summer Days' şarkısı, rhythm &blues'la rock'n roll'un kesişme noktasında beliren bir müzikalite doğurmuş. Hüzünlü ve alaycı yanı şarkıya iç içe nüfuz etmiş. Ama, her şeye rağmen 'bluesy' bir parça.
Blues merkezli melodiden oluşan en çekici şarkı 'Lonesome Day Blues'. 60'ların müzik ruhuna gönderme yapıp, 'blues' karakter taşıyan bir başka şarkı 'By And By'.
Özel müzik geçmişiyle olan köprüsünü kopardığı en belirgin şarkı içinse 'Floater (Too Much To Ask)'tan söz edilebilir. Tempolu, folk country merkezli bir şarkı bu. Onun aşk algısını, hallerini en iyi yansıtan parça. 'High Water'da öncekine benzer bir müzikal özelliğe sahip. 'Moonlight' şarkısında, atmış yaşında olsa da, romantik yanından da hiç vazgeçmiyor. Bir baladı anımsatıyor bu şarkı.
Sola çark ettiği açık
Onun rock tavrının çokça belirginleştiği şarkı 'Honest With Me'. Müzikal çeşitliliğin renkliliğin çok önde olduğu bir beste bu. 'Poor Boy' şarkısı hüzünlü bir baladı çağrıştırıyor. Onun yine biraz sola çark ettiği açık. Yaşadığı değişimin altı hemen çiziliyor. İnsanların halleri sorgulanan, yoksulların...
'Cry A While'da da aynı hava var. Ama müzik, bu kez bir tür rock/blues kaynaşımı. Yine geçmişine dolaylı gönderme yaptığı besteyse, albümün son şarkısı 'Sugar Baby'. Akustik gitarın bu şarkıda anlatımcı bir yanı var.
'Love And Theft'te blues ruhunun kuşatıcılığı hâkim. Bambaşka bir soft-rock edası var. Mistik yanı yine hâkim, eskiye oranla gerilerde. Ama, klasik blues'larda olduğu gibi pek ağıt da yakmıyor.
İmge dünyası şarkılarda ağırlığını koymuş. Rock, folk, country vs birçok tür Dylan'ca bir çehreye, kimliğe bürünmüş. Bir önceki popüler albümle bağı yok. İlk dönemlerine daha bir yakın. 'Love And Theft'i genç kuşak müzikseverlerin de yepyeni tatlarla dinleyeceklerini düşünüyoruz.
Love And Theft/Bob Dylan/
Sony Müzik Türkiye