Yerçekimsiz eller gökyüzüne taşındı

Yazıları zamana yenilerek silinen ve yumuşacık kâğıt rulosuyla bütün gün durmayan faks makinesi, 'anında'lığıyla...
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Yazıları zamana yenilerek silinen ve yumuşacık kâğıt rulosuyla bütün gün durmayan faks makinesi, 'anında'lığıyla bir 'haberi' daha kustu 5 Eylül'de; duygusuzca. Ressam Mehmet Koyunoğlu, çizdiği dünyaya bir sabah sessizliğinde veda edip, çıkıp gitmişti.
Uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenilen sanatçı, 45 yaşındaydı. Kendisinin tüm sergilerini birlikte ele almış
olan Galeri Nev'in idarecilerinden, küratör Haldun Dostoğlu'nun ölümünü 'bir şaka gibi' karşıladığı sanatçı, aynı zamanda grafik sanatının da yetkin imzalarından biriydi.
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nden
1982 yılında mezun olan Koyunoğlu, bir yıl sonra Paris Ecole Nationale de Beaux Arts'daki atölye grubu içindeydi. Rene Carcan Vakfı'nın gravür çalışmalarına 1990 yılında katılan sanatçının yapıtları bugüne kadar Paris'teki Galerie Philippe Fregnac'tan İsveç'teki Artimex sanat merkezine kadar uzanan geniş bir coğrafyada sanatseverlerle buluştu.
Ankara'daki Etnografya Müzesi'nin mimarı Arif Hikmet Koyunoğlu'nun torunu olan sanatçı, son dönem çalışmalarını Mimarlık Kültürü Dergisi XXI'in ikinci sayısından itibaren resimleriyle, altıncı sayıdan sonra ise Hasan Kuruyazıcı'nın kaleme aldığı 'geçmiş-bugün' başlıklı yazılarına dahil ettiği ilüstrasyon ve fotoğraflarıyla buluşturdu.
Yazar, şair ve eleştirmen Enis Batur, sanatçının Galeri Nev'de 1996 yılında açtığı kişisel sergilerinden biri için kaleme aldığı yazısında, şunları söylüyordu: "... Zamanı delip geçiyor, birbirine karışan sonsuz sayıda tik takı barındıran gravürleri. Belli ki galeri, onlar sergilenirken hiçbir aynı anı göstermeyen saatlarla dolu bir saatçı dükkânına dönüşecek."
Kâğıdı kanatlandıran el
Koyunoğlu ise, iki yıl önce yapılmış bir söyleşisinde şöyle anlatıyordu boşlukta yüzen 'dünyalarını': "Belli ki o boşlukta asılı kalan benim. Etrafı daha rahat izlemek için boşluktayım; her yana dönebiliyorum. Hiçbir alet kullanmadan boşlukta durmak insan doğasına ters; o hoşuma gidiyor. Gerçeküstü bir şey. Herhalde bir sürü insan kendiliğinden uçmak isterdi."
Birçok insanın ne istediğini şu anda tahmin edebilmek güç. Ama son sergisini geçen yıl kasım ayında Galeri Nev Ankara'da açan ressam Mehmet Koyunoğlu'nun düşü, istesek de istemesek de en az resmi ve çizgisi kadar gerçek artık.
Hele Haldun Dostoğlu'nun, sanatçının yapıtlarını anımsatan o gönülden dileğine katılmamak, hiç elde değil: "'Kanat Atlayan Çember'den çıkıp, 'Avara Kasnak'tan kurtulup, kendi tasarımı zaman makinelerinden
birine binip gelecek mutlaka. Ve bu desen virtüözü, yapıtlarından aldığımız hazdan bizi mahrum bırakmayacak."
Artık eserlerinde buluşmak üzere, Mehmet Koyunoğlu.