Yedi filmde İran sineması

Ankara Sinema Derneği, Kültür Bakanlığı ve İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği ile işbirliği yaparak yedi filmden oluşan 1. İran Film Şenliği'ni 21-24 Aralık tarihleri arasında Ankara'da gerçekleştiriyor.
Haber: S. RUKEN ÖZTÜRK / Arşivi

ANKARA - Ankara Sinema Derneği, Kültür Bakanlığı ve İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği ile işbirliği yaparak yedi filmden oluşan 1. İran Film Şenliği'ni 21-24 Aralık tarihleri arasında Ankara'da gerçekleştiriyor.
İran, Türkiye'de yaşayan herkes için farklı çağrışımlar yapan bir ülke olsa da, 'İran sineması' denince akan sular duruyor. Gerçekten özellikle de 1990'lardan sonra ülkenin en çok ihraç ettiği madde (ya da 'alan' diyelim) sinema. Sinemasının üniversitelerde akademik çalışmalara iyi bir malzeme olması onun uluslararası başarısından
kaynaklanıyor.
Uluslararası başarısı ise özellikle biçimsel özelliklerinden. Genel olarak İran filmlerinin sadeliğinden, doğallığından, daha çok amatör oyuncu kullanmasından, kurgu oyunlarına girişmemesinden, uzun çekimlerden,
bir kavramı sözün ve görüntünün en iyi buluştuğu yerde anlatmasından ve içtenliğinden söz edebiliriz.
Neredeyse belgesele varan gerçekçi çabaları İranlı yönetmenlerin ortak özelliği arasında sayılabilir. Özellikle kadın yönetmenlerin temel ilgi alanlarını
İran'daki 'kadınların' toplumsal-ekonomik-kültürel sorunları oluştururken, genel olarak İranlı yönetmenler arasında
'sinemanın' kendisi de sık işlenen konular arasında. Filmlerde 'çocukların' kullanılmasına ve esprili ya da ironik bir anlatıma da tanık oluyoruz.
Altın Palmiye'li film
1. İran Film Şenliği'nde İran'ın en tanınmış yönetmeni olan Abbas Kiarostami'nin üç filmi yer alıyor: 'Arkadaşımın Evi Nerede?',
'Yakın Plan' ve 'Kirazın Tadı'. Gösterilen bütün filmlerin çok sayıda uluslararası ödülü var. Ama ödüllerin en önemlisi kuşkusuz Cannes gibi bir festivalde Altın Palmiye'yi almak (Kirazın Tadı).
Birçok 'sanat filmi' gibi İran filmleri de özetlenmeye ya da uzun uzun öyküsünün anlatılmasına çok elverişli değil. Örneğin 'Arkadaşımın Evi Nerede?' filminde, arkadaşının defterini verebilmek için bütün gün onun evini arayan Ahmet anlatılır, görünürde başka da bir şey yoktur. Ama her şey bu kadar mı? Bu arayış sırasında Ahmet'in büyüklerle 'karşılaşması'dır anlatılan, onun duygularıdır, daha ne olsun? Küçük bir ilkokul öğrencisinin hayatla başa çıkabilme yolları.
Tıpkı 'Kirazın Tadı'nda ölmek için yardıma ihtiyaç duyan Badii'nin çeşitli etnik kökenlerden olup da İran'da yaşayan insanlarla 'karşılaşması' ve dolayısıyla hayatla karşılaşması, hayatın 'tadı'na varabilmesi gibi. 'Yakın Plan' hem sinemayla hem de Makhmalbaf'la ilgili; gerçek bir öykünün belgesele çok yakın bir çalışması.
Rahşan Bani-Etemad, İran'ın en tanınmış kadın yönetmeni. 'Mavi Yaşmaklı' adlı filminde çocuklu ve dul-yetişkinlerin yeniden evlenmeden birlikte olabilmelerinin koşulları araştırılır. Ama herhangi bir Batı ülkesi değildir orası; öykü sınıfsal ve cinsiyete duyarlı işlenirken filmin bir yerinde kadın karakter "Evlilik cüzdanını almak ve almamak arasındaki farkı anladım" diyecektir.
Festivalde ayrıca Macit Macidi'nin 'Cennetin Rengi', Kemal Tebrizi'nin 'Anne Sevgisi' ve Dariush Mehrjui'nin 'Sara' adlı filmleri de görülebilir.