Yol arkadaşım Neşet Ertaş

Yol arkadaşım Neşet Ertaş
Yol arkadaşım Neşet Ertaş
Evde bir afişte hatırası yaşayan 'Anadolu Turnesi', babamın 1972'den 1973'e kadar süren yolculuğu... Yolculuğu kıymetli kılansa, yol arkadaşının Neşet Ertaş olması
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

“14 Kasım 1973 Manavgat Ferik’teyiz. Oteli bastı halk. Kapıda birikip ‘Neşet Ertaş buraya gelmez, siz bizi mi kandırıyorsunuz’ diye kapıyı kırmaya kalktı. Neşet Ertaş indi merdivenlerden yavaş yavaş, incecik, çelimsiz. Yine inanmadılar. Çıkardı cebinden gösterdi kimliğini, onu omuzlarına alıp meydana taşıdılar.”
Muhtıra yüzünden yolların kapalı olduğu yıllar. İnsanlar en çok ‘Mahpushaneye Güneş Doğmuyor’ türküsünü ister, asker sahneye sürekli uyarı yollar, programları kısa tutmalarını söylermiş: “Asker sahneye kadar geldi. Programı en geç 12’de bitirin dedi. Neşet Hoca, ‘Ben Abdalım, garibanım, inemem’ deyince, asker zorla indirdi.”
Turne bir yıl sürmüş. Babamın eğlence olsun diye çıktığı yol, Neşet Ertaş’ın geçim derdi. Memur maaşından hallice almışlar, tahtakurusu dolu yataklarda uyumuşlar. Ertaş en çok bulgur pilavına sevinmiş, lüks ikramları geri çevirmiş.
Babamın en unutamadığı anı Hacı Taşan’ın da kendilerini dinlemeye geldiği gün: “Hacı Taşan geldi. Neşet Ertaş sahneye çıkacak çıkmıyor. Saz çalacak çalmıyor. En sonunda ‘Abdallarda bir gelenek vardır, usta yol vermeden saza vurmayız’ dedi. Hacı Taşan hastaydı, iki kişi koluna girip sahneye getirdi. O sahneye çıkıp tezenenin tellerine vurunca, Neşet çalmaya başladı.”
Yıl 72, Neşet Ertaş’ın Leyla’nın etkisinde olduğu yıllar. Turnenin son günü, ‘Mühür Gözlüm’ü söylemiş, söylemiş. Şarkı 20 dakika tutmuş, ozan sahneden inmemiş. En nihayet bitince, “Bittim” deyip bırakmış sazı yere.