Yazarın kendisini hüzünlü hissettiği gün

Yazarın kendisini hüzünlü hissettiği gün
Yazarın kendisini hüzünlü hissettiği gün

Yekta Kopan, imza günlerinden pek hoşlanmıyor.

Haber: BURCU AKTAŞ - burcu.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

Bir yazarın fuarda imza günü olması havalı bir şey elbette ama o kadar da kolay bir şey değil. Yekta Kopan’ı görüyorum masanın başında, önünde Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazandığı kitabı ‘Bir de Baktım Yoksun’ var sıra sıra.
İmza günü korkulacak şey aslında. Yalnız başına oturma ihtimali de var...
Ben bu korku nedeniyle geçen seneye kadar imza günü yapmaktan çekindim. İmza günü hüzünlü bir şeydir. Yazarın oturduğu sandalyenin üzerine bir kamera koysanız, o yazarın omuzlarının nasıl düştüğünü, ticaretin çarkları altında nasıl ezildiğini anlarsınız. Ben çok fazla zevk almıyorum imza günlerinden.
Nasıl geçiyor imza günlerin?
Gelenlerle çok güzel sohbet ediyoruz. Bundan sonra da imza günü yapacak olursam süper muhabbet vaat ediyorum.
Haberci kimliğin olmasa ve yazar olarak imza günün olmasa fuara bir okur olarak gelir misin?
Koşa koşa ve çok daha büyük memnuniyetle gelirim. En önemlisi kitaplarla bir araya geliyorum... Okuduğumda anlamayacağım bir kitabı gördüğümde bile mutlu oluyorum. Bir de şuradaki beni düşünün.
Eminim fuardan kitap alacaksın. Hangileri?
Eksik Nabokovları, Virginia Woolfları tamamlamam lazım.
Hiç kitap çaldın mı?
Ankara ’daki bir kitabevinden çalmıştım. Yazko’dan çıkan Ataol Behramoğlu’nun bir şiir kitabıydı.


    ETİKETLER:

    Ankara

    ,

    kitap