Yüzleşmesi zor resimler

Ressam Arzu Başaran, yeni eserlerini 27 Kasım'a kadar Nişantaşı'ndaki Contemporary Art Marketing (CAM) Sanat Galerisi'nde sergiliyor.
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Ressam Arzu Başaran, yeni eserlerini 27 Kasım'a kadar Nişantaşı'ndaki Contemporary Art Marketing (CAM) Sanat Galerisi'nde sergiliyor. Sanatçı, geçtiğimiz yıl yüzlerden yola çıkarak açtığı sergisinde bıraktığı üç noktayı, yeni sergisine koyduğu 'Belleğe ve Zamana Ziyaretler' başlığıyla devam ettiriyor. Yapıtlarında ele aldığı 'bellek, kimlik ve zaman' gibi meseleleri bu kez daha da seçici davrandığı yüzler ve giysilerden hareketle ele alıyor. Galerinin derinliği daha kapıdan girer girmez, Başaran'ın yüzleriyle katlanarak, artıyor.
Bu kez 24 ayrı rengin, 24 ayrı dünya ve insanın sureti. Mum ışığında çözülen 24 kutulu bir bulmaca; ya da Başaran'ın kelimeleriyle 'bir koro'. Ve bir iki büyük portre. Hepsi de loş bir aydınlıkta. Sizi karşılıyor. Bir kamera şakası gibi aniden karşısına alıyor. Ama sabırla ve samimiyetle, suretin aslına bakınca, bu yüzlerin de -tıpkı daha öncekiler gibi- ne kendileri ne de birbirlerine ait olmadıkları duygusu belirmeye başlıyor.
Her yüz kendine dönük
Sanatçı galeri girişindeki bu 'estetik tuzak'la, karşısında dizili başka başka tarihlerin her insanını, 'kendi başının çaresi' ve çaresizliğine bakakalmak zorunda bırakıyor. Hatta neredeyse, bu yüzleri ortaya çıkarmanın yegâne, en 'kıstırma' yolunun, onların 'başlarında beklemek' olduğunu söylemek bile mümkün.
Sanatçının benliğine baskın yapmış bu yüzler, bir anlamda insan olarak Arzu Başaran'ın tercihlerini, kendi hayatına yaptığı rol dağılımını da dışavuruyor.
Bu bakımdan sergi, kendini 'Başaran'ın belleğinde sabır, özgürlük ve sebatla derinleşmiş bir kazı alanı' olarak da okutuyor. Üstelik sanatçı, bu kez izleyiciyi daha da önemsediğinin farkında. Olanları "İzleyiciyle yüzler arasında bir ilişki kurulması söz konusu. O yüzlerin izleyicisiyle ilişkisi, ortaya seçilmiş bir anın çıkmasına yol açsın istedim. Belki 10, belki 5 dakika içinde o yüzlerden izleyiciye uzanan bir kimlik sorgusuna kadar inilsin istedim." diye anlatıyor.
'Ressamın yüzleri'nden her biri, etrafta sanatçıya bile bakmak istediği kadar bakıyormuş, ya da izleyicisiyle kendi istemiyle 'muhatap'mış gibi bir hava yayıyor. Çünkü hiçbiri, hiçbirşey talep etmiyor. Onlarla tıpkı günlük hayatta olduğu gibi, doğrudan iletişime geçmeniz gerekiyor.
Giysiler, yüzlerden mutlu
Başaran'ın sergisinde yer alan, 'imaj çağının dökük derileri', giysiler için de aynı durum söz konusu. Ama Başaran'ın iki yıl önce Paris'te, defterlere tek tek özenle işlediği bu giysiler, neredeyse yüzlerden daha kaygısız. Sanatçı, bu giysilere kendi deyişiyle 'terk edilmiş, ölüme ait şeyler' olarak bakıyor. Haklı da. Çünkü hepsi, Paris doğumlu. Ölümün cesaretiyle bezeli, yaşamın dalgasını geçiyor. Eğer varsa, serginin en 'deli dolu' ödülü, bu. Anlam koridorunun, bellek sınavının sonu. Hatta, onlarla buluşan her çift göze 'farklı muamele çeken' bir hazine.
Galiba, bu çehrelerin, hele hele kocaman olanlarının karşısına geçmek, insanda 'yüz istiyor'. Üstelik eğer olur da, onlara 'yüz vermezseniz', inanın hiçbiri pek de öyle size gücenekmiş gibi durmuyor. Arzu Başaran'ın sergisi, 27 Kasım'a kadar CAM Sanat Galerisi'nde. Tel: 0212 234 39 01