Yüzük verirlerse alma!

Tabii efsanelerde öyle olmuyor; yüzüğün kendisine verilip verilmeyeceğine kahraman karar veremiyor.
Haber: Film Eleştirisi: Fatih ÖZGÜVEN / Arşivi

Tabii efsanelerde öyle olmuyor; yüzüğün kendisine verilip verilmeyeceğine kahraman karar veremiyor. Bu yüzden de kendisine
'tevdi edilen' yüzükle birlikte ya da onun boyunduruğunda başına gelecekleri çekmek zorunda. Kelt efsanelerinin bütün kahramanlarıyla Yuvarlak Masa Şövalyeleri'nin
(orada mistik bir kâse aranıyor burada mistik bir yüzükten kurtulunmaya çalışılıyor), Britanya adasının bütün cin-peri ahalisinin hep birden rol aldıkları duygusunu veren 'Yüzüklerin Efendisi'nde bir kısım seyirciye de böyle oluyor. Eğer itiraf etmeye cesaret edebilirlerse...
Kardeşlik her şeye kadir
'Yüzük Kardeşliği'nden daha bağlayıcı, daha masonik bir şey varsa o da herhalde
'Yüzüklerin Efendisi hayranları kardeşliği'dir! Romandan hazzetmeyenlerin bu ezici çoğunluk karşısında yapabileceği en iyi şey susup oturmaktır. Zira kardeşlik her şeye kadirdir, kolu her yere uzar.
Peki ama, yeniden keşfedilen bu efsane edebiyatından, Gotik-Keltik-FRP'matik kahramanların kol gezdiği film ve romanlardan
ölesiye sıkılanlar yok mu? İyiyle kötünün bu bitmez tükenmez, mitik çarpışması yetti diyenler? Adlarını aklımda tutamadığım cin-peri taifesi, birbirine benzeyen iblisler bana bir tat vermiyor, diyenler? Bir adım ileri çıksınlar lütfen.
Onlar adına-korka korka da olsa-sesimi yükseltmek istiyorum. (Dolayısıyla bu bir 'eleştiri' yazısı değil. Biraz uzunca olmasından başka suçu olmayan, makul bir masal-macera filmi olan 'Yüzüklerin Efendisi'nde 'eleştirilecek' bir şey yok. Zaten mit eleştiri 'tutmaz', üzerinden kayar gider; 'Ya içindesindir çemberin ya da dışında' meselesi.)
Joseph Campbell, Batı mitolojisine ayırdığı kitabında mitolojinin bir işlevinin de 'bireyi toplulukla organik bir ilişki içine sokmak' olduğunu söylüyor bize. 'Bir mitolojinin ve onun ifadesi olan ritüellerin toplumsal işlevi, söz konusu grubun her bir üyesinde bir 'hissiyat sistemi' oluşmasını sağlamak'; bu da onunla grubun çıkarları
arasında doğrudan doğruya bir bağ kurulmasını
sağlıyor.
Avcı bir topluma uyan 'hissiyat sistemi', tarım toplumuna uymuyor, vs. 'Hissiyat sistemi'nin Tanrı ya da tanrılar ile eşanlamlı olduğu zamanlarda işler yolunda, ama 'eski tanrıların öldüğü noktada' inancın odak noktası insan oluyor ve işler karışıyor. "Eğer," diyor bütün bunları 1964'te yazan Campbell, "mitolojik olarak Tanrı'da uyandırılan sevgi ilkesi her bir bireyin içinde uyandırılıp nefret ilkesini yenmezse, bizi bekleyen sadece bir çoraklıktır ve dünyanın efendileri onun düşmanları olacaktır."
'İnsan'ın bayağı bir can çekiştiği,
'birey'in 'ölmese de kötü kokular saçtığı', Campbell'in tarif ettiği noktaya epeyce yaklaşıldığı günlerde yeni 'hissiyat sistemleri'ne ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla yeni mitolojilere. 'Yüzük' Kardeşliği, onun
uzantısı oduğu ileri sürülebilecek FRP (Fantasy Role Play) kült(ür)ü ve türevleri yeni mitolojiler öneriyor. Bunlar yeni gibi görünen ama epeski mitolojiler. İskeletlerini en eski mitolojilerden alıyorlar, eti-siniri-yağı da 'tanrının ölümü' ile 'insanın can çekişmesi' arasında keşfedilen 'kült'ler, ağırlıklı olarak teknoloji ve onun ıvır zıvırı sağlıyor.
Böylece eski mitolojilerden kendimize beğendiğimiz elbiselerle, bilgisayar başında ya da sinema salonunda 'eski' dünyanın köşelerine tutunmaya çalışılıyor. Ama belki sadece ortak, mitik bir bilinçaltına suni teneffüs yaptırılıyordur. O da dirilmemekte inat ediyordur; Liv Tyler sadece Liv Tyler, Elfler ecesi değil bazılarımız için. Bazılarımız için en seçkin prodüksiyon, en
abartılmış masal filmi bu ölü mitolojik yaratıkları diriltecek güçte değil ve yeni bir mitoloji konusunda dişe dokunur bir teklifimiz yoksa da, bu bahçe cüceleri karnavalından da müthiş sıkılıyoruz!!!