Yıllar önce göz kırpan bir balık vardı

Yıllar önce göz kırpan bir balık vardı
Yıllar önce göz kırpan bir balık vardı
Yunus Nadi Roman Ödülü 'Eşik' adlı kitabıyla Irmak Zileli'nin oldu. Beş yaşında, şiir gibi okuduğu bir dileği vardı: "Çocuklar o çocuğu dövmeyin, insanları dövmeyin, insanlar dövülmez..." Yedi yaşında yazdığı ilk hikâyesinde ise bir çocuğa göz kırpan balık vardı
Haber: BURCU AKTAŞ - burcu.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

Irmak Zileli’yi Laleli’den dünyaya doğru uzanan kiremit kırmızısı binanın uzun ve loş koridorlarında gördüm ilk defa. O güzel ve ruhlu binanın içinde bir çift gözdü Irmak bana sorarsanız. Edebiyat Fakültesi’nin her köşesini dolaşan bir çift göz… Benim arkadaşım, Radikal Kitap ’ın yazarı, editör, yazar Irmak Zileli…
Bir ocak günü… 1978 yılında… Feyza Perinçek ve Gün Zileli’nin kızı olarak İstanbul ’da doğdu. Yazıya çok da uzak olmayan bir evde... Daima daktilo başında oturan bir anne ve bir babanın yanı başında, kitaplar ortasında kendine oyun alanı yaratan bir çocuktu. Beş yaşında, şiir gibi okuduğu bir dileği vardı: “Çocuklar o çocuğu dövmeyin, insanları dövmeyin, insanlar dövülmez…” Belki de bu cümle o dönemin Türkiyesinde büyüyen bir çocuğun algılarının ne kadar farklı olabileceğinin en güzel örneğiydi.
Yıllarca saklanacak, yazıldığı kâğıt sararacak hatta yırtılacak ilk hikâyesini yedi yaşında çocuklara has hayal gücüyle yazdı. Hikâyesinde, bir çocuğa göz kırpan balık vardı. ‘Balık ile Çocuk’u hiç unutmayacaktı Irmak Zileli ama öykünün yazıldığı kâğıt hızla geçen yıllardan birinde kaybolacaktı. Yakınları ve onu tanıyanlar Irmak Zileli’yi içli bir çocuk olarak tarif etseler de, bence onun çocukluğunu en güzel özetleyen yazdığı hikâyeydi. Pazardaki bir balıkçıdan annesine satın aldırttığı balıkları eve dönüş yolunda denize attırtan bir çocuk… Bu öyküyü düşününce Zileli’nin ilk romanı ‘Eşik’te çocuk algısını işleyişindeki başarının boşuna olmadığını görüyor insan. İnsan dedik ya... İnsanlarla ‘derdi’ olan biri Irmak Zileli. İnsan biriktirmeyi, onlarla direkt ve dolaysız ilişki kurmayı sever. Önce durup bakar, sonra gözlemler ve müdahil olur. Irmak’ın bu özelliklerinden dolayı sosyal antropoloji okuduğunu düşündüm hep. İnsanları önemsediği için insan bilimi seçtiğini gördüm yıllar içinde. Okuldan mezun olduğu ilk yıllarda televizyon ve dergilerde muhabirlik yaptı. Şu an aylık olarak yayımlanan Remzi Kitap Gazetesi’nin editörlüğünü yapıyor ve Radikal Kitap’ın yazarlarından. Bunları yaparken Roman Kahramanları dergisinin kuruluşunda yer aldı ve ilk 6 sayının genel yayın yönetmenliğini üstlendi.
‘Eşik’ten önce yayımlanmış iki edebiyat dışı kitabı var Irmak’ın. 2004’te ‘Bayram Çocukları’ adlı araştırma kitabı ve 2009 yılında da ‘Doğruyu Aradım Güzeli Sevdim’ adlı Halit Refiğ ile söyleşi kitabı yayımlandı. Ama laf elbette ki ‘Eşik’e gelecekti çünkü Irmak’ın Eylül diye bir karakteri ve onun üzerinden anlatmak istediği bir hikâyesi vardı zihninde döndürdüğü. Uzun yıllar çalıştı ‘Eşik’ üzerinde. Nihayetinde geçen yıl yayımlandı roman. ‘Eşik’ yayımlanır yayımlanmaz dikkat çekti. Üzerine çok şey yazıldı çizildi. ‘Eşik’in bir yıllık süreci Yunus Nadi Roman Ödülü’nü almasıyla sonuçlandı. Irmak’ı tanıyan biri olarak şundan eminim ki kitabının ödüllü olmasından çok Türk edebiyatının bu önemli isimleri tarafından beğenilmek onu her zaman daha çok mutlu edecek.

‘Hak edilmiş bir şans’
“İlk romanla, Türk edebiyatının ustalarından oluşan bir jüri tarafından ödüle layık görülmek insanı yüreklendiriyor. Hem söz konusu eserin geleceğe kalacağına dair bir umut doğuruyor, hem de yeni yazacağı romanlar için cesaretlendiriyor. Bu nedenle genç edebiyatçılara verilen ödülleri özellikle önemsiyorum, bu ödüllerin bir bakıma Türk edebiyatının geleceğine tanınmış bir olanak, bir şans olduğunu düşünüyorum. Kuşkusuz hak edilmiş bir şans. Şimdi yeni hikâye, yeni kahramanlar ve yeni bir dilin coğrafyasında nefes alma vakti…”