Yolumuzu tıkayan kanıtlar

Yolumuzu tıkayan kanıtlar
Yolumuzu tıkayan kanıtlar
'Kanıt' eli yüzü düzgün bir iş, ama polisiye dizilerin dünyadaki örneklerini iyi bilen izleyiciler çok daha fazlasını bekliyor

Klişeleşmiş bir söz öbeğidir “üçüncü sayfa haberi” ve durumu gayet iyi özetler: Sıradan insanların sıradışı felaketleri... Ülkemiz üçüncü sayfa haberleri açısından ne yazık ki pek faal olsa da bunun televizyon dizilerine yansıması o kadar verimli değil. Polisiye dizi arşivimiz sınırlı örneklerle dolu. Hele ki Amerikan polisiyelerine takılan biriyseniz mesela ‘Arka Sokaklar’ başladığında doğrudan kanal değiştirmeye yelteneceğiniz kesin. Zira yabancı örnekleri izlemenin en zihin açıcı yanı, ana karakterlere fazla bulaşmadan polisiye bir olayın kovuşturma aşamalarını takip edebilmenizde yatar. Suç işlenir, ekibimiz devreye girer, delilleri toplar; sonunda hepsini birleştirip olayı çözer. Ekip üyeleri arasındaki ilişkilerden dem vurulmaz demiyorum. Ama dozunda kalır.

Böyle yaklaştığımızda Kanal D ’de yayımlanan ‘Kanıt’ bu tür polisiyelere en yakın örnekmiş gibi duruyor. İlk bakışta meşhur ‘C.S.I’ serisinden izler taşımasına rağmen Sevil Atasoy’un konsept danışmanlığı sayesinde senaryonun gerçek olaylardan esinlenilerek oluşturulduğunu biliyoruz. Dolayısıyla gerçekçi bir atmosfer siniyor ekrana.

Bir sosyal sorumluluk polisiyesi
Ama... ‘Kanıt’ aynı zamanda “toplumu bilinçlendirmek” gibi iddialı bir söyleme sahip bir dizi. Adli tıp laboratuvarlarının bir çeşit teknoloji üssü, emniyet teşkilatı çalışanlarının da son derece uzman olduğunu düşünebilirsiniz izlerken. Haydi diyelim ki caydırıcı bir etki de yaratıyor. Peki ya sonrası? Batı’da yüksek izlenme oranlarına sahip polisiyeleri dikkatle takip ederseniz, altmetinlerinde doğrudan toplumsal mesajlar gizlendiğini çabucak anlarsınız. Irkçılıktan, kadın tacizinden, çocuk işçilerden tutun da homofobiye, sınıfsal çatışmalara, ayrımcılığa yönelik bir dolu ihtar taşır. Bir başöğretmen ciddiyetinde, gözünüze soka soka ayrımcılık yapmayın derler; kadınları aşağılamayın, çocuk işçi çalıştırmayın... Yoksa kanun tepenize biner.
Bizim polisiyeden anladığımızsa altta dıbır dıbır gergin bir müzik, bolca aksiyon, biraz merak ve gizem, bir tutam da teknik zımbırtı... Caydırıcılık etkisi en fazla “Abi teknoloji çok ilerlemiş; burkaya girsen yine seni bulurlar” tedirginliğinde. Toplumsal mesaj kaygısı ise tam tersi istikamette. Eşcinseldir öldürülür, kadındır tecavüz edilir: Toplumsal algıyla aynı düzeyde yani. Şimdiye kadar ‘Kanıt’ta bunun zıddı bir kanıta rastladım mı? Hayır...

Polisiye Klişeler 
-Büyük bir gizem taşıdığına inanılan bir karakter varsa suçlu kesinlikle o değildir; onu araştırarak boşa zaman kaybedilir.
-Genç polis memurunun sorguya çekmek için evine gittiği şüpheli^, seri katilin ta kendisidir. Teşkilat aynı anlarda ipuçlarını birleştirerek bu bilgiye ulaşır; ama polis eve girmiştir bile...
-Kahramanımız somut delili bulur, haber vermek için dışarı çıkar. Geri döndüğünde delil kaybolmuştur ve o sözcükler dökülür ağzından: “Yemin ederim buradaydı.”
-Kahramanımız suçluyu belirler; onun da olduğu bir ortamda ayrıntıları sıralayıp adını açıklar. Suçlumuz kaçacağına en pişkin ifadesiyle gülümser: “İlginç teori dostum, ama kanıtın nerede?”


    ETİKETLER:

    Mayın

    ,

    haber

    ,

    Kanal D