Yılmaz Güney'in hapishane dolabı!

Yılmaz Güney'in hapishane dolabı!
Yılmaz Güney'in hapishane dolabı!
Türkiye sinemasının 100. yılına ithafen İstanbul Modern'de açılan 'Yüzyıllık Aşk' sergisi, sinemayı vareden seyirci üzerinden bu büyülü dünyanın kapısını aralıyor. Yılmaz Güney'in hapishane dolabı, Türkan Şoray'ın ise şık bir vitrin şeklinde tasarlanan hayran köşeleri serginin en dikkat çeken bölümlerinden.
Haber: HÜLYA AVTAN - hulyavtan@gmail.com / Arşivi

İstanbul Modern 10. yaşını, Türkiye sinemasının 100. yıldönümüne ithafen açılan ‘Yüzyıllık Aşk: Türkiye’de Sinema ve Seyirci İlişkisi’ başlıklı sergisiyle kutluyor. Temel derdi sinemayı vareden seyirci üzerinden bu büyülü dünyaya erişmek olan sergi, seyirci perspektifinden sinema olgusunu değerlendirmeyi amaçlıyor. İstanbul Kalkınma Ajansı ve Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla gerçekleşen araştırma sergisinin küratörlüğünü Müge Turan Tüfenk ve araştırmacı yazar Gökhan Akçura üstleniyor.

FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

SİNEMANIN HAFIZA BAHÇELERİ

Sinema mikropunu kapmışsanız pek şansınız kalmamış demektir. Ancak bu mikrobu taşıyanların anlayabileceği bir sadakatle bağlı olunan sinema salonları, bir alışkanlıktan çok daha fazlası olan ‘sinemaya gitmek’ eylemi ve bu noktada seyircinin rolü, serginin de çıkış noktası olmuş. ‘Yüzyıllık Aşk’, aynı zamanda seyircinin mabedi olan sinema salonları ve seyircinin bakışı üzerinden bu büyük aşkın izini sürüyor. Gişesi, bileti, galası, fuayesiyle sinema salonlarının içi kadar; dışına da taşan sergi, hatıra defterlerinde, fotoğrafların kartpostalların biriktirildiği kutularda, mektuplarda da bu aşkı arıyor. Tüm bunların yanında sinemaya seyirciyi kim davet eder sorusu, dergilerin bu noktadaki yeri, el ilanları, gazeteler, fragmanlar, afişler ile de sergi ‘sinema tarihimizin hafıza bahçeleri’ne dalıyor.

PLAĞI DİNLERKEN O SAHNESİ İZLE!

Sinema fenerlerinin altından geçip adım attığınız yeni dünyada film müzikleriyle kurulan ilişki de göz ardı edilmemiş. Söz konusu durumun nostaljik bir deneyime de dönüştüldüğü alanda, Türk filmlerinde yer alan bir şarkı seçip, plağı dinlerken, eş zamanlı olarak o filmdeki sahneyi de izleyebiliyorsunuz. Sergiye özel hazırlanan bir de kolaj var. 50’ye yakın filmden sahnelerin bir araya getirilerek oluşturulduğu kolajda içinde sinema seyircisi ve sinema salonu geçen görüntüler bir araya getirilmiş.

BEŞ KAMYONLUK YILMAZ GÜNEY ARŞİVİNDEN

Fanatik sinema seyircisi olmak belli temel özellikleri de içinde barındırır. Fanatik sinema seyircisi, hayranı olduğu ünlünün peşinden koşmaktan yorulmaz, sinema konulu koleksiyonunu oluştururken çiklet ambalajından, çay tabağına pek çok objenin yanında; araştırma kitaplarını, romanları, özel sayıları es geçmez, saçını ‘o’nun gibi tarar, makyajını onun gibi yapar ve hatta onun gibi konuşup, onun gibi yürümeye özenir.
Sergide aynı zamanda fanatik olarak adlandırılabilecek üç isim büyüteç altına alınmış: ‘çocukluğunun hayal kahramanı’ olarak tanımladığı Filiz Akın’ın öldüğü filmlere tahammülü olmayan Pınar Çekirge, ‘Şoraykolik’ lakabını gururla taşıyan ve Türkan Şoray’ı ‘hayatının anlamı’ addeden Metin Şamdan ve ‘evrensel halk kahramanı’ olarak gördüğü Yılmaz Güney için beş kamyonluk arşiv oluşturan Vadullah Taş. Yılmaz Güney’in hapishane dolabı, Türkan Şoray’ın şık bir vitrin şeklinde tasarlanan hayran köşeleri serginin en dikkat çeken bölümleri arasında.
Motivasyonunu hayranı olunan ünlüden alan bu meşakkatli uğraşın ele alındığı bölüm koleksiyonu yapılan eşyaların yanı sıra fanatiklerin kişisel yaşamlarına ve sinemayla kurdukları bağa da işaret ediyor. Sergide fanatiklerin deneyimlerini kendi ağızlarından aktardıkları videolara da yer verilmiş. 

TÜRKAN HANIM SAÇLARINIZI NEYLE YIKIYORSUNUZ?

‘Hülya Hanım kaç çocuk istiyorsunuz?’, ‘Türkan Hanım, saçlarınızı neyle yıkıyorsunuz acaba?’ ya da ‘Fikret Bey burcunuz ne?’, o yıllarda telefonla hayranı olunan yıldıza soruların sorulabildiği programlardan alınan bu örnekler çoğaltılabilir. Cevaplayanlarına ‘iki film çeksem daha az yorulurdum’ dedirten telefon bağlantılarından yapılan alıntıların yer verildiği bölüm, sergide okurken sizi en çok güldüren bölüm de oluyor aynı zamanda.
Sergi için konusunda uzman yazarların sinema ve seyirci ilişkisini ele aldıkları çalışmalarının yanı sıra görsel arşiv malzemesinin de sunulduğu bir katalog da hazırlanmış. Ali Özuyar, Özge Özyılmaz, Agah Özgüç, Naim Dilmener gibi isimlerin hem kişisel deyeimlerinden hem de döneme dair gözlemlerinden yola çıktıkları yazılarının yer aldığı katalogda, Fatih Özgüven kıpırdayan resimle seyirci arasındaki saf ilişkiyi kurcalarken, Sevin Okyay İstanbul Film Festivali üzerinden festival seyircisi olmanın inceliklerini tarif etmiş; Müge Turan Tüfenk Ses dergisinin Yeşilçam yıldızlarını hayranlarıyla buluşturma kampanyalarını ele almış, Gökhan Akçura ise seyirci olma hallerini derlediği notların yanı sıra seyirci olmayı öğreten ve sevdiren ‘Dert Ortağı’ köşesini masaya yatırmış. 

ONLINE SERGİ DENEYİMİ
‘Yüzyıllık Aşk’ aynı zamanda online sergi deneyimini de sunduğu özel bir internet sitesi hazırlamış. Sergilenen arşivlerden dijital oluşturularak sunulan seçkide fotoğraflar, gazete ilanları, biletler, dergi kapakları, gibi arşiv belgelerinin yanında sinema fanatikleriyle yapılan özel röportajlar ve nadir afişlere de erişilebilecek. ‘Yüzyıllık Aşk – Dijital Bellek’ sitesi hem sinemaseverler hem de araştırmacılar için önemli bir kaynak niteliğinde.


İSTANBUL’UN ORTA YERİ SİNEMA
Sergiye paralel etkinliklerden biri de şüphesiz film gösterimleri. 25 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında Necip Sarıcı ve Müge Turan Tüfenk’in seçtiği farklı tür ve dönemlere ait İstanbul filmleri de seyirciyle buluşacak. Programda yer alan filmlerden bazıları şöyle Ömer Lütfi Akad’ın ‘Yalnızlar Rıhtımı’, ‘Meyhanecinin Kızı’ ve ‘Yangın Var’ filmleri, Reha Erdem’in ‘Hayat Var’ı, Pelin Esmer’in ‘11’e 10 Kala’sı ve Necip Sarıcı’nın ‘Türk Sinemasında İstanbul’ filmi.
Sergiye eş olarak seçilen beş yönetmen; Erdem Tepegöz, Emre Akay, Belgin Söylemez, Merve Kayan ve Zeynep Dadak, Hakkı Kurtuluş ve Melih Saraçoğlu ise Türkiye’de sinemayı referans aldıkları birer kısa film çekiyor. Belli bir süre online platformda da paylaşılacak filmleri müze ziyaretçileri de izleyebilecek.
‘Yüzyıllık Aşk: Türkiye’de Sinema ve Seyirci İlişkisi’ başlıklı sergi, 4 Ocak’a kadar İstanbul Modern’de.