Yıkık bir kilise duvarı ve bir Ermeninin yüzü

Yıkık bir kilise duvarı ve bir Ermeninin yüzü
Yıkık bir kilise duvarı ve bir Ermeninin yüzü
Nuran Akkaya fotoğraf kitabında portrelerle binaların başarılı bir harmanını sunuyor.
Haber: ARİS NALCI - aristotale@gmail.com / Arşivi

Ermeni soykırımının 100. yılı dolayısı ile birçok kitap yayınlandı. Genellikle tarih veya araştırma alanındaki bu kitaplar arasına katılan yeni bir tanesi daha var. Nuran Akkaya'nın Alef Yayınevi'nden çıkan “Ermeniler” başlıklı kitabı. 

Bir yolculuk öncesinde tam kapıdan çıkarken kargonun elime tutuşturduğu dört dilli (Ermenice, Türkçe, İngilizce ve Fransızca) çalışma yıl içerisinde karşılaştığımız yayınlardan farklı olarak bize bir Ermeni fotoğrafçının gözünden Ermenileri anlatıyor. Kentsel dönüşüm içerisinde yenilenen Ermeni vakıf binalarından, Anadolu'nun en ücra köşesindeki yıkık kilise duvarlarına, Vakıflı'da yeşeren yeni Ermeni gençliğinin boynunda haçlı portrelerinden, yıllarını Ermeni toplumunun gelişimine adamışlara uzanan bir yolculuk bu.

Nuran Akkaya

12 yaşında Çekoslovak bir agrandizör ile fotoğrafçılıkla tanışan Nuran Akkaya birçokları gibi Lise'den sonra ikinci meslek olarak edinmiş bunu kendine. Aslında, Marmara Üniversitesi Biyomedikal Cihaz Teknolojisi bölümünden mezun. Haluk Çobanoğlu ile 2006 yılında giriştiği belgesel fotoğrafçılık çalışmaları bugünkü Ermeniler kitabının temelini atmış.

Ermeniler- Armenians – Armeniéns 

Fotoğraf kitaplarını çok sevmem. Genelde sergidir benim için fotoğraf “seyreylemenin” yeri ama kitabı elime ilk aldığımda kapağından itibaren farklı bir kitap göreceğim hissini verdi. Şeffaf bir kapak ve ardı ardına dört dilde Ermeniler- Armenians – Armeniéns tasarımı bile üzerine çok düşünüldüğünü gösteriyor. Elimdeki iş fotoğraf kitabı olunca tasarım ve sunuş da önem kazanıyor tabii. İlk üç dilde siyah fontlu ama kitabın Ermenice adı karton kapakta kabartma şeklinde gizli gizli duruyordu...

Surp Agop

İlk sayfaları çevirdiğimde bu 'gizlilik' durumunun Ermeni halkı üzerine bıraktığı psikolojiyi anlayabiliyorduk zaten Nuran Akkaya'nın sözlerinde:

“Bu fotoğraf belgeseli, yaşadığımız topraklarda kadim bir kültüre sahip olan Ermenilerin hayatlarını görünür kılmak adına küçük bir katkı sağlayabilirse, o zaman amacına ulaşmış demektir. Zira geçmişte ülke halklarının kalbinde yer eden bazı Yeşilçam “kahramanları” gibi Samuel Agop Uluçyan'ın Sami Hazinses, Krikor Cezveciyan'ın Kenan Pars, Vahe Özinyan'ın Vahi Öz olduğunu hatırlayarak birçok Ermeni de kimliklerini adeta görünmez kılarak yaşamlarını sürdürmüşlerdir.”

99 yaşındaki Repeka

Yeşilçam vurgusunun hatırlattıkları

Yeşilçam vurgusu aslında Türkiye'nin gerçekliğinin de yansımasıydı. Bu ülkenin en açık zihinlerinin olması gerektiği yerde, Entelektüel kültürün şekillendiği sinema mekanında bile Ermeniler var olamamıştı. Olabilen nadir isimlerden Nubar Terziyan'ın bile Ayhan Işık'ın ölümünden sonra verdiği ilana Yeşilçam'ın ve Işık ailesinin tepkisi önyargılardan sadece bir yansımaydı.

Hatırlamayanlar için hatırlatayım. Nubar Terziyan ilanda: “Oğlum AYHAN, Dünya fanidir ölüm herkese nasip ama sen ölmedin ziya geride bıraktığın bizlerin ve milyonların kalbinde yaşıyorsun. Ne mutlu sana. Çok kısa oldu senin için hayat Ruhuna Fatiha, nur içinde yat. Amcan NUBAR TERZİYAN” diyordu.

Ertesi gün Işık ailesi “Önemli bir düzeltme” başlığı ile ile şunları söyledi: “Amcan Nubar Terziyan imzasıyla çıkan ilanda sevgili varlığımız, Ayhan Işık'ın hiçbir ilişkisi yoktur. Akrabaları, verdiğimiz aile ilanında isim isim ve teker teker bildirilmiştir. Görülen lüzum üzerine üzüntüyle duyururuz. AİLESİ”...

İşte bu duygulardı belki de Nuran Akkaya'yı kitaptaki portreleri çekmeye iten. Kayıt altına almak için. Kitapta birçok Ermeni portresinin yer alacağını bu satırlardan anlıyorduk. Bu yıl kaybettiğimiz Sarkis Seropyan, yazar Pakrat Estukyan, ardından Nick Merdenyan, Rakel Dink, Masis Kürkçügil, Yetvart Tomasyan, Toros Alcan, Nıvart Bakırcıoğlu, Minas Pilikoğlu, Levon Kordonciyan, Hayko Bağdat, Garo Mafyan, Ara Güler, Kevork Malikyan, Beşiktaşın efsane amigosu Bambam Alen, Rober Haddeciyan...

Sadece birkaçı.

Bazar Gulukyan

Ermeniler, öyle bir fotoğraf kitabı ki bazı fotoğrafların anlamlarını ancak bir Ermeni anlayabilir. Bazılarını ise ancak bir Türk veya Kürt. Neden derseniz. Siz kitaptaki eserlere baktığınızda arka planlardaki insanları tanıyamayacaksınız belki de, ama ben/bizler/Ermeniler baktığımızda bir arkadaş veya tanıdığımızı göreceğiz orada...

Çünkü işte bu kadar “az”ız.

Araştırmacı yazar Arsen Yarman Akkaya'nın fotoğraflarıyla ilgili kitabın önsözünde yukarıdaki duygularımı edebi bir biçimde tarif etmiş zaten: “Yıkık bir kilise duvarında veya yaşlı bir Ermeni'nin yüzünde beliren kederi okumak hiç de zor değildir, İnsanlar da binalar gibi hırpalanmış ve yaralanmıştır. Bazen bu fotoğrafların arasında olabilecekken yok olup gitmişleri düşünüyoruz. Tıpkı Kayseri'de eski Ermeni Kilisesi'nin boş arsasına baktığımızda hissettiklerimiz gibi.”

Saimbeyli Zahit Samsa

1981: “Ermeni kökenli yerli düşmanlar”

Kitabın önsözünü yazanlardan bir diğeri Tanıl Bora da Ermenilerin neden “az”aldığını hâlâ anlamayanlar için 1981'in Nisan'ından Kemalist Ülkü Dergisi'nin sunuş yazısından bir pasaj veriyor:

“Türk Turizminin son yedi yıl içinde örgütlenmiş, Türk düşmanlığı güden, çağdışı Ermeniler baltalıyorlar desek hiç abartmamış oluruz. Onların kafasında hiç akla, mantığa uymayan bir Ermeni masalı var. Akıllarınca Anadolu toprakları üstünde bir Ermeni devleti kurmak düşler içinde yaşamak istiyorlar! Bizim Ermeni kökenli yerli düşmanlarımız da onların bu çılgınlıklarına üstü kapalı çanak tutuyor, sessiz kalarak onları destekliyorlar. Hem küçücük Ermeni azınlığı, hem de kendilerini o soydan gelen Ermeni artığı sanan kimseler düşünmüyorlar ki Türk ulusunun tarihi öyle yüz, iki yüz yıllık değil çağlara dayanır.”

İşte bu yukarıdaki metinler karşılıyor sizleri kitabın girişinde. Fotoğraf kitaplarının önsözlerine genelde hızlı bakılıp geçilir, işin özü olan fotoğrafları görmek için, ancak bu kitapta o önsözleri es geçemiyorsunuz. Yarman'ın bir sözünden devam etmek en doğrusu: “Her fotoğraf ona bakanın gördüğü kadardır ve bazen koca bir kitabın konusu tek bir fotoğrafta yatıyor olabilir. “

Tuzla Kampı

Akkaya'nın Ermeniler kitabını fotoğraf tekniği olarak değerlendirecek kadar engin teknik bilgim yok ancak içerik olarak her bir fotoğraf, Türkiye'de her geçen gün biraz daha azalan Ermeniler için bir insan kadar önemli. Çünkü Bu kitap yayına hazırlanana kadar bile o portrelerden en az ikisi hayatını kaybetti.

En az iki hikaye daha azaldık bu dünyadan.

Kars'ın Ani kentinden bir iki taş daha rüzgara kapılıp kum oldu.

Şan Sineması'nın kazılan temellerinden kentsel dönüşümün yeni binaları bir kat daha yükseldi. Kayseri'de fotoğrafladığı son Ermenilerden Sarkis biraz daha yaşlandı...

ABD'li Ermeni yazar William Saroyan der ki “Hayatta kimse hakkında bir şey yazılmadan göç etmemeli bu dünyadan”.

Son 10 yıldır birçok farklı fotoğrafçı birçok 'azınlık' vatandaşının portresini çekti.

Belgeledi, arşivledi...

Her biri Saroyan'ın dediği gibi bir şekilde kayda alındı.

Hala da yaşamaya devam ediyor.

Fotoğrafçılar sağ olsun.

Ermeniler; Nuran Akkaya , Alef Yayınevi, Mayıs 2015