Yıllık izninde oyunculuk yaptı

Yıllık izninde oyunculuk yaptı
Yıllık izninde oyunculuk yaptı

FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

'Ada'da rol alan Gülüm Baltacigil, İKSV'de İstanbul Caz Festivali'nde çalışıyor. Yıllık iznini kullanıp 'Ada'da oynayan Baltacıgil, filmi seyrederkenki ruh halini 'Leonard Cohen'in elini sıktığımda bile bu kadar heyecanlanma-mıştım' diye anlatıyor
Haber: ELİF TUNCA / Arşivi

İSTANBUL - Yerli zombi filmimiz ‘Ada’da, insana nerdeyse zombileri bile sevdirecek tıynetteki erkek karakterler arasında kalan bir de normal bir kızcağız var. Düğüne birlikte gittikleri küs sevgilisi sinirini bozmuş olsa da Ekin, grubun diğer erkekleri Murat, Ömer ve Erhan ve diğer herkesle gayet iyi anlaşan, ortamı dengeleyen gül gibi bir kız; Gülüm Baltacıgil.
Muhtemelen çok az kişi onun adını daha önce bir film vesilesiyle duydu. 2002’de çekilen, çeşitli maceraların ardından 2008’de ancak iki haftalığına gösterime giren Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi’nde, oyuncu olmak isteyen hevesli kızdı kendisi. Filmi biraz daha geri sararsak gördüğümüz şey çok da değişmeyecek aslında: Ortaokul yıllarında tiyatro kolu yoksa kurduran, üniversitedeyse ciddi ciddi bir tiyatro kulübü kurup pek çok oyunda rol alan yine oyunculuk heveslisi bir kız. Medya ve iletişim sistemleri eğitimi aldığı Bilgi Üniversitesi’nde arkadaşlarıyla kurduğu Tiyatro Candela’ya iş hayatına atıldığından beri vakit ayıramıyor. Arada bir de Yıldız Teknik’teki sanat ve tasarım master’ı var. Ama akademik hayatın ileride fazla durağan kaçacağını düşünüp master’da noktayı koymuş. Çünkü onun, ‘midesindeki ateş topu’nu hissetmeye ihtiyacı var...
“Filmi seyrettik geçen gün ekiple. Şöyle bir şey oluyor, sahnedeyken de hep hissederdim, midemden bir ateş topu çıkıyor, yüzümden fışkırıyor. Başka hiçbir şeyin vermediği müthiş bir mutluluk, heyecan ve coşku. Bambaşka bir hal, hiçbir şeyle kıyaslamam. Leonard Cohen’in elini sıkıyorum mesela, bayılacak gibi oldum ama bir kamera karşısına geçeyim, yine ondan fazla heyecanlanırım.”
Gülüm Baltacıgil, Leonard Cohen’in elini sıkabiliyor çünkü kendisi, geçen hafta vefat eden Şakir Eczacıbaşı’nın en büyük mirası olan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nda çalışıyor. Üniversite öğrencisiyken rehber olarak dönem dönem çalıştığı İKSV, mezuniyetinden sonra sürekli adresi olmuş. İki yıldır Caz Festivali’nde asistanlık yapıyor. Baba tarafı komple müzisyen olduğu için caz da özel ilgi alanı içinde Gülüm’ün. Böyle olunca önceliği işine veriyor: “Şu aşamada oyunculuk, işime paralel olduğu nispette gidebilir. Mesela ‘Ada’yı yıllık iznimde çektik. Yine vakit olursa bazı seçmelere gidiyorum. Artık nasip kısmet.”

‘Sana da saldırıyorlar mı kızım?’
Ada için teklif, kendisini ‘Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi’nde izleyen yönetmenler Talip Ertürk ve Murat Emir Eren’den gelmiş. Yıllık iznini filme vakfeden Gülüm de böylece zombilerle tanışmış. “Genel olarak zombilerin olayı nedir; biliyordum ama zombi filmi tutkunu değilim neticede. Talip’ler Cloverfield filmini verdiler bana. Yalnız bu arada bütün İKSV teknik ekibinin müthiş zombi hayranı olduğunu öğrendim! İnternette zombi olmak ister misiniz? diye duyuru yapılmıştı. Benim de oynadığımı öğrenince ‘beni de seçtirsene’ filme diye bana gelenler vardı!”
Tabii herkes bu kadar hevesli değil; akademik kariyer yaparken pek memnun olan annesi, zombi filminde oynayacağını duyunca ‘Sana da saldırıyorlar mı kızım?’ diye sormuş. Gülüm’den, ‘Yok anne, bir şey olmuyor’ cevabını alınca ‘İyi bari’ diye ferahlamış. Anne yüreği ne de olsa; Gülüm tiyatroda bir eroinmanı oynadığında da parmaklarının arasından izlemiş oyunu.
‘Kötü’ roller tedirgin etse de ailesi, oyunculuk yolunda Gülüm’e her zaman destek. İkinci ailesi sayılan İKSV de. Dolayısıyla kim bilir; ‘göçmenlik tecrübesi olmasa da’ belki bir gün hayali gerçekleşir ve Fatih Akın’la da çalışır.